"Hoşça kal anne, baba. Noel'de görüşürüz." Dedi Lily, annesine ve babasına el sallayarak. "Evet Mr. Evans, Mrs. Evans, çok teşekkürler." Dedi Harpy. "Her zaman bekleriz canım." Dedi Mrs. Evans, kızına miras bıraktığı kızıl saçları rüzgarda uçuşurken. "Saat neredeyse 11 olmak üzere kızlar." Dedi Mr. Evans. "Hadi bakalım. Lils, Harpy. Noel'de görüşürüz." Lily ve Harpy eşyalarını iterek bölmeye doğru yürümeye başladılar, bir an sonra ise kırmızı Hogwarts Ekspresi karşılarındaydı. "Shelly bizimle burada buluşacaktı." Dedi Harpy, saatine bakarak. "On dakika kaldı, hala ortada yok." "Ah olamaz? Muhteşem üçlü eksildi mi yoksa?" Kızlar arkalarını döndüler, James Potter orada duruyordu. "Seni ilgilendirmez Potter." Diye mırıldandı Lily, yeşil gözlerini kısarak. "Aaa Evans! Hala küs müyüz?" James onun etrafından dolandı, kolunu omzuna attı. Lily sinirle James'in kolunu itti. "Yeter Potter! Harpy, hadi gel, Shelly ile daha sonra buluşuruz." Harpy omuz silkti, James'e sırıttı ve eşyalarını sürükleyerek Lily'nin peşinden yürümeye başladı.
Sirius başını arkaya yaslayarak koltukta yayıldı. Hogwarts Ekspres henüz hareket etmişti, ama İngiltere'nin yeşil kırlarını geçmeye şimdiden başlamışlardı.
"Çatalak! Patiayak!" İçeri kısa boylu, toplu bir çocuk girdi, sarımsı saçları kafasına yapıştırılmış gibi duruyordu. "Hey, Kılkuyruk!" dedi Sirius kıpırdamadan, Peter Pettigrew geçip karşısına, James'in yanına oturdu. "Yazın nasıldı?" Peter heyecanla "Normal. SENİNKİ nasıldı asıl? O kadar çok şey duydum ki! Sen-yazı Jameslerde mi geçirdin şimdi?" Sirius başını salladı. "Vayyy." Peter çok etkilenmiş görünüyordu. "Aylakla konuştunuz mu?" James başını salladı. "Evet, biraz kızgın gibiydi. Sirius'un annesi, biraz fazla yaygara koparmış ve Aylakların evine gitmiş." "Aylak'ın evi mi? Ne alaka ki?" diye sordu Peter. "Of Kılkuyruk azıcık çalıştır kafanı. Sirius'un oraya gittiğini sanmış sanırım, ve ziyareti pek hoş olmamış." "Aa.Peki sizin eve geldi mi?" Sirius 'hayır' anlamında başını salladı. "Cesaret edemezdi. Potterlar annem için korku kaynağı, onların mevkisinde olamadığı için tırsıyor." Sırıttı. "Annemin tırstığını görmek hoş olurdu."
O sırada kapı açıldı ve birkaç kız kıkırdayarak kafalarını uzattılar. James ister istemez elini saçına götürdü. "Hey, James…Sirius-bizim kompartımana gelmek ister miydiniz? İki kişilik boş yerimiz var." Dedi esmer olanı. Kızların hepsi aynı anda kıkırdadı. Sirius soğukça onlara baktı. "Üç kişiyiz." Kızların kıkırdamaları birden kesildi, esmer kız bozulmuşçasına "Eh… sıkışabiliriz." Dedi. Sirius James'e çabuk bir bakış attı, gitmeye gönüllü görünüyordu. Ama tam o anda, kompartımanın kızların kaplamadığı tarafından bir kafa göründü. "Sirius?" Sirius gülümseyerek ona baktı. "Harpy." Ayağa kalktı, kapıya yürüdü. Kızlardan birini iterek dışarı çıkarken Harpy'ye ışıldayarak baktı.
Harpy, onu görünce ayağa kalkmış Sirius'a gülümsedi. Sirius onun yanına gelmek için kapıda duran Alexis Blackhead'i sertçe iterek dışarı çıkarken, Alexis, Harpy'ye nefret dolu bir bakış fırlattı. Harpy sanırım bundan sonra böyle olacak, diye düşünmekten kendini alamadı, Sirius'un her binadan ve her yaştan bir sürü hayranı vardı.
"Sirius." Dedi Harpy, ona bakarak. Ne diyeceğini kestiremiyordu. Ona en son gördüğünden beri çok uzun zaman geçmiş gibiydi, oysa sadece 3 hafta olmuştu. Sanki o zamandan beri siyah saçları biraz daha uzamıştı, ama onun dışında hiçbir değişiklik yoktu-her zamanki gibi mükemmeldi. Onlar orada dururken, Harpy arka planda ona şeytani bakışlar atan dört kızı fark etmeden edemedi. Sirius arkasını hafifçe dönerek onlara baktı, alçak sesle "Başka bir yere gidelim mi?" diye sordu. "Ah- Sınıf Başkanları Kompartımanı'na gitmem gerekiyor, Sirius, sadece seni görmek istedim." Dedi Harpy. Sirius sırıttı. "Eh, beni nerede bulacağını biliyorsun." Kompartımanı işaret etti. "Çok uzun sürmez." Dedi Harpy, hızlı hızlı yürümeye başlamadan önce.
Sirius Harpy'nin köşeden döndüğünü görünce kompartımana geri döndü, yüzünde keyifli bir sırıtış vardı. Kapıda hala duran dört kıza aldırmadan kapıyı çarparak kapattı ve koltuğundaki yerine kuruldu. Jamesle Peter ona şok olmuş gözlerle bakıyorlardı. "Harpy?" dedi James. "Harpy!" Sirius başını salladı. "Siz-demek siz çıkıyorsunuz!" diye mırıldandı Peter. "Ne zamandır?" Sirius "Temmuz…sonu" dedi hala keyifle sırıtarak. James "Hiç bahsetmedin." Dedi, sesi biraz alınmış gibiydi. Sirius "Hmm-aslında bu-evet… bahsetmedim." Diye mırıldandı. "Demek baykuşumu sürekli ona gönderiyordun?" Sirius yine başını salladı. "Peki siz…yani..onla.." dedi Peter. Sirius başını salladı. "Harpy öyle bir kız değil. Böyle bir şeyi ondan istemem henüz." Peterla James bakıştılar, Sirius'un böyle bir şey söylediğini duymak kırk yılda bir rastlanacak bir şeydi-onlar daha önce rastlamamışlardı mesela.
Lily ve Shelly bir kompartımanda iki kızla birlikte oturuyorlardı. Bu kızlardan biri onlardan bir yaş küçük, Hufflepufflı Melissa Mc Dorme'du, yani Shelly'nin biricik dedikodu kaynağı. Diğeri ise, onun Gryffindor'daki ablası, Cypette Mc Dorme. "Jenny'nin Louie ile çıktığına inanamıyorum!" dedi Shelly arkasına yaslanarak. Elindeki Kazan Pastası'ndan kalanları ağzına attı. "Yani, o kız güzel bile değil." Melissa halden anlar bir şekilde başını salladı. "Ve kim Jenny'nin peşinde biliyor musun? Sirius!" dedi. Shelly Lily'ye baktı. "İşte bunda yanılıyorsun, Mel." Dedi keyifle. Melissa "Hadi ya? Kimin peşinde peki?" diye sordu, kaşını kaldırarak. Shelly koltuğunda dikleşti, sanki sonunda Melissa'dan önce bir dedikoduyu duymanın keyfini iyice sürmek istiyordu. "Sevgili Sirius Black" dedi ellerini ovuşturarak "yani kızlarla iki günden fazla takılmayan Sirius Black, neredeyse bir buçuk aydır şu anda burada bulunmayan arkadaşımız, Harpy ile çıkıyor!" Melissa ona baktı. "İmkansız! Harpy ile mi? Ama Harpy-Sirius-onlar çok… uyumsuz." Dedi. Shelly ona baktı. "Ne yazık ki, bu bilgiyi ÇOK emin kaynaklardan aldım, yanılmam İMKANSIZ." Sırıttı.
