Tatlı doktorumuz hala ayaklari ile çırpınıp bağırmaya çalışırken BLU Soldier oralı değildi. BLU Soldier, "Bunu yaptığım için üzgün değilim ama-"

Medic cümlenin sonunu duyamadan suratına iyi bir yumruk yiyerek dünyaya gözlerini kapadi. BLU Soldier, artık bir çırpınış gelmediğinden Medic'in bayılmış olduğuna emin olmuştu. Medic'in silahlari yerde kalmıştı. RED Takımı'nın yerinde şu an herkesin elinde bira, galibiyetlerini kutluyorlardı.

"Hey, Soldier. Hızlı düşün!" Scout'ın cırtlak sesi duyuldu ve Soldier'ın kafasında bira şişesi patladı. Soldier yerinden fırlayarak, "Şimdi ölüm zamanı, maggot!" diye bağırarak Scout'ın boğazına yapıştı. Scout Soldier'dan kurtulmaya çalışırken Engineer istemeden kendi kendine güldü. Ardından içeriye Heavy girdi ve,

"Hey Heavy, güzel işti bu gün." dedi Sniper Heavy'e dogru yaklaşıp. "Da." dedi Heavy olduğu yerde dururken. Demo, "Bi' bira kap ve oturup galibiyeti kutla!" "Şu an işim var, bir dahaki sefere." dedi Heavy bir an önce gidebilmek için. "Ama kazandık! Otur iç!" "Sen yenilince de içiyorsun ki." dedi Sniper gülümsemesini gizlemeye çalışarak.

Heavy gülümseyerek doktorun labratuvarina doğru yolunu aldı. Kendi ölümünden beri görmemişti doktoru. Belli ki bir şeyler vardı. Kapının önüne gelince elini yumruk yapip kapiyi çaldı, cevap alamayınca kapıyı kendisi açıp içeriye adım attı.

Sürprizine Medic orada değildi. Odada sadece Medic'in güvercinlerinden bazıları duruyordu ve Rus'a bakarak ötüyorlardı. Birkaçı Heavy'nin önündeki masaya doğru uçup kondular. Heavy arkasını dönüp odayı terketmeden önce uzanıp onları okşadı. Labratuvarda değilse belki odasında? Medic'in odasına doğru yönelip kapıyı çalıp içeri girdi ve orada da Medic'e dair bir iz yoktu, sadece ona doğru öten birkaç kuş dışında.

Bu Heavy'nin kafasına pek oturmamıştı ve onu endişelendiriyordu. Odasında ya da labratuvarı dışında bir yerde olması Medic'e göre değildi pek. Ancak Engineer ile yeni bir proje üzerinde çalışmıyorsa. İçinden sıradaki durağın Engie'nin atölyesi idi.

Büyük bir umutla atölyenin kapılarını açıp içeriye girdi. Bu ani giriş Engie ile Pyro arasındaki konuşmayı bölmüştü. Engie,

"Hey büyük adam, bir şeye mi ihtiyacın vardı?" sordu Engineer Heavy'i incelerken.

Heavy dikkatini Teksas'lıya verip, "Medic'i gördün mü?"

Engie kafasını sallayarak, "Savaştan beri görmedim."

Pyro'ya baktı ve Pyro omzunu silkeledi.

"Labratuvarına baktın mı?"

"Da. Ve odasına da."

"Huh..." Engie bir süreliğine düşündü. Aslında burda bir sorun olduğunu düşünmüyordu. Medic üsslerinde istediği yerde olmakta kısıtlı falan değildi. Ve kontrol edilmesi gerekilen bir çocuk falan da değildi. "Uh, şey... Etrafta bir yerlerde olmalıdır."

Heavy içindeki kötü his ile içini çekti. "Diğer çocuklardan bazıları onu görmüştür, eminim." dedi Engie salona doğru yolunu alırken. Heavy Engie'ye doğru baktı ve haklı olmasını umdu. Scout'u kendilerine doğru koşarken görene dek salona doğru yürüdüler. Scout yanlarından geçmeyi planlıyordu ki Engie Scout'ı tişörtünün arkasından tutup onu durdurdu.

"Ne oluyor adamım?!" diye yapıştırdı Scout Engie'den kurtularak.

"Sakin ol çocuk. Sadece soru sormak için geldim."

"Yani kimse onu görmedi. Hm?" sordu Spy paralı asker grubuna. Şimdi hepsi kayıt odasındaki masanın etrafına oturmuş, kayıp dostlarınının nereye gitmiş olduğuna kafa yoruyorlardı. Herkes kafasını salladı.

"Onun nerede olduğunu biliyorum!" ddi Soldier bütün ilgiyi kendine çekerek. " Bizi terk edip ülkesine ihanet etti! Şimdi kendi Nazi yurduna America'nın tüm sırları ile birlikte gidiyor!"

"Soldier," Engie uzun sessizliğin ardından konuştu. " Eminim, eğer gidecek olsaydı en azından arabasını alırdı."

"Ve kuşlarını da." Heavy katıldı. "Onlarsız asla ayrılmaz." Engie buna kafa salladı.

Sniper çenesini düşünce ile kaşıdı ve, "Bir yerde sıkışıp falan kalmadığına emin misiniz?"

"Derken?" Spy bastırdı.

"Hani belki savaş arenasında bir yerde yaralı şekilde yatıyor ya da üzerine bir şey düşmüş falan olabilir? İlk defa da değil yani bu."

Spy başını salladı. "Bu demektir ki dışarı çıkıp onu aramaya başlıyoruz. İtirazı olan?" Scout'ın sinir olmuş iniltisinden başka hiçbir ses çıkmadı, Spy'da zaten aldırmamıştı.

"Güzel, şimdi bölünün." Herkes yerinden kalkıp gün içerisinde ikinci defa savaş alanına doğru yol aldılar.

Uzun bir arama oldu, Sniper de tüfeğinin dürbünü ile her yeri bir kuş gibi gözetliyordu. Medic'den hiçbir iz yoktu ve geç olmaya başlamıştı. Yakında hava kimsenin işine yaramayacak kadar karanlık olacaktı.

"Bir şey buldunuz mu?" sordu Spy sessizce yaklaşarak.

"Bilyorsun spook, eğer sen de katılsaydın biraz daha hızlı olabilirdik." Sniper sesindeki öfkeyi gizlemeye çalışmamıştı bile.

"Hepinizin iyi idare ettiğini düşünüyordum," Dedi bir yandan aşağıda Soldier'ı izleyerek. "Biraz kötü gözüküyorsun." Dedi Spy normal bir şekilde.

"Medic'imiz kayboldu, hepmizin endişeli olması gerekmiyor mu?" Sniper onu fırçalamaya çalışarak.

"Tabii ki de. Ama sen bu konu hakkında diğerlerine göre daha derin düşünüyor gibisin. İçeride dahi kafanda bir şeyler olduğunu sezmiştim. Bana söylemediğin nedir?" diye sorguladı.

Sniper içini çekti. Spy'ı içten içe alkışlıyordu. İnsanların düşüncelerini okumakta gayet iyiydi. " Sadece düşünüyordum ki belki de dışarıda değildir."

"Oh, Dışarı da aramak senin fikrin değil miydi?" Spy'ın tonu alay ediciydi.

"Zeki gibi hareket etmeyi bırak ve dinle." Ayağa kalkıp Spy'a ciddi bir bakış verdi. " Belki de dışarıda değildir çünkü birisi onu götürmüştür?"

Spy kaşını kaldırıp, " İma dettiğin şey-"

"Başka olabileceği bir yer düşünemiyorum, BLU'lar onu almadıysa başka nereye kaybolmuş olabilir?"

"Peki anladım, ama bunu nasıl kanıtlamayı planlıyorsun?

Sniper Spy'a kibirli bir bakış atarak, " Spy olan sensin, değil mi? Ve işe yarar bir şey yapıyor olduğunu görmüyorum."

Spy gülümsedi ve sigarasından bir nefes aldı, "Benim gitmemi istiyorsun?"

"Lanet olsun, evet."

"Pekala, yaparım." dedi Spy gülümsemeye devam ederek.

Sniper cevabına memnun olmuş şekilde başını salladı. "İçeriye girebilirsin, değil mi?" sesi meydan okuma ile doluydu.

Spy sigarasını yere attı ve gülerek üzerine bastı. "Bushman, lütfen, benim için, çocuk oyuncağı gibi olacak."

A/N: Merhaba! Çok geç oldu biliyorum ama ne yazık ki zamanım olmaı yazmak için. Ve Kzsiyah, yorumun için çok teşekkür ederim. Bir Türk'ün görebileceğini hiç düşünmüyordum ve çok sevindim :D Okuyan olduğunu bildiğim beni mutlu etti bu sayede yazmaya devam edeceğim kesinlikle.

Tekrar söylemek istiyorum Ship bu hikayede ana konu olmayacak.