BÖLÜM 2.Fırtına Öncesi Sessizlik

Toplantı odası yavaşça boşalmıştı ve içerde sadece Logan ile Ashley kalmıştı.

"Daniel'a karşı, beni savunman çok hoşuma gitti Ashley."

Ashley "Önemsiz! Biz, bir ekibiz ve ekibimdeki herkesi korurum, canım." dedi ve odandan dışarı çıkıp Daniel'ın odasına doğru ilerledi.

"Sana bir şey soracağım... Gerçekten bir X-men olma konusunda kararlımısın? Ölüm ve yaşam arasındaki, incecik ipte yürümeye çalışıyoruz ve umarım bize ayak bağı olmazsın ve yine umarım ki sana birşey olmaz" dedi.

"Yavaş ol küçüğüm ben kendime, güçlerime, ve X-men'e güveniyorum!"

"Söylesene Daniel güçlerini nasıl anladın? Yani bir mutant olduğunu..."

"Peki küçüğüm anlatayım... Babam, ben doğduktan 2 ay sonra ölmüş ve annem yeni birisiyle evlenmiş. Üvey babamla asla anlaşamazdık, her gün ayrı bir kavga... 16 yaşıma geldiğmde düşüncelerimle eşyaları hareket ettirebildiğimi anlamıştım ve bunu, üvey babamı kızdırmak için sürekli kullanırdım... O zamanlar güçlerimi kimseye söyleyemedim... 4 yıl sonra, tedavi'nin bulunduğu televizyonda duyurulmuştu ve tedavi için labratuarın önüne kadar gittim... Camdan uçan mutantı görünce tedaviden vazgeçtim ve eve geri döndüm. Üvey babam beni televizyonda görmüş... Başladık kavga etmeye... Kavgamız gittikçe büyüyüyordu. Sonunda eline av tüfeğini aldı ve tetiğe bastı... O, tetiğe bastığında gözlerim kapatmıştım ama sonra gözlerimi açtığım zaman, hiçbirşeyin hareket etmediğinin farkına vardım... Gücümü kullanarak merminin yerini değiştirdim ve zamanı tekrar ilerlettiğimde mermi üvey babamın sol dizine girdi. Bir hışınla evden çıktım ve... 6 yıl sonra işte buradayım... Peki senin hikayen ne?"

"Bende bir çok talihsizlik yaşadım... 18 yaşımda evden kaçtım ve bir barda işçi olarak işe başladım. Oradan kazandığım para ile bir otelde kalıyordum, fazla iyi olduğu söylenemezdi... Bir gece işten çıkmış otele doğru giderken 2 kişi tarafından sıkıştırıldım ve beni, taciz etmeye başladılar... Bir anda etraftaki elektrik lambaları yanıp sönmeye başlamıştı... Sanki onların güçlerini içimde hissedebiliyordum ve sonunda o elektriği kontrol edebildiğimi anladım... pantolonumu indirmeye çalışan adama iyi bir şok yaşatmıştım ve daha sonra bir anda toprağın ortadan ikiye ayrıldığını gördüm. Bunun nasıl olduğunu anlıyamadan ikinci adam içine düşüvermişti ve daha sonrasında toprak yine kapandı... Olaydan sonra çok halsizleşmişim ve sabah kalktığımda aynı yerde uyuduğumu anladım... 1 yılsonra tedavi bulundu... Tedavi yüzüne çıkan savaşta Jean ve Cyclops öldü... Tabiki de o günden sonra hayatım çok değişti... 20 yaşıma kadar aynı barda çalıştım ve sonunda 2 yıl önce buraya geldim... Şimdi de gördüğün gibi seninle konuşmaktayım."

Daniel şaşkın bir edayla "Peki, Jean ve Cyclops kim?"diye sordu.

"Cyclops, benim kuzenimdi ve Jean ise benden büyük olmasına rağmen en yakın arkadaşımdı. Jean çok ileri seviyelere ulaşmış tek mutanttı ve onun gibisi bir daha görülmedi. Onlar eğer şu anda yaşıyor olsalardı evlenmiş olacaklardı ama olmadı..."

Logan kapıyı çalmadan içeri girdi ve "Ashley, ben seni zorlamadan bu odadan çık!" dedi.

Ashley cok öfkelenmişti "Dur yavaş ol bakalım... Bu sahiplenme duygusu da nereden çıktı... Hem sen nasıl oluyorda gelmiş bana emir veriyorsun! Eğer şu an burada yanlış bir şey varsa, senin kapıyı çalmadan girip bana emir vermendir!" dedi.

Logan'ın üzüntüsü ve siniri karışmış bir şekilde yüzüne ve sözlerine etki etmişti "Anlamadın ve asla anlayamayacaksın!"

"Anladım Logan... Jean'i hala unutamadın ama o, Cyclops'u seviyordu tamammı? Ve onun boşluğunu da kapatmak için beni kullanabileceğini düşünüyorsan tamamen yanılıyorsun!" dedi Ashley ve ağlayarak odadan çıktı.

Daniel cidden sinirlenmişti "Yaptığını beyendinmi... Senin gibi bir hayv-"

Logan o kadar sinirliydi ki şuracıkta Daniel'ı öldürebilirdi... Ashley'yi üzmeyi o da istememişti... Adamantium pençelerini cıkardı ve tam Daniel'a doğru ilerlerken odanın kapısı açıldı.

"Kimseye zarar gelmeden ikinizde durun!" dedi profesör... O anda, Logan'dan bir inilti geldi ve Daniel'ın elinde, Logan'ın pençesinden bir parça duruyordu... Daniel'in sırıtışının yerini yavaş yavaş şaşkınlık alıyordu... Logan'ın pençesi düzelmeye başlamıştı ve Logan profesöre döğru döndü.

"Evet profesör, niye gelmiştiniz?" diye sordu Logan kendini beğenmiş bir hava ile.

"Siz ikiniz ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Dışarıda büyük bir savaş başladı ve siz savaşı durdurmakla değil birbirinizle kavga etmekle uğraşıyorsunuz!"

"Ama prof-"

"Yeter logan sus ve odadan çık! Sana gelince Daniel, sende uslu durmalısın bence... gereksiz yere olay çıkartma!"

"Ororo, ne yapacağımı bilmiyorum... Onu gerçekten seviyorum... Onun için her şeyi yaparım ama o, hala benden uzak... Onu hala tanıyamadım..."

"Dinle ashley, kabul ediyorum o, çok zor bir adam ve bu günlerde inan ki kafası çok karışık. Ne yapacağını bilmiyor... İşleri nasıl yoluna koyacağını da bilmiyor... Son zamanlarda şu casusluk meselesiyle de çok uğraşmaya başladı... Bence, ona biraz hak vermelisin."

"Yapamıyorum... Deniyorum ama kapalı bir kutu gibi... Ne zaman yanına gitsem kendini benden kaçırıyor. Sanki, onu unutmaktan korkuyor..."

"Bilemiyorum... Bu Logan, benim tanıdığım Logan değil. Onda son zamanlarda bir şeyler eksik ama ne olduğunu bilemiyorum. Sana tek söyliyebileceğim, onun hala iyileşmediği... Belki vücudu, evet iyileşti ama ruhu hala Phoenix'in açtığı yaralarla boğuşuyor."

Uzun bir sessizlik oldu... Sanki bu gece hiç bitmiyecekmişçesine saatler ilerlemiyordu... Gökyüzünden kayan bir kuyruklu yıldız aslında hepsine birer umut gibi ilerledi. Sonunda storm sessizliği bozarak konuşmaya devam etti.

"Bak Ashley, Direniş gecesini biliyorsun... Devlet o savaşın yaralarını gizlemiş olabilir ama sana herşeyi anlattık...O gece olan olayı da biliyorsun; Logan ve Jean arasından geçen... Bunun için Logan, bir yandan Phoenix'ten nefret ediyor... Jean'i öldürmek zorunda kaldı. Ama diğer yandan nefret ettiği kişi zaten sevdiği kişi..."

"Ama onca yıl geçti... Daha hala aynı şeylerle boğuşuyor!"

"Şunu unutma Ashley, yaralar zamanla iyileşebilir ama izleri daima kalır!"

"Hey Carl, Marie'nin odası nerede biliyormusun?"

"Senin odanın iki yanı... Ama Daniel, dikkatli ol derim ben sana!"

"Merak etme sadece konuşmak için gidiyorum. Hey bu arada sen nasıl buraya geldin?"

"Beni ailem getirdi... Direnişten 1 yıl önce sokakta çok büyük bir kavgaya karışmıştım... Çocuklardan biri bıçak çıkartmıştı ve bir anda onu, gözlerimden çıkan ışınla yokettmiştim... Sonra olanları aileme anlattım. Onlar hiç kimseye söylemememi tembihlediler. 18 yaşıma geldiğimde direnişin üzerinden 3 yıl geçmişti ve bende buraya geldim."

"Pekala. Şimdi sen, istediğin zaman gözlerinden ışın çıkartabiliyorsun değilmi?"

"Evet. aynen öyle. Sana Rouge'un yanında başarılar, buna ihtiyacın olacak."

Daniel, odadan çıktı ve Rouge'un odasına doğru yola koyuldu... Belli ki okulda uyumayı başarabilen tek mutant Rouge'du. her gece erekenden uyumayı tercih ediyordu çünkü Boby'le bir tek orada buluşabiliyordu... Daniel, yavaşça kapıyı açtı ve Rouge'un yanına doğru yaklaştı... Omzuna dokunarak uyansın diye yavaşça onu dürttü ama bunun ne gibi sonuçlar doğuracağını bilmiyordu... Rouge bir anda paniğe kapılıp elleriyle Daniel'ın kolunu tuttu ve güçlerini emmeye başladı... Acısı artmaya başlayan Daniel ne yapacağını bilmeden zamanı durdurdu ve bu işleri daha da kötü yaptı... Daniel bayıldığında, zaman tekrar akmaya başladı. Okul bir anda Rouge'un çığlıklarıyla yankılanmıştı... Herkes, Rouge'un odasına geldi, Daniel, hemen hastane kanadına götürüdü. Rouge da o andan sonra bayıldı.