not: gecikme için üzgünüm; ama bu hikaye beni pek sarmadı... sadece flashbeckleri yazmak hoşuma gidiyor ve gerisini beğenemiyorum bir türlü. o yüzden gene pek uzun değil ve devam etmeyeblirim. marauders'a mı devam etsem yoksa buna mı? hr şey sizin yorumlarınıza bağlı elbette:) iyiki varsınız!!


"Miss Granger! Biraz konuşabilir miyiz?"

Günün ilk iki dersi olan Muggle Araştırmaları bitmiş, sınıf dağılıyordu. Hermione Profesör Jason'un onu çağırmasına şaşırarak masasına doğru seğirtti.

Şeyy… Yanılmıyorsam sen Harry Potter'la arkadaşsın, değil mi?"


"Bu arada, şu Profesör Jason…" dedi Hermione Kehanetten çıkmış –Hermione aynı zamanda Muggle Araştırmalarından da çıkmıştı- Biçim Değiştirmenin sınıfını ararlarken. "…bir şeyler olduğunu söylemiştim size! Ders çıkışında, bana dedi ki-"

"Bir dakika bir dakika, sen ne zaman onun dersine girdin Tanrı aşkına?!" dedi Ron gözlerini kocaman açarak. "Sabahtan beri birlikteyiz ve sadece Kehanet vardı Hermione!"

"Üf Ron! Burada cidden önemli bir şey söylemek üzereyim! Harry, Profesör Jason sana-"

"Ama Hermione!"

Hermione, Ron'a oldukça korkutucu bir bakış atınca Ron daha fazla bir şey demedi. "Harry, senin annenin çok yakın bir arkadaşı olduğunu söyledi."

Harry şaşkınlıkla bakakaldı. Hiç böyle bir şey beklemiyordu ve açıkçası Hermione'nin söyleyeceği şeyi başta pekte önemsememişti. Ama annesinin yakın bir arkadaşı…

"Emin misin Hermione?"

"Tabi ki eminim! Sana bunu söylememi istedi. Ve seninle konuşmak istiyormuş. Aslına bakarsan senin derse girmediğini görünce bayağı hayal kırıklığına uğradı sanırım. Akşam yemeğinden sonra odasına gitmeni-"

"Ahh! Daha fazla dayanamayacağım! Sen-muggle-araştırmalarına-girmedin!" diye feryat etti Ron, tane tane her kelimeyi üstüne basa basa söyleyerek.

Hermione derin derin iç çekerek gözlerini devirdi. "Hadi acele edin, derse geç kalacağız!"


Harry, Ron ve Hermione akşam Hagrid'in kulübesinden çıkıp hızlı hızlı şatoya doğru yürümeye başladılar. Hagrid onları resmen kovmuştu, Harry'nin bu saatte dışarıda olmaması gerekiyordu nede olsa, hele Sirius Black serbestçe dışarıdayken…

"Neden herkes bu kadar abartıyor şu meseleyi? Sirius Black bu kadar Ruh Emici varken Hogwarts'a kadar girecek değil ya!" diye söylendi Harry.

"Senin iyiliğin için Harry," dedi Hermione sakinleştirici bir sesle.

Harry burnundan "hıh" diye bir ses çıkardı. Sessizce şatoya girip merdivenlerden çıkarlarken Harry birden durdu. "Aa, Hermione, şu Jason'ın odasına gidecektim!"

"Artık çok geç oldu Harry!"dedi Hermione. "Tehlikeli ola-"

"Hermione! Kendisi beni çağırdı, değil mi?" diye atıldı Harry.

"Dostum, bence de gitme," dedi Ron birden. "Çünkü öyle bir şey yok! Hermione onunla tüm gün boyunca konuşmadı!" Hermione gözlerini devirdi. Harry'se çoktan merdivenleri ikişer üçer çıkmaya başlamıştı bile. "Ortak salonda görüşürüz!"


"Jennifer! İnanamıyorum sana! Ona söylemememiz gerektiğini söylemiştim, değil mi?"

"Ya tamam Remus! Amma abarttın. Söylemedim zaten, gelmedi bile…"

"İsabet olmuş!" dedi Remus Lupin'in sinirli ve telaşlı sesi. Neler oluyor? Neyden bahsediyorlar acaba? diye düşündü Harry. Profesör Jason'un odasının kapısını vurmak üzere elini havaya kaldırdığı anda içeriden gelen sesler kulağına çalınmıştı. O da biraz durup dinlemekten kendini alamamıştı. Ama sesler kesilmiş gibiydi. Kapıya vurmak için tekrar hazırlanmıştı ki Profesör Lupin konuşmaya devam etti.

"Zaten onunla neden konuşmaya çalışıyorsun ki? Ona ne anlatmayı planlıyorsun? Lily ve James'le geçirdiğimiz o eski, güzel yılları mı? Jen… bunun ona yardımı olmayacağını sende biliyorsun, değil mi? Onlarla ilgili ne kadar az bilirse, o kadar iy-"

"Nasıl böyle düşünürsün Remus?! Onlar hakkında bir şeyler öğrenmek için yanıp tutuştuğuna eminim. Anlamıyor musun, buraya sırf onun için döndüm ben! Yoksa bunu kaldırmak benim için kolay mı sanıyorsun? Kendimi onun teyzesi filan gibi görüyorum, ona destek olmam gerektiğini hissediyorum… Ama o zaten hiç bir şeyin farkında değil. Ne Sirius'un aslında kim olduğunun ne de bizim kim olduğumuzun…"

"Neyden bahsediyorsunuz?" diyerek odaya daldı Harry bir anda. Kendini tutamamıştı. Tüm bunlarda neydi böyle?

Lupin ve Jason suçüstü yakalanmış iki hırsız gibi oldukları yerde sıçradılar.

"Şeyy… konuştuklarınıza istemeden kulak misafiri oldum da…" dedi Harry kızararak. Birden çok merak edip kendine hakim olamamıştı. Soran gözlerini iki yeni hocasına dikti.

"Ee, Harry bizi dinlemen çok yanlış ve… ee…" diyerek zaman kazanmaya çalıştı Lupin. Jennifer'sa hiçbir şey demeden bakıyordu öylece. "Yani Harry biz.."

"Profesör Lupin, benden saklanan bu şey nedir öğrenmek istiyorum," dedi Harry kararlı bir sesle.

"Senden bir şey saklamıyoruz Harry. Sadece Sirius Black senin peşinde ve biz seni korumaya-"

"Aslında onun kim olduğundan bahsediyordunuz…?" dedi Harry.

"Kim olduğunu biliyorsun, değil mi Harry? Adı Anılmaması Gereken Kişinin yandaşı ve senin için tehlikeli. Bizim konuştuğumuz şey de buydu."

Harry bu cevaptan pek tatmin olmamış gibi tek kaşını kaldırarak Lupin'e baktı.

"Iı… Her neyse. Ben Harry'le konuşurum Remus," diye atıldı sonunda Jennifer sessizliğini bozarak.

"Jennifer!" diye tısladı Remus.

Jennifer ise Remus'un kuşkularını fark etmemiş gibi onu kapıdan yolcu etti gülümseyerek. Remus ne olduğunu anlamadan kendini kapının dışında bulmuştu; ama son saniyede "Sakın!" diye fısıldayabilmişti Jennifer'ın kulağına.

"Harry…" dedi Jennifer odada Harry'le yalnız kalınca gözleri parlayarak ona bakarak. "Gelmeyeceğini düşünmüştüm."


"Ee abi, doğru muymuş Jason'un seni çağırdığı?" diye sordu Ron ertesi gün kahvaltıda Harry yanına otururken.

"Evet" dedi Harry, bir parça kızarmış ekmek alarak üstüne marmelat sürmeye başladı. Ron ve Hermione gözlerini ona dikmiş Harry'den ne olduğunu anlatmasını beklerlerken Harry hiç oralı değil gibi görünüyordu.

"Eeee?" dedi sonunda Ron. "Ne konuştu?"

Harry kafasını iki yana sallayıp dudaklarını büzerek "Hiiç" dedi. Hala kahvaltısıyla ilgileniyordu. Ron ve Hermione Harry'nin bu haline anlam vermeye çalışarak birbirlerine baktılar.

"Harry, bir şey mi var?" diye sordu Hermione yavaşça. Harry yalnızca omuz silkmekle yetindi.

Bir süre sessiz kaldılar. Sonra Hermione tekrar şansını denemeye karar verdi. "Harry…? Gerçekten bir sorun varsa bizimle-"

"Yeter Hermione!" diye bağırdı Harry birden. Ron ve Hermione sıçrayıverdiler. "Hey dostum, bağırmana gerek yoktu!" dedi Ron şaşırarak.

"Bakın, Jason bana annemden ve arkadaşlıklarından söz etti biraz, tamam mı? Sadece bunlar beni alt üst etti ve konuşmak istemiyorum. İşte olan bu!"

"Ama Harry biz senin arkadaşınız ve belki bizimle bunları konuşursan-"

"Konuşmak istemiyorum dedim Hermione!" diye çıkıştı Harry.

"Pekala…" diyerek kahvaltılarına döndü Ron ve Hermione'de.