Temas kurulalı 2 gün olmuştu ve Ali parşömendeki bulmacayı hala çözememişti. Elma neydi peki ya alpha, bunların cevaplarını nerede arayacağına dayir en ufak bir fikri bile yoktu.

Odanın kapısı çaldı, gelen Özgür'dü iri yarı cüssesi ve 1,90 boyu ile kapının yanında duruyordu. "Hala çözemedinmi" diye sordu. "Bu çok büyük bir şey bunu çözmek kolay olmayacak" dedi Ali. "Üstad neden bize şifreli gönderdi bunu açık açık anlatsaydı işte" diye sızlandı Özgür. "Kendimizi ispatlamamız gerekiyor ve bunuda bu yazının şifresini kırarak yapacağiz".

"İnternette biraz araştırma yaptım elma hakkında. Bu bizim elmanın hikayesi yeni birşey değil hatta asırlık bir mevzu geçmişte insanlar bunun için savaşmışlar yani Suikastçiler ve Tapınakçılar.", "Tapınakçılar mı yani haçlılardan mı bahsediyorsun ?" dedi Ali. "Aynen öyle Hasan Sabbah ın öğrencileri ve Yuvarlak Masa Şovalyeleri iki tarafta dünyada düzen istiyor ama çıkarları aynı değil". "Acaba bizim bu savaştaki yerimiz nedir" diye içinden geçirdi Ali. "Benim tanıdığım bir araştırmacı var ona gidelim istersen" dedi Özgür. "Hiç yoktan iyidir" diyerek kabul etti Ali.

Eminönümde derme çatma bir eve geldiler. "Burası" dedi Özgür. "Burda birinin yaşayabileceğine inanıyor musun?"diye hayretle sordu Ali. "Fark edilmekten ve halk içinde olmaktan hoşlanmaz" diye açıklama yaptı Özgür. İkisi kapıyı çaldılar ama kimse bakmadı sonra açık olduğunu fark edip içeri girdiler. Boş ve karanlık bir odanın içindelerdi, aşşağıya doğru giden mum ışıkları ile aydınlatılmış bir merdiven gördüler ve devam ettiler. Kitaplarla dolu ve bir okadar karışık bir odaya çıktılar. İçerdeki adam onları fark etmedi. Özgür adamın koluna dokunarak "Berkay" dedi. Adam arkasını döndü ve "Paşam hoş geldiniz" dedi. "Paşam mı ?" diyerek şaşırdı Ali. "Uzun hikaye". dedi Özgür. "Burada ne yapıyorsunuz" diye sordu Berkay. "Sana danışmaya geldik bazı sorularımız olacak."

"Pekala neymiş onlar" dedi heyecanla Berkay. "Elma, Tarikat savaşları, Tapınakçılar... Bunlar sana tanıdık geliyor mu Berkay ? "

"Evet, elbette. Ama çok tehlikeli bir konu bu, sizi neden meraklandırdı peki ?"

"Bir mesaj aldık." dedi Ali. "Ne mesajıymış ?" diye hayretle sordu Berkay ve ikisi ona kartalı ve parşömeni anlattılar.

Tüm bunları dinledikten sonra "Sizin benimle işiniz yok gidin burdan !" diye bağırdı Berkay biraz korkmuş gibiydi. Özgür "Hadi ama dostum bize yardım etmen lazım" dedi. Berkay sitem ederek dolabını karıştırmaya başladı ve "İşte burdasın." diyerek bir eskimiş harita çıkardı. Alın bunu dedi bu sizi istediğiniz yere götürecek. "Nedir bu ?" diye sordu Ali. "Anahtar." dedi Berkay "Bulmacanızın anahtarı." "Bunu takip edin ve gösterilen yere gidin orda sizi bulurlar zaten. Ama sakın benden bahsetmeyin ve işinizede karıştırmayın sizinle bundan sonra görüşmeyeceğim." "Neler oluyor ?" diye sordu Özgür. "GİDİN BURDAN !" diye bağırdı Berkay. İkiside binadan çıkarken haritaya bakıyorlardı Beylikdüzünün üstünde nerdeyse şehir dışında bir yer işaretliydi ve üzerinde Saklı Cennet yazıyordu. "Sanırım aradıgimiz şey burada" dedi Özgür. "Evet galiba öyle gidip öğrenelim bakalım bulmacanın cevabı neymiş."