BÖLÜM III.
Fleur hızlıca evinin yolunu bulmak istiyordu. Hogwarts'ta cisimlenmek yasaktı bu nedenle Hogsmeadde gitti. Hogwarts'ta hava kararmasına rağmen hala çok kalabalıktı. Daha sakin bir yere gitmek istedi. O kadar hızlı yürüyordu ki birine çarptı. Siyah saçlı, uzun boylu bir erkek çocuğuydu. Fleur dengesini kaybetti ve yere düştü ama hemen ayağa kalkabildi. Çocuk ise sadece elini alnına koymuş ve fazla ilgi çekmeyecek şekilde bağırıyordu. "Aaah.." Çocuk Fleur'a tanıdık gelmişti. Biraz daha gençti ve yüzünü eli yüzünden göremiyordu. Sonra çocuğun yanına Ron koştu:
-Hağğy, İyi misin?
Çocuk elini çekti ve Ron'a baktı. Bu şahıs Harry Potter'dı.
-İyiyim Ron. İyiyim.
Harry ve Ron, Fleur'a baktı.
-Çok özür dilerim Harry. Önüme bakmamışım.
Harry gülümsedi.
-Sorun değil. Kazalar olur. Nasılsın Fleur?
Fleur ve Ron kahkaha attı.
-İyiyim Harry. Sen nasılsın?
-İyiyiz işte. Hogsmead'de ne işin var senin?
Fleur gülümsedi. Hogwartstaki işini aldığını söyeldi. Harry ve Ron bunu duyduklarına sevinmişti. Ron nefesi tuttu:
-O zaman bunu kutlayalım. Çatlak kazanda biğeğ ateş viskisi içelim. Biğazdan Ginnyleğde bize katılmış oluğ
Harry gülümsedi ve Fleur'a baktı.
-Bencede harika olur. Zaten onlar alışverişini bitirene kadaaaar..
Fleur güldü ve Ron'a baktı. "Tamam o zaman." Ron ve Harry'de ona güldü ve yürümeye başladıar. Asacılar, süpürgeciler, kitapçılar, hayvan dükkanları onlar bunlar derken Çatlak Kazana gelmişlerdi. İçerisi biraz karanlıktı. Taş duvarlar, koyu tahta masalar ve sandalyeler vardı. Oldukça kalabalıktı ama şansarına bara yakın üç kişilik bir yer bulmuşlardı. Harry, Fleur'a yer verdi. Ron ise tam karşısına oturdu. Harry'de Fleur'un yanına yerleşince:
-Eee Fleur. Uzun zaman oldu. Victoire nasıl?
-Victoire iyi. Yürümeye başladı. İstediği şeyleri parmağı ile gösterebiliyor. Bazen çok ağlıyor ama genelde çok sessiz.
Ron gülümsedi. Aklına o gece gelmişti.
-Umarım bir gün ben ve Ginny'de senin gibi güzel çocuklarımız olur.
Fleur gülümsedi. "Olucağından eminim." Harry bunu duyduğuna sevindi ve garsonu çağırdı. Ona sipariş verirken Fleur, Ron'a eğildi.
-Hikaye yarım kaldı. Ne zaman anlatırsın?
Fleur kendisini güldürdüğü gibi Ron'uda gülümsetti. Ron birazda kızarmıştı.
-Yakında. Söz.
Harry önüne döndü. "Eee.."
-Aylardır ilk defa evden çıktın. Özledin mi buraları?
Gülümsedi.
-Hemde nasıl.. Temiz hava aldım çok iyi geldi.
Ron sanki yüzü kızarmış gibi gülümsedi ve kafasını çevirdi.
-İyi bari. Özelliklede bu zamanlarda iyi gelir..
Fleur'un kafası karışmıştı. Bu zamanlarda ne başına gelmişti. Bill ile boşanmasından başka. Ama Harry bunu nasıl biliyordu?
Ron, Harry'i işaret ederek;
-Kusura bakmazsın değil mi? Harry'e anlatmıştım.
Fleur hafifçe kızardı.
-Hayır. Sorun değil nede olsa yarına kadar herkes duymuş olucak.
O sırada garson ateş viskileirni getirmişti. Fleur geldiği gibi bir nefeste içmişti. Bu konu onu çok sıkıyordu. Ve uzun zamandır içki içmiyordu. Bir damlası bile sırtındaki yükü kaldırdı. Bardağı hafifçe masaya koydu ve kafasını salladı. Harry ve Ron kendi aralarında şaşırarak güldüler. Sonradan Fleur'da katıldı. Sonra bir saniye sessizlik oldu ve Fleur bu sessizliği bozdu.
-Harry, Ginny ile işler nasıl gidiyor peki? Bakanlıkta? Anladığım kadarı ile seherbazlık günleri bitiyor.
Harry güldü. Harry, Ron ile beraber seherbazlık yapıyordu ve çok iyiydi. Hatta bakanlık Harry ve Ron'un savaştan sonra yeterince deneyim aldığını düşünerek hemen işi vermişlerdir. Genelde Hogwartsta fazladan üç sene fazla okumak zorunluydu. Harry kalın bir ses ile. "İyi gidiyor. Evet ne yazik ki seherbazlık günlerimiz bitiyor ama biz planlarımızı yaptık. Değil mi Ron?" Harry, Ron'a döndü. Ron kafasını salladı. Ama biraz isteksiz görünüyordu. Harry bunu fark etmemişti. Fleur görmemiş gibi gülümsedi. "Doğru şeyi yapıcağınızdan eminim. Siz akıllı adamlarsınız." İkiside gülümsedi. O sırada büyük bir kahkaha koptu. İki kızın sesiydi. Harry, Ron ve Fleur tüm dikkatlerini verdiler. Tanıdık gelmişti. Harry elini salladı. "Burdayız!" Kızlara bağırdı. Birkaç saniye sonra yüzleri göründü. Bunlar Ginny ve Luna'ydı. Ama nasıl olur? Luna, Victoire'e bakıyordu. Masaya yaklaştılar. Ellerinde bir sürü paket vardı. İkisindede bir gülüyorlardı. Ginny ince bir ses ile: " Harry, Ron, Fleur!" Fleur'un adını söylerken sesi daha bir incelmişti. Şaşırmıştı.
-Nasılsın Fleur? Seni görmeyeli çok oldu.
-İyiyim işte ne olsun?
-Luna burda ne işin var? Ron, Luna'ya şaşkın bakıyordu.
-Bende aynısını sorucaktım. Luna?
Fleur endişelenmişti. Ama nedense rahattı bu konuda. Luna'ya hep güvenmiştir. Birşey yapmadığından emindi.
Luna dalgalı, sarı saçlarını düzelti ve;
-Birak saat önce Victoire'e bakarken Bill geldi. İşten birkaç gün izin aldığını ve Victoire ile zaman geçirmek istediğini söyledi. Sonra bende onun Bill olduğundan emin olmak için büyü yaptım. O olduğunu anlayınca Victoire'i ona verdim. Sana nasıl haber verebilirdim bilemedim, üzgünüm.
Fleur bunu sorun etmedi.
-Hayır, hayır. İyi birşey yaptın. Uzun zamandır babasını göremiyordu zaten. Hepimiz için iyi olur.
Fleur gülümsedi. Luna ise sanki üstünden büyük bir yük kalkmış gibi derin bir nefes aldı. Rahatladı. Sonra devam etti;
-Victoire'i Bill'e verdikten sonra bende evden çıktım. Diagon Alley'de Neville için ilaç bakıyordum. Hastalandı. Ona ben bakıyorum.
Harry; "Umarım iyileşir. Nesi var?"
-Önemli birşey değil. Birkaç gün dinlenmesi lazım o kadar.
Fleur gülümsedi.
-İyi bari. Geçmiş olsun. Ama sende dikkat et kendine.
-Ederim.
Luna gülümsedi. Sonra Harry ayağa kalktı. "E geldiyseniz kalkalım biz. Luna seni bırakmamızı ister misin? Ford ile geldik biz."
-Zahmet olmazsa..
-Olur mu Luna? Aşkolsun.
Luna daha kısık bir sesle;
-Tamam. Olur. Neville'da sizi görmüş olur.
Ginny sevindi.
-Tamam. Ron, Fleur siz geliyor musunuz?
Ron ve Fleur birbirlerine baktılar. Fleur'un daha çok sessizliğe ve içkiye ihtiyacı vardı. Fleur, Ginny'e güler yüz ile baktı.
-Yok canım benim. Başka bir zaman. Bu gece ateş viskisi ile dertleşicem.
Fleur'un üzgünlüğünü gören Ron'a bir hal olmuştu. Onun durumunu anlıyordu. "Ron?" Harry, Ron'a sesleniyordu. Ron, Fleur'a baktı. Fleur'da ona. Ron, Fleur'u yanlız bıraksa kendini asla affetmezdi.
-Siz gidin. Ben kalırım.
Herkes bir anda değişti. Şaşırmışlardı biraz. "Peki sen bilirsin." Harry'nin sesi değişmişti biraz.
-Size iyi geceler o zaman.
Ginny gülümsedi. Harry ve Luna el salladı ve kısa bir sürede uzaklaştılar. Fleur, Ron'a döndü.
-Neden gitmedin?
Ron'un kafası karıştı.
-Nasıl yani? Ne neden gitmedim?
-Harry'lerle. Neden onlara katılmadın?
Ron'un gülümsemesi silindi. Zor duruma sokulmayı sevmiyordu.
-Seni yanlız bığakmak istemedim.
Fleur arkasına yaslandı.
-Neden bu kadar önemli ki?
Hafifçe güldü ama sarkastik bir gülüştü. Ron'un ise bir mimiği değişmemişti.
-Öyle işte Fleuğ. Zoğlama.
Fleur ne kadar inatçı biri olsada Ron'u zorlamak istemedi.
-Peki, tamam. Kızma
Güldüler. Fleur garsounu çağırdı. Kendisine bir ateş viski daha söyledi, sonrada Ron'a baktı: "Sen birşey istiyor musun?" Ron başını kaldırdı. "Hayır teşekkür ederim. Araba ile geldim." Fleur şaşırır.
-Araba mı? Kendine uçan araba mı aldın?
Ron güler. O sırada garson siparişi almış ve ilerlemişti.
-Evet. Uzun zamandır para biriktiriyordum. İkinci okul senemde annemin arabasını bozduğumda işittiğim azar yüzünden.
Fleur kahkaha atar ama Ron çok acıklı bakar.
-Neyse en azından başarmışsın.
Ron gülümser.
-Evet öylede denilebilir.
O sırada garson Fleur'un içkisini getimiştir. Fleur, Ron'u dikkatlice izler. Dalgın görünür:
-Ron iyi misin?
'e bakar;
-Hı…Ne?…Ben mi? İyiyim.
Fleur, Ron'un elini tuttu.
-Anlatabilirsin. Her zaman dinlerim.
Ron, Fleur'e acıklı bakışlar ile baktı. Fleur ise sıcak bir gülümseme ile Ron'un içini ısıttı. Ron, Fleur'e hep güvenmiştir. Sorun bu değildi. Sorun daha kendisinin kabullenememesiydi.
-Hermione ile konuştum..
Fleur'un gözleri fal taşı gibi açıldı.
-Ne? Neler konuştunuz?
Ron sessizce Fleur'e bakar. Biraz kararsız görünüyordu.
-Bende anlamadım Fleuğ. Bu kadağ çabuk bitmesini. Ona heğşeyimi feda edeğdim, ettimde ama…
-Ama?
Fleur şaşırmıştı. Hermione'nin bu kadar işine, geleceğine düşkün olduğunu bilmiyordu..
-Aması Fleur, O umuğsamadı. Hep işi benden önce geldi. Ben ne yapabiliğim?
Ron'un konuştukça sinirlendiğini gören Fleur sustu. Onu herşeyden çok sevdiği belliydi.
-Herşey yoluna giricektir eminim Ron..
Ron buna inanmıyordu. Sadece hisettiği acıya inanıyordu. Fleur konuyu değiştirmek istedi..
-Ginny çok güzelleşmiş.. Uzun zamandır görmemiştim.
Ron arkasına yaslanır ve etrafa bakar.
-Harry değerini biliyor, hakkettiği şevkati veriyorda ondan.
-Ron, lütfen..
Ron, Fleur'a bakar. Fleur'da ki üzgün yüz ifadesini görünce;
-Tamam Fleuğ.
Fleur eline içkisini alır ve tek dikişte içer.
-Bill bugün boşanma kağıtlarını yolladı.
Ron ona baktı.
-Ne düşünüyoğsun peki?
Fleur derin neefes aldı.
-Düşünmem gereken birşey mi var? Bana "kararını yap" diyor. Çok kolay sanıyor. Yada anlamıyor. Ben onu hala seviyorum Ron. Acı çektiğimi bilmiyor. Beliki o çekmiyor.
Ron gözlerini yere devrdi tekrardan. Sanki sinirliydi. Bir kaç saniye sonunda fısıldadı.
-Biz neden bizi sevmeyenlerin peşinden koşuyoğuz? Acıyı çeken neden biz oluyoğuz?
Fleur'un gözleri doldu. Belli etmemek için içkisinden bir yudum daha aldı.
-Bilemiyorum Ron. Belkide unutmamız en iyisi olur.
Ron bunu hiç mi hiç istemiyordu. Ama haklı olduğunu oda biliyordu.
-Düşünmemem geğektiğini biliyorum ama sende biliğsin, yapamıyoğum. Aklımdan çıkağamıyoğum onu.
Fleur tekrar bir yudum içti.
-Bende.
O sırada masaya kıvırcık, dağınık saçlı bir kadın geldi. Elinde bir tepsi shotlar vardı. Bu kadın Rosmerta'ydı.
-Ron, Fleur uzun zamandır görmemiştik sizi. Nasılsınız bakalım?
Gülümsedi. Ama ne Ron'un nede Fleur'un cevap verme isteği yoktu. Ama sonunda Fleur;
-İyiyiz Rosmerta nasıl olsun?
Rosemerta Fleur ve Ron'u süzdü. Yalan söylediklerini anladı. Tepsiden iki tane shot aldı ve masaya koydu.
-Size gene bi haller olmuş. Alın iyi gider.
Fleur teşekkür etti. Ron hiç oralı bile olmadı.
Rosemerta masadan yavaşça uzaklaştı. Fleur Ron'a döndü; "İçicek misin?"
-Hayığ. Bu halimle içmeye başlağsam, sonu olmaz. Akşam ağaba kullanıcam dediğim gibi.
-Öff Ron sende. Cisimlenmek varken..
Fleur kendini güldürdüğü gibi Ron'uda güldürdü.
-Olsun. Cisimlenmek bazen beni kötü yapıyoğ. Midem bulanıyoğ.
-Evet benide.
Fleur o sırada içkisini içmişti.
-Biğaz yavaş içsene. Çağpıcak, edicek olmaz gece gece.
-İyiyim ben Ron. Endişelenme.
Ron bir şekerini kaybetmiş çocuk bakışı + yavru hayvan bakışı yapar. Birkaç saat sonra Ron ve Fleur kendilerini gülerken bulurlar. O masada geçen sohbet neşeliydi. Ama Fleur çok içmişti. Masada bir sürü boş bardak ve Fleur'un dudağının üstünde ince bir kaymak bıyığı vardı. Ron kendini tutamadı. Güldü. Fleur neden güldüğünü anlamadı. "Ne oldu?" Ron sessizce ona uzandı. Uzerindeki uzun kollu, yeşil hırkasının kolu ile Fleur'un bıyığını sildi. "İşte, gitti". Fleur ne yapıcağını şaşırdı. Etkilenmişti. Ron'un yeşilimsi mavi gözlerine dalmıştı. Ama Fleur bunun yanlış olduğunu biliyordu. Hızlıca geri çekildi ve yüzündeki gülümsemeden eser kalmamıştı. Ron korktu. Yanlış bir davranış göstermediğini düşündü ama Fleur'un bakışı onu yanıltıyordu. "Fleuğ?" Ama Fleur onu umursamadı çünkü başka birşey oldu. İçtiği kaymak biraları, ateş viskiler onu fena yapmıştı. Başı dönüyor ve gözleri kapanıyordu. "Fleuğ?" Ron bir önceki sorusuna cevap vermeyen Fleur'u dürtüyordu ama Fleur kendini uyanık tutmak için zor tutuyordu. En sonunda savaşa son verdi ve Ron'un kolu üstünde bayıldı. Ron'un gözleri faltaşı gibi açıldı. Ne yapıcağını bilemeyen Ron, kendi halinde panik oldu. Sonra sakinleşti ve ayağa kalktı. Fleur'u düzgünce oturttu ve onun kolunu boynuna sararak kucağına aldı. O sırada Çatlak Kazandaki herkes onları izliyordu. Yardım etmek için yanına koşan Rosmertha.
-Ron neler oldu?
-Bilmiyoğum Rosemeğtha Teyze. Biğ anda bayıldı. St. Mundo'ya götüğüceğim.
Rosmertha, Fleur'un yüzünü görmek için saçlarını kulağının arkasına aldı.
-O kadarda kötü görünmüyor. Şanslı. Eve götürsen, elini yüzünü yıkasan geçer gibi. Bayılma büyüsü işe yaramazsada muggle yöntemlerini denersin.
Fleur'un saçları tekrar yüzünü örttü. Bu sefer Ron düzelti.
-Sağ olun Rosmertha Teyze.
Büyük bir hızla koştu.
Cisimlenmenin riski olucağını düşünen Ron, arabasına doğru koştu. Arabasının arka kapısını açan Ron, nazikçe Fleur'u arka koltuğa yerleştirdi. Ron dikkatlice kapıyı kapadı ve şöför koltuğuna geçti. Anahtarı deliğe soktuğu gibi araba yerden kesilti.
