A/N: Reviewleriniz için çok teşekkür ederim...

"Dalgın görünüyorsun Lil," dedi Amy ağzına bir sosis atarken. Lily ismini duyunca uykudan uyanmış gibi başını mısır gevreği kasesinden kaldırıp Amy'e baktı. "Ha, ben mi?" dedi şapşal şapşal.

Amy kaşlarını çatıp neler olduğunu anlamaya çalışarak Lily'e baktı. "Bir şey mi oldu?"

"Yoo, yo. Yok bir şey Amy," dedi Lily hızla. Amy kuşkulu kuşkulu Lily'e bakmayı sürdürdü.

"Hmm, tamam o zaman," dedi sonunda fazla uğraşmamaya karar verip tekrar sosislerine dönerek.

Zaten Lily tekrar düşüncelerine dalmıştı bile. Rüya mıydı acaba? Nasıl böyle bir şey olmuş olabilir ki? Potter resmen gelip beni çılgınca öpüp sonra da 'merak etme, artık bitti' diyip arkasını dönüp nasıl gidebilir? Herhalde ciddi değildi. O anda çok sinirli olduğumu anlayınca kaçmak için böyle dedi. Yani beni öyle öpen bir insan nasıl artık beni rahatsız etmeyeceğini söyler? Potter bana çıkma teklif etmeyecek, öyle mi? İmkansız! Madem böyle bitirebilecekti bunca yıldır neden bitirmemiş, ona bağırıp çağırıp lanetler yaparken bile hiç bitirmeyi düşünmezken gelip beni öpüp sonra böyle demesi ne kadar saçma! -of Lily! Mankafa Potter için neden bu kadar kafa yoruyorsun ki? Yıllardır ondan sürekli seni rahat bırakmasını isteyip durmuyor muydun? İşte sonunda istediğini yaptı, sen hala nasıl, neden diye düşünüp duruyorsun! -evet, istediğimi yaptı ama ne biçim bir şekilde! Önce gelip beni o kadar ateşli bir şekilde öpüp sonra 'bitti' diyor. Kendini ne zannediyor ki? Yıllardır benle çıkmak istemesindeki amaç öpüşmekmiymiş, neymiş, ben anlamadım ki! Öpünce rahatladı herhalde, artık rahat bırakayım şu kızı diye düşündü! Ne aptal, ne beyinsiz, ne salak!.. Oooof! Lily o anı hatırlayınca tüm vücuduna elektrik yayıldığını hissetti. Birkaç gece önce gerçekleşen malum olaydan beri Lily'e ara ara bu elektriklenme geliyordu. Alakasız yerlerde o anı tekrar tekrar yaşıyor, kendi kendine utançtan kıpkırmızı olup yüzünün aptal bir ifade aldığını farkediyordu. Ve en kötüsü de bunu düşünmeden du-ra-mı-yor-du! Çıldırmak üzereydi, her şeyi tekrar tekrar düşünüp duruyordu. Ama Lily'i asıl allak bullak eden öpüşme olayı değildi. Sonrasında James'in söyledikleriydi. O anda James'in bu konuda ciddi olmadığından neredeyse emindi; ama günler geçtikçe ve James gerçekten de Lily'le konuşmak bir yana onun yüzüne bile bakmamayı sürdürdükçe Lily artık James'in söylediklerinde ciddi olduğundan neredeyse emindi. Anlam veremiyordu ve bu Lily'i daha da çıldırtıyordu. Tüm bunlardan sonra da en çok kendine kızıyordu. James Potter hakkında bunca yıldır neredeyse hiç düşünmemişti -o kendini beğenmiş bir domuzdu, ondan nefret ediyordu, onunla asla çıkmayacaktı, nokta. Ama artık nokta yerine ard arda virgüller ve soru işaretleri geliyordu. Önce James'in peşini bırakmasının harika olduğunu düşünüyor, sonra inanamıyor, sonra neden onu öptüğünü düşünüyor, sonra sinirleniyor; ama peşini bırakacağını söylediğini hatırladığında tekrar bunun harika olduğunu düşünüyor, bu böyle sürüp gidiyordu.

Amy Lily'i şaşkın ve düşünceli gördüğünde onu soru yağmuruna tutup ne olduğunu öğrenmek için bayağı uğraşmıştı; ama Lily'nin hiçbir şey söylemeyeceğini anlayınca uğraşmaktan vazgeçmişti. Nasılsa zamanı geldiğinde Lily anlatırdı. Lily de anlatacağını biliyordu; ama şimdilik olanları sözcüklere dökmek istemiyordu. Anlam veremediği bir şekilde bundan çok utanıyordu. Ama belki de bunu sisteminden atması için paylaşması gerekiyordu. Gene de Amy'le bu konuyu konuşmayı biraz daha ertelemeye karar verdi.

--

"Yeter Kılkuyruk," dedi Sirius sert bir şekilde. Ortak salondaki kanepelerden birine uzanmış, gözlerine kocaman İksir kitabını kapatmış uyukluyordu; ancak Peter'ın sızlanmaları yüzünden bir türlü rahat edememişti. Remus'la son öğrendikleri Biçim Değiştirme büyülerine çalışan Peter, Sirius'un ona çıkışması karşısında hemen korkarak sessizliğe gömülmüştü. Remus ise kaşlarını çatarak tekrar kitabın altına gizlenmiş olan Sirius'a baktı.

"Sirius!" dedi sinirli bir şekilde. Sirius bunu duymazlıktan gelmeyi tercih etti. "Sirius, uyumak istiyorsan gidip yatakhaneye yatarsın, Kılkuyruk'un bunları öğrenmesi gerekiyor."

Sirius istifini bozmadan, "Mızmızlanmadan öğrensin o zaman," diye karşılık verdi uykulu bir sesle.

Remus iç geçirdi. "Onun yerine sen asıl işlevi içinde uyunmak olan bir yere gitsen de hepimiz rahat etsek?" dedi sabırla.

"Burda kestirmek hoşuma gidiyor," dedi Sirius umursamazca.

"Tamam, Aylak," diye atıldı Peter. "Ben daha sessiz olurum, sorun değil."

Remus gözlerini devirdi. Ama o sırada yanlarına Amy Shenady'nin gelmesiyle konuşma dağıldı. "Selam Remus," dedi Amy gülümseyek. "Peter," dedi başıyla onu da selamlayarak. Yanlarına oturmak için yer arandı; ama Remus ve Peter'ın oturduğu yerin karşısındaki uzun kanepeyi tamamen Sirius kaplıyordu. Remus içinden tekrar Sirius'un bu tembel, umursamaz hallerine lanet etti. Remus'un centilmen ve nazik kişiliği karşısında Sirius adeta tam tersiydi. Karşısındaki kız ya da erkek olsun, onun için farketmezdi; hep kaba ve umursamaz davranır, en önce kendi rahatını düşünürdü. Kendisi rahat olduğu sürece diğerleri de rahat olabilirdi. Remus ise tersine kendisi yüzünden başka biri rahatsız olursa bundan kendisi on kat daha fazla rahatsız olurdu. Ama ikisinin bu davranış biçimleri sadece dışarıdan insanlar içindi. James, Sirius ve Remus'un arasında hiç böyle durumlarda, sorunlarda yaşanmazdı. Ama zavallı Peter ne yaparsa yapsın onların arasına tam oturamamıştı. Bu üçlü oturup saatlerce her şeyden konuşabilirken Peter yanlarındaysa saatler süren konuşmaya sadece birkaç cümle katkıda bulunurdu. Bu cümleler de genelde çok alakasız ya da salakça olurdu. Sonunda Sirius tarafından dalga geçildiği için hiç ağzını açamazdı. Remus, Sirius onu ezmeye kalktığında hep Peter'ı korurdu; ama Sirius'un umurunda bile değildi. Garip olan aşağılanmak Peter'ın da umurunda değil gibi gözüküyordu, Sirius ne derse yapmayı sürdürüyordu.

Amy oturmaya çalışmaktan vazgeçmiş görünüyordu. "Remus, senden bir şey isteyecektim," dedi. Ama o sırada yanlarına çamura bulanmış bir halde sırtında süpürgesiyle James Potter gelince söyleyeceği yarım kaldı.

"Patiayak çek şu patilerini," diyerek Sirius'un bacaklarını itip kendine oturacak yer açtı James. Sonunda kitabı gözünden kaldırıp oflaya poflaya toplandı Sirius. Zaten ona söz dinletebilecek tek kişi James'ti. Yer açılınca Amy de James'in yanına oturabilmişti.

"Naber Amy?" dedi James, yorgun bir sesle.

"Ben iyiyim de sen hiç iyi görünmüyorsun," dedi Amy.

"Quidditch," dedi James kısaca.

Amy anlayışla başını salladı. "E ama son yılımızda bizi kupasız bırakmayın yani James," dedi sonra gülerek.

"Valla son yılımda kupayı kazanmak benim içinde çok önemli. O yüzden haşat olana kadar çalışıyoruz işte," diye karşılık verdi James çamur içindeki cüppesini göstererek. "Ee Amy, seni hangi rüzgar attı yanımıza bakalım?"

Amy gülümsedi. "Ya bende tam Remus'tan Biçim Değiştirme ödeviyle ilgili yardım isteyecektim," dedi Remus'a dönerek.

"Aa, daha yapmadım Amy," dedi Remus. Sonra biraz duraklayıp devam etti. "Ama bildiğim kadarıyla Lily'nin Biçim Değiştirmesi benden daha iyi. O yardım etmiyor mu?" dedi merakla.

James Lily'nin adını duyunca ışık hızıyla başını o tarafa çevirerek konuşmaya odaklanmıştı.

"Ya Lily'e sormadım bile," dedi Amy yüzünü buruşturarak. "Son günlerde biraz garip davranıyor; ama nedenini de bana anlatmıyor. Bende bir de ödev filan sorarak üstüne gitmeyeyim dedim."

Remus anlayışla başını salladı. Ama James ve Sirius Amy'nin söylediklerini duydukları anda birbirlerine bakmışlardı. Sirius James'in aklından geçeni anlayıp anında harekete geçti. "Son günlerde derken ne zamandan beri Amy?" diye sordu, sanki öylesine soruyormuş gibi. James'in kalp atışı hızlandı.

"İşte birkaç gündür," dedi Amy. "Bana anlatmasını bekliyorum; ama 'bir şey yok' diye geçiştirip duruyor." Amy bu konuda Lily'e biraz kırgın gibi görünüyordu. Diğer taraftan James son günlerdeki durgunluğundan sonra ilk kez heyecanlanmıştı. Yoksa, yoksa... -hayır James, hayır. Bunu yapma kendine. Seninle ilgili değildir, seninle ilgili değildir.

James kendini telkin edip tekrar Lily'e kapılmasını önlemeye çalışırken Sirius ona hiç yardımcı olmuyordu. Amy ve Remus'un derslerle ilgili konuşmaya dalmasını fırsat bilerek James'i dirseğiyle sertçe dürttü. "Abi duydun mu?" diye fısıldadı heyecanla. "Lily'nin aklı karışmış sen onu öpünce. Havalara filan zıplasana oğlum, niye öyle duruyorsun?!"

"Hayır, hayır!" diye diretti James Lily'le ilgili kurtulmaya çalıştığı duyguların onu tekrar ele geçirmesine engel olamayarak. "Sakın öyle şeyler söyleme Pati! Benle ilgisi yoktur, şimdi tekrar boşa umutlanmak istemiyorum."

"Boşa umutlanmak değil ki Çatalak. Baksana Amy'e bile-"

"Hayır!" diye hırladı James Sirius'un kulağına. Amy onları duyuyor mu diye şöyle bir baktıktan sonra Sirius'un kulağına hızlı hızlı fısıldamaya devam etti. "Sakın bana böyle şeyler söyleme Sirius. Zaten günlerdir onu aklımdan çıkarmak için uğraşıyorum. Böyle bir şeye inanırsam hiç başaramam. Ben artık kararımı verdim, Lily konusu bitecek!"

Sirius James'in böyle kararlı bir şekilde çıkışması karşısında şaşkın görünüyordu. "Peki abi. Sakin ol, ne var bu kadar coşacak."

O sırada Amy'nin ayağa kalkmasıyla konuşmaları kendiliğinden sona erdi. "Neyse çocuklar, ben yatakhaneye gideyim artık. Sonra görüşürüz."

"Görüşürüz Amy," dediler hepbir ağızdan.

Amy gözden kaybolduğu an Remus hızla James'e döndü, "Çatalak, Amy'nin Lily'le ilgili söylediklerini kendi üstüne alınmadın umarım."

James gözlerini devirdi. "Of Aylak, merak etme. Lily'i unutacağım. Onun ne yaptığı, ne hakkında ne düşündüğü de beni ilgilendirmiyor."

Sirius abartılı bir şekilde nefes verdi, James'in söylediğiyle alay edercesine. James sinirle Sirius'a baktı. O sırada Peter şaşkın şakın "James neyi üstüne alınacak ki?" diye sordu. Hiçbir şey anlamamış gibi görünüyordu. Sirius tam Peter'ı bozmak için bir şey söyleyecekken Remus konuşmaya başladı. "Sen olayları bilmiyordun, değil mi Kılkuyruk?"

"Ne olayı?" dedi Peter merakla.

"James Lily'le öpüştü," diye özetledi Sirius lafı uzatmamak için. "Ama onu unutmak için!" diye atıldı James. Remus bu konu her açıldığında takındığı inanmaz ifadeyi takındı. "Unutmana çok yardımcı oldu sanki," diye homurdandı. James'te bu konu her açıldığında verdiği tepkiyi verdi, "En azından içimde kalmadı!"

"Yeter, yeter. Gene başlamayın," diye araya girdi Sirius. Peter ise çok şaşırmış görünüyordu, "James, Lily'i mi öpmüş?" diye sordu heyecandan sesini yükselterek.

James sinirle Peter'a döndü. "Daha da bağır Peter istersen. Slyterin ortak salonunda duymayanlar kalmıştır!"

Peter James tarafından terslenince hemen kızarıp sustu. Ama sonra heyecanına yenik düştü, bu sefer azar işitmemek için abartılı bir fısıltıyla konuşarak onu tek terslemeyecek insana, Remus'a, döndü. "Öpüşmek derken... y-yani... böyle d-dudak dudağa mı?" dedi kıpkırmızı olarak. Sirius havlama gülüşüyle Remus'un konuşmasına izin vermedi. "Yok Kılkuyruk, James gitmiş, Lily'nin elini öpmüş. Biz de burada oturmuş, şaşkınlıkla bunun nasıl olduğunu tartışıyoruz!" Sonra James'e dönüp ciddi bir ifade takınarak, "James Potter, seni gidi terbiyesiz seniii!" diyip işaret parmağını James'e doğru sallayarak dalga geçti. James kendini tutamayıp güldü. "Ya yapmayın abi ya. Dalga geçmeyin şu konuyla. Sizin yüzünüzden sürekli aklıma geliyor o dakikalar," diye sitem etti sonra.

"Bizim yüzümüzden?" dedi Sirius gözlerini kocaman açarak. "Sanki hiç aklından çıkıyor da, bir de suçu bize atıyorsun. O malum olaydan beri sabah akşam sersemletilmiş gibi geziyorsun ortalıkta."

"Evet James," diye atıldı Remus. "O yaptığın büyük bir hataydı. Ama ben sana söylemiştim! Bunun unutmanı kolaylaştırmayacağını, hatta çok daha fazla zorlaştıracağını söylemiştim. Ben seni uyarmıştım."

James sinirlenerek Remus'a çıkıştı. "Aylak yeter ya! Hergün 'ben sana söylemiştim' diye başımın etini yemeye devam etceksen, ohoooo, işimiz var yani! Benim zaten derdim bana yetiyor. Tek istediğim şu konunun artık açılmaması!"

"Y-yani James -ee- ge-gerçekten dudağını mı öptün Lily'nin?" Peter inanmaz gözlerle arkadaşlarına bakıyordu.

--

"NEEEEEE?"

Amy'nin ağzı şaşkınlıktan bir karış açık kalmıştı resmen. "N-nası Lily, nası?? Yani b-bildiğimiz öpüşme mi? Öpücük değil, bildiğimiz öpüşme!?"

Lily her saniye daha da kızardığını hissediyordu. "Amy o kadar ayrıntısını ne yap-"

"Ayrıntı mıııı?" diye bağırdı Amy. "Lily bu en önemli nokta zaten!"

"Amyciğim biraz daha sessiz olsan? Tüm masa bize bakıyor da..."

Lily ve Amy ertesi akşam yemekteyken Lily daha fazla dayanamayıp bombayı patlatmıştı. Amy avazı çıktığı kadar bağıra bağıra Lily'i soru yağmuruna tutmaya başlamıştı ilk şaşkınlığı atlatınca. "Dur, dur," dedi Lily sonunda Amy'i susturmak için sesini iyice yükselterek. "Zaten asıl önemli kısım bu değildi, canım." diye devam etti sonra normal ses tonuyla.

Ama Amy için normal ses tonu kalmamıştı. "Daha önemli ne olabilir ki?!"

Lily hemen James'in onu rahat bırakmayla ilgili söylediklerini aktardı. Amy daha da şaşırmış görünüyordu, "Seni öpüp sonra bunu mu söyledi? Ama nedeeen?" Lily'nin suratına muzaffer bir ifade yayıldı, en azından buna anlam veremeyen tek kişi kendisi değildi. "Bende onu sordum," dedi. "Ama 'işte' deyip gitti. İnanabiliyor musun? James Potter!"

Amy düşünceli düşünceli başını salladı. "Sana söylemiştim," dedi sonra hemen. "James'te bu yıl bir gariplik olduğunu söylemiştim. Bak gördün mü, ortaya çıktı."

"Ne ortaya çıktı?" dedi Lily. "Hiçbir şey ortaya çıkmadı, hatta daha da karıştı bence."

"Yani evet yaptıkları kafa karıştırıcı şeyler," diyerek kabul etti Amy. "Ama sonuçta karşısında bunları takacak bir kız yok ki. Yani en fazla bir kaç gün öpme meselesi yüzünden kızgın kalırsın; ama artık senle uğraşmayı bıraktığına göre o meseleyi de unut gitsin," dedi umursamaz bir tavırla. "Sonuçta sen kazanmış oldun, James pes etti," diye ekledi sonra Lily'e gülümseyerek.

Lily şaşırmıştı. "Kazanmakla ne ilgisi var, ben bir şey kazanmaya çalışmıyordum ki."

"Ama hep seni rahat bırakmasını isteyip duruyordun," dedi Amy. "Sonuçta işte olan bu. Ne şekilde olmuş olursa olsun, James sonunda isteğini gerçekleştirdi!"

Lily hiç bu açıdan düşünmemişti. Daha doğrusu hiç öyle hissetmemişti. James onu maddi açıdan rahat bırakmıştı, o geceden sonra hiç yanına yaklaşmamıştı; ama manevi açıdan Lily'i hiç olmadığı kadar rahatsız ediyordu. Lanet baş belası! diye düşündü sinirle. Niye onu umursuyorum ki, niye niye niye?!

"Artık mutlusundur...?" dedi Amy Lily'i dikkatle süzerek.

Lily hemen yüzüne bir gülümseme yerleştirdi. "Mutluyum tabii, Potter'dan kurtuldum!" dedi. İçinden geçense hala bir tomar duygu karmaşasıydı. Öpücük yüzünden herhalde, diye karar verdi sonunda. Lily'i ilk öpen kişi James olmuştu ve Lily bu kadar takılmasının nedenini ilk olmasına bağladı, James olmasına değil.

Amy ise Lily'nin gülümsemesine gülümsemeyle karşılık verirken düşündükleri bambaşkaydı. Lily'i sahte gülücüğüne kanmayacak kadar iyi tanıyordu. James nasıl başardıysa başarmış, Lily'nin içine 'acaba?' tohumları ekmişti. Amy bu konunun kesinlikle burada kapanmayacağını hissediyordu.