Sniper kayıt odasındaki koltuğa uzanmış ve şapkası ile suratını örtmüştü. Rahatlamaya çalışıyor fakat beceremiyordu. Medic'i aramak için dışarıda hava fazla kararmıştı. Önceden hissettiği endişe git gide daha da büyüyordu. Ötekilerin baktığı yerede dahi tekrardan bakmıştı Sniper. Nihayetinde bir avcıydı kendisi. Ama bu ekstra arama ona daha fazla endişieden başka hiçbir şey çıkarmamıştı.

Yanına birisi oturmuştu ve Sniper içini çekti çoktan kim olduğunu bilerek. "Ne istiyorsunScout?" diye sordu. Aslında bu çocuğun hala dışarıda Medic'i arıyor olması lazımdı.

"Bir şey istediğimi neden düşünüyorsun?" Scout sordu, sesinde sahte bir üzüntü ile. Yüzündeki surat ifadesini hayal edebiliyordu Sniper.

Sniper suratındaki şapkayı Scout'a dediği şeyi yutmadığını gösteren bir bakış atmak için kaldırdı. Ve Scout sonunda içini çekti ve elini ensesine götürerek.

"Pekala, beni yakaladın. Sadece yarın hala kasabaya inecek misin diye öğrenmek istiyorum?" Scout sordu, nerdeyse heyecanından koltuktan düşecekti. Scout her zaman haftasonları kasabaya onunla birlikte giderdi, çocuğu suçlayamazdı, haftasonları üssde takılması oldukça sıkıcı oluyordu. En azından küçük kasabada yapacak bir şeyler oluyordu.

Sniper içinde kendisi ile tartışırken içini çekti. Eğer Medic'i bulamazlarsa kasabaya olan turunu sonraya bırakması gerekecekti ama aynı zamanda belki de doktor bir şekilde kasabaya varmış ya da haritanın uzaklarında bir yerde kalmış olabilirdi. Bu fikiri hiç sevmemişti, en yakın kasaba 2 saatlik uzaklıktaydı.

"Evet gideceğim, neden?" kuşkucu bir şekilde sordu. Scout bir şeyler istiyordu, bunu her zaman Scout her böyle tatlı şekilde davrandığında tahmin edebiliyordu.

"Mükemmel, ben de geleceğim," dedi sırıtarak. Sniper ona doğru kaşını kaldırdı, cümlenin tamamını beklerken.

"Ve belki de oraya vardığımız zaman bana beş papel borç verebilirsin, huh?" sordu Scout sonunda utana sıkıla.

Sniper şapkasının suratında düşmesine izin verdi. Ah, işte. Bu çocuk kendi parası ile kimsenin bilmediğini ne yapıyordu? Sürekli herkes para istiyordu. Scout hiçbir şey söylemeden oturup bekledi. Sniper içini çekip Scout'a bakmak için şapkasını kaldırdı, Scout'ın üzgün mavi gözleri ve her birkaç saniyede titreye dudakları ile karşılaştı.

"Lanet olsun çocuk bana yavru köpek gözleri ile bakıyor." Sniper düşündü içinden.

" Sana geçen hafta verdiğim on papele ne oldu?" Sniper sordu, sinirlenmiş gibi gözükmeye çalışarak. Ama inanın ya da inanmayın o çocuğa karşı yumuşak bir noktası vardı. Ona kendisini hatırlatıyordu. Genç ve umursamazken sürekli herkesin kendisi ile gurur duymasını isterdi.

"Ah, Snipes lütfen, şimdi BONK'un merak ettiğim yeni aromasından getirmişler ve denemeyi çok istiyorum. Ve de geçen verdiğin paranın hepsini harcadım." dedi Scout sızlanarak.

Sniper içini çekip cebindeki ince deri cüzdandan beşlik çıkarıp Scout'a bakmadan verdi ve "Bunu veriyorum ve tüm üssü iki defa gezeceksin Medic için, anladın?" Belki Scout şansına onu bulabilirdi.

Scout kafasını salladı, gülümseyip zıplayarak odadan çıkmadan önce Sniper'a teşekkür için sarıldı. Gerçekten bu çocuğun başka şeylere odaklanması lazımdı. Mesela soda yerinde kayıp Medic'lerine.

Sniper tekrar iç çekti ve ayaklarını gergin bir şekilde yere vurmaya başladı. Lanet olası Spook'un nerede olduğunu düşünüyordu. Acaba BLU Üssü'ne girmeyi başarabildi mi? Kesin bir yerlerde sigara içiyordur diye düşündü Sniper öfke ile, Asla bir Spy'a işini doğru yapması için güvenme.

Sniper'ın gözleri Engie içeriye girerken kapıya odaklandı, Engie'nin baret'i kayıptı. Eli ile kel kafasını ovuştururken oldukça yorgun duruyordu. Herkes yorgundu aslında, Scout dışında herkes.

"Lanet olsun, lanet olsun. Doktorun nereye kaybolmuş olduğu hakkında hiçbir fikrim yok! Yer yarıldı ve içine girdi sanki!" dedi Engineer sandalyeye oturup eli ile ensesini ovarken, düş kırıklığı ile.

"Heavy nasıl?" Sniper sordu.

Engineer durdu ve, " Bizim koca adamı hiç bu kadar endişelenmiş görmemiştim, savaşta bile. Acayip korkuyor şu an ama saklamaya çalışıyor, anlamıyorum. Eğer o doktorun kaybolduğunu fark etmiş olmasaydı tekrar savaşıncaya dek kayıp olduğunu anlamazdık. Hani ofisinde her jafta sonu saklandığı gibi.

Sniper buna kafasını salladı, doğruydu. Heavy süreki haftasonları doktoru yemekten sonra kayıt odasına satranç oynamak için sürüklüyordu. Bu Sniper'ın karavanına gitmeden önce en fazla görebildiği şeydi.

Hepsi toplantıdan beri Medic'i arıyordu ve ilk başta kimse endişeli değildi ama şimdi gece olmaya başladığından beri herkesin endişesi artıyordu. Spy'a BLU'lar hakkındaki içdeki düşünceyi anlattığında tek yapabildiği Spy'ın yeteneklerine meydan okumaktı. Ama hava kararmış olmasına rağmen hala ortalıkta gözükmüyordu.

Kapı birden açıldı ve içeriye Spy birden girdi. Aha, tam zamanında, diye düşündü Sniper. Spy işe Engie'ye bakarak, " Git ve herkesi topla." dedi. Engie kaşını kaldırdı ama sorgulamadan odayı terk etti, tartışma havasında değildi. Sniper suratını Spy'a döndü ve Spy ona kötü bir bakış verdi. Sniper elinni saçına attı ve çoktan cevabını bildiği soruyu sordu,

"Medic onlarda, değil mi?" Spy sadece başını salladı ve ve bir sigara çıkartıp titrek bir nefes vermeden önce içine çekti. Sniper Spy'ın sinirlerini bozacak kadar ne gördüğünü tahmin bile edemiyordu.

RED Takımı şimdi poker masasının etrafında toplanmıştı. Engineer sessizliği bozdu. " Emin misin? Bu konuda hatalı olamayız."

"Kesinlikle eminim." Dedi Spy ağızına yeni bir sigara yerleştirirken.

"Tamam, neyi bekliyoruz? Gidelim ve üsslerine saldırı yapalım!" Demoman bağırdı içkisinden büyük bir yudum almadan önce.

" Ben Demo ile birlikteyim! Gidelim ve Amerika'nın sırlarını dökülmeden önce kurtaralım onu!" Soldier bağırdı ve Demo'nun omzuna elini koydu planını desteklemek için.

"Beyler beni dinleyin, oraya öylece gidip..." Engineer bir neden bulmaya çalıştı.

"Hadi yapalım bunu, onlara saldıracağımızı asla beklemezler." Scout dedi hevesle. BLU'ları dövmek için can atıyordu, özellikle de BLU Spy'ı.

"Susun!" Sniper bağırdı. Spook, onların üsslerini iyi biliyorsun değil mi? Planın var mı?"

Spy sigarasından bir nefes aldı, " Onların ilk önce salonlarına saldıralım diyorum. Daha önce hiçkimse böyle bir saldırı yapmadığından başlarına ne geleceğini göremeyecekler. Ve güzel doktorumuzu ordan kurtarıp intikamımızı BLU'lardan alacağız."

"Kesinlikle olmaz!" Engie bağırdı eli ile masayı vurarak. Yanında oturan Pyro " Mmmphm!" dedi Engie'ye katılarak. "Oraya öylece atılamayız. Administrator bunu öğrendiğini ne yapacağınızı düşünüyorsunuz?"

"Başka seçeneğimiz yok Engineer." Spy Engie'ye soğuk bir şekilde bakarak. "Şafakta üsslerine gidiyoruz?" Spy sordu.

Pyro ve Engineer'in dışındaki tüm eller havaya kaltı. Herkes onlara bakarken sonunda Engineer küfrederek elini kaldırdı ve Pyro da onu takip etti. " Peki, ama Admin kafamız için geldiğinde beni suçlamayın." Engie homurdandı.

"O zaman hepimiz anlaştık. İlk ışıkta üsslerine saldırıyoruz, ben üsslerinin en derin yerlerine doğru gizlice gidiyorum. Engineer ve Pyro labratuvarı arayacaklar çünkü doktorumuzu orada tutuyorlar. Eğer orada değillerse biz üssü dağıtırken aramaya devam edin." Sniper Spy'ın sırtına elini koydu ve ötekilere plan yapmaya katıldı.

RED'lerin alkışları neredeyse sağır ediciydi. Plan tamamlanmıştı ve herkes ne yapacağını biliyordu. Spy Heavy'nin intikamla parlayan gözlerine baktı. Neredeyse Rus'umuzun ilk kaptığı BLU için üzülmüştü.