Sirius, James ve Peter Büyük Salon'a girdiklerinde Salon hemen hemen dolmuştu. Aceleyle Gryffindor masasına seğirttiler. "Remus nerede?" diye sordu Sirius, masayı tarayarak. "Bir yere gitmesi gerekiyordu, Sınıf Başkanlığı işleri- en azından öyle dedi." Ravenclaw masasının yanından geçerlerken sarışın bir kız James'e sırıttı, James otomatikman eliyle saçını karıştırdı. "Bugün Aylak biraz garip davranıyordu." Dedi Peter. Sirius hızlı hızlı yürüyerek "Fark ettim, bana da biraz garip geldi-dolunay falandı heralde."Masanın ucuna gelince boş kalan yerlere oturdular. "Seçme birazdan başlayacak." Dedi bir ses arkalarından. "Nick, selam!" dedi James. Neredeyse-Kafasız-Nick, Sirius'un yanına zarifçe kondu. "Tatiliniz nasıldı James, Sirius?" "İyiydi." Diyerek başını salladı James. Nick Sirius'a döndü. "Şişman Keşiş, Sir Cadoga'dan bir şeyler duymuş, gerçi onun sözüne güvenilmeyeceğini herkes bilir ama o da Mavi Şeytan'dan duymuş. Phineas Nigellus'un portresi senin hakkında bazı şeyler söylüyor, Sirius." Sirius'un yüzü karardı. "Evet, Nick, tahmin edebiliyorum." "Yani gerçek mi? Eh, iddiayı kaybettim o zaman. Ah, Seçme!"
Biçim Değiştirme profesörü Profesör Mc Gonnagal, arkasından uzun bir sıra oluşturmuş miniklerin önünde Salon'a girdi. "O, bu yıl amma da çoklar." dedi Sirius. Seçmen Şapka'nın yarığı hızla açıldı ve şarkısını söylemeye başladı:
Çok eskiden kuruldu Hogwarts okulu
Yıllar yüzyıllar önceydi bu,
Dört büyücü vardı, hepsi birbirinden ulu.
Gryffindor'du adı birinin
Cesur yürekli bir liderin.
Ravenclaw bir başkası.
Asil zekaydı en büyük şansı.
Hufflepuff'tu çok sadık olan
İyi kalpli ve çalışkan.
Bir de Slytherin vardı
Pek kurnaz, pek akıllı.
Bu dördü bir araya geldiler.
Ovadan, vadiden, dereden.
Öğretmekti amaçları dördünün.
Aklında yoktu hiçbirinin
Yaşlarının derdi.
Gryffindor kendi gibi cesurları eğitti.
Ravenclaw ancak zekileri kabul etti.
Slytherin kutsal saydı saf kanı.
Hufflepuff ise safı, çalışkanı.
Yıllar yıllar geçti çabucak.
Kurucular, baktılar, hayat kısacık.
Bir anlaşmaya vardılar hep birlikte.
Şapka seçecekti onların yerine.
Hayat verdi bu dördü bana.
İşim seçmek, hadi durma
Geçir Seçmen Şapka'yı başına.
Nerde olursun, söyleyeyim sana.
Büyük bir alkış koptu. "Performansını kaybediyor." Dedi Nick. "Eskiden çok daha iyiydi, ben buradayken… Eh ne de olsa neredeyse 550 yıl olacak- yazacak bir şey bulamıyor." Küçüklerden biri yavaş adımlarla tabureye yürüdü, başına Seçmen Şapka'yı geçirdi. Şapka düşünürken, James Sirius'a doğru eğildi. "Şuradaki Bloomy Mary değil mi?" Ravenclaw masasında oturan bir kızı işaret etti. "Vay, değişmiş. Çok!" dedi Sirius. James kızı ölçüp biçen gözlerle süzdü. Kız, James'e bakıp sırıttı. "Ah, çok şeker olmuş." Dedi James ağzının kenarında ona gülümserken. "Sence kaç gün sürer, 3 mü?" "İkiye zor dayanırsın gibi geliyor, Çati, onun dayanılmaz biri olduğu duymuştum." "Bana dayanamayacağı kesin." Dedi James. Nick ikisine doğru eğildi. "Susun. Seçme yapıldığını görmüyor musunuz?" Çocuk Hufflepuff'a seçilirken cık cıkladı. "Hey, şuna bak. Yaz tatilinde hepsi de oldukça… gelişmiş." Dedi James, salonu tarayarak. Gözlerini Lily, Harpy ve Shelly'nin oturduğu tarafa çevirdi. "Takılıp kalmak çok gereksiz…" Lily'nin yeşil gözleriyle karşılaşınca yüzünü geri seçmeye çevirdi.
"Norman, Elisa"
"GRYFFINDOR!"
Lily, alkışlamaya başladı, Elisa Norman kızıl saçlarını uçuşturarak gelip onların birkaç sandalye uzağına oturdu. "Zavallı kız!" dedi yüksek sesle. "Potter seni rahat bırakmayacak!" James ona döndü, sırıttı. "Ah Lily… kızıl saçlılardan vazgeçtiğimi söylememiş miydim?"
Gözlerini Ravenclaw massına çevirdi. "Artık sarışınlarla ilgileniyorum."
"Pgyle, Jackie"
"RAVENCLAW"
"Buna memnun oldum Potter, çünkü o aptal ilgiden bıktığımı anlamayacak kadar kalın kafalı olduğunu zannediyordum. Meğerse, biraz aklın varmış!"
James Lily'ye kızgınca baktı.
"Ricardi, Andrew"
"GRYFFINDOR!"
"Aferin sana Evans. Ama dediğim gibi, artık başka yönlere açılmaya karar verdim. Düşün artık, benim aklım bile yetti… Sana artık ilgi duyulmayacağını anlamaya!"
"Buna memnun oldum Potter, çünkü senin gibi birinin benimle ilgilenmesi sadece MİDEMİ BULANDIRIYOR!"
Sirius yavaşça arkasını döndü. "İşler çirkinleşiyor." Diye mırıldandı. James'i cüppesinin arkasından tuttu, doğrulmaya hazır James yerine oturdu, asasını çekmiş Lily de. "Sakin ol, Jamy."dedi seçme devam ederken. "Ne oldu böyle?" James başını salladı, olanları Sirius'a anlatamazdı. Ama Sirius, Harpy'yi o daha Lily ile konuşamazken almıştı, ve bu James'i deliye çeviriyordu. Hala ona gıcık olduğu için Lily'ye, önce birbirlerini buldukları için Siriusla Harpy'ye çok kızgındı. "En iyisi bendim… ve yine ben olacağım." Diye düşündü.
"Vurbatu, Melyce"
"SLYTHERIN!"
Lily kızgınca elini masaya vurdu, diğer elinde duran asasından kıvılcımlar fışkırdı, yanında oturan 7. sınıftan Alice Albittha'nın üstüne. "Pardon." Dedi Lily, asasıyla kıvılcımları yok ederek. Alice başını salladı. "Lils, iyi misin?" dedi Harpy endişeyle ona bakarak. "İyiyim. Yalnızca şu Potter… o tam bir…" Uygun sözcük bulamıyormuşçasına başını salladı. "Tende sana söylediğim şeye inanamıyorum Shell." Dedi. "Trende ne demiştin ki?" diye sordu Harpy. "Sonra" dedi Lily, çünkü tam o sırada Profesör Dumbledore ayağa kalkmıştı.
"Hepimiz açız, öyle değil mi?" Salondan onaylayan mırıltılar yükseldi. "O halde, ziyafet başlasın!" dedi Dumbledore ve yerine oturdu. Önlerindeki altın tabaklar birden binbir çeşit yemekle doldu.
