"…ve böylece artık kavga etmeyeceğiz" diyerek sözünü bitirdi James.
Kılkuyruk yemeklerle fazlaca ilgilendiği için dinlememişti James'i –zaten bu aşk meşk meselelerine pek karışmazdı. İşi gücü James ve Sirius'a tezahürat yapıp onların iyice havalanmasını sağlamaktı. Özellikle James'in… Zaten Sirius bir süre sonra onu başından savıyor, pohpohlanmak istemiyordu; ama James her zaman gösteriş yapmaya bayılırdı. Kılkuyruk'un da gruptaki işi buydu zaten!
Remus ise gene her zaman ki gibi sessiz sedasız dinlemişti James'i. Hiç dinlememezlik yapmazdı ama az konuşurdu genelde; en azından James ve Sirius gibi sürekli konuşup durmazdı. Gerektiğinde tavsiye verirdi ve hep doğru şeyler söylerdi; bu yüzden diğerleri onun sözüne önem verirdi. Aslında James ve Sirius, Remus olmasa kesin çoktan okuldan atılmışlardı; çünkü Remus onların çılgınca planlarını gerçekleştirmelerini önlerdi. Sınıf başkanı olduğu için onları beladan uzak tutmak ona düşüyordu.
"Yani şimdi Lilyle bitti öyle mi? Artık onla çıkmak istemiyorsun?" diye en can alıcı noktaya parmak bastı Lupin.
"Şeyy… yani artık ona çıkma teklif etmeyeceğim işte."
"Tamam onu anladım ama artık istemediğin için mi, yoksa başka bir nedeni mi var?"
"Of abi şey yani… aman ne biliyim ben!" Gözlerini kaçırdı ve yemeğine döndü.
Remus ve Sirius cevaplarını almışlardı bile… birbirlerine anlayan gözlerle baktılar ve onlarda sessizce yemeklerine döndüler.
"Sirius çabuk ye biraz, McGonagall'la cezamız var!" Şu garip gün bitse de kurtulsam!
