"Tatilin nasıl geçti Remus

"Tatilin nasıl geçti Remus?" dedi Lily, yandaki kıkırdayan ikiliye aldırmamaya çalışarak. "İyi… sayılır." Dedi Remus hafifçe gülümsemesi solarak. Hiçbir zaman dertlerinden bahsetmese de her zaman hüzünlü olduğunu anladığınız insanlardan biriydi, Lily bunun o aptal Potter ve Black'in doyurulmaz bencilliklerinin bir etkisi olduğundan emindi. Potter "arkadaşına" ilgi gösteremeyecek kadar kendisine odaklıydı. "Kuzenim Gary ile İrlanda'ya gittik ama benim büyücü olduğumu bilmiyor." Omuz silkti. "Seninki nasıldı?" "İyi gibi. Petunia'nın evlenme hazırlıklarıyla uğraştık." "Aa, Petunia biriyle mi evleniyor? Bir insanla hem de?" dedi Remus sırıtarak. Lily güldü. "Aslında bu durumda Petunia'ya acıyorum, Vernon insan kategorisine girmiyor olabilir."

Seralara gelmişlerdi ama her zaman gittikleri sağ yerine sola gittiler bu defa. Hogwarts'ın en eski ve en büyük serası buradaydı, kuşkusuz zehirli ve muhtemelen öldürücü birçok bitkiyi içinde barındıran, yeni gelenlere, Ortak Salonlarda arkadaşı olmayan 4. sınıflar tarafından anlatılan bir Hogwarts efsanesi – 17. Sera. Kimse, seralar bir, iki, üç, dört diye giderken buranın adının 17 olduğunu bilmiyordu, kapıda normal numaralar yerine kocaman, tahta bir tabelaya yazıyla 'on yedi' yazılmıştı. Altı yıldır buraya girmeleri kesinlikle yasaktı, sağa kesin bir dönüş yapmadıklarında onları geri döndüren, sadece on yedinci seranın bekçisi Bayan Huxley vardı, kimse onun nerede yaşadığını bilmiyordu, ama sera kadar yaşlı olduğu su götürmezdi. Lily, Hogwarts'a yeni geldiğinde ilk karşılaştığı insan Bayan Huxley'di, ve bu, onu binada gördüğü son zamandı. Küçük ve deneyimsiz, 11 yaşında bir çocukken Huxley ile karşılaşmak onu delicesine korkutmuştu, kadının kel kafasının üstündeki "Hepimiz Günahkarız" dövmesi, cesur bir çocuğu bile kaçırmaya yeterdi.

"Umarım Huxley'yi görmeyiz." Diye mırıldandı. "Aynen" dedi Remus. "Ondan hep korkmuşumdur." Lily başını salladı. "Ben de. Okula gelince ilk karşılaştığım oydu, biliyor musun? Sarı dişlerini bana doğru kenetleyerek "Buraya girmek yasak!" diye bağırmıştı. Nasıl bir şok olduğunu düşün. O yaşlı domuzdan nefret ediyorum." "Ve de yanlış yoldan gidiyorsunuz." Dedi arkalarından, boğuk, ağır bir ses. Lily arkasını dönerken, kiminle karşılaşacağını biliyordu, ama buna inanmak istemiyordu: Ne var ki, Bayan Huxley'in nefes kokusundan kaçamayacak kadar büyümüştü. Yaşlı yüzünü ekşiterek "Yanlış yol, gerizekalı çocuklar. Burası benim evim. Şimdi defolun!" diye tısladı. Lily uzun adımlarla patikadan saparken, Remus onu takip etti. "Tanrım. İyi bir başlangıç yapmadık, ha?" Lily gözlerini devirdi. "Öyle mi dersin? Ve de derse geç kaldık galiba." Az önce kaçırdıkları 17. Sera'nın, sarmaşıklar arasına gizlenmiş kapısını, sertçe çekip açtı.

"Ah, buyrun geçin, Bay Lupin, Bayan Evans." Genç profesörlerden Sprout, eliyle ileri geçmelerini işaret etti. "Dediğim gibi, 17. Sera, daha önce bulunduğumuz diğer seralardan farklı. Burada, sizle birlikte ben de ilk defa çalışacağım ve bu konuda çok heyecanlıyım. Bildiğiniz gibi sera, Hogwarts'ın en eski değerlerinden. İki yıldır kapalı, içinde çalışabilmemiz için bir çeşit bakım yapıldığı söylendi." Asasını sallayarak, iki devesa bitkinin arasındaki kara tahtayı ortaya çıkardı. "Teknik bölümü az olsa da bir tahtaya ihtiyaç duyacağız." Yeni alındığı belli, kahverengi cübbesinin kollarını sıvadı. "Haydi, başlayalım."

İki yorucu saat sonra, pek de şirin olmayan ısırgan "yarta"larla uğraştıktan sonra Lily, günün sonu geldiği için oldukça mutluydu. "İlk günler hep en uzundur." Dedi Remus, ortak salonda bir Çamur Çeken'in yarısını Lily'nin kupasına dökerken. Akşam yemeğini atlayıp, ortak salonun sakin halinden yararlanmayı tercih etmişlerdi, önlerinde Lily'nin evden getirdiği kurabiyeler ve iki şişe Çamur Çeken vardı. Adının aksine, parlak bir mavi olan Çamur Çeken'in tatlı aroması, kurabiyeler ve çatırdayan ateş, ikisini de gevşetmişti. "Evet, evet… umarım." Dedi Lily, kupasından bir yudum alarak. "Asıl sinir olduğum ne, biliyor musun? Herkesin, ama herkesin, birden 'çift' halini alması." Remus hararetle başını salladı. "Evet… Evet! Ve bilmiyorum. Sanki, sen de mi böyle hissediyorsun bilmem ama, bir baskı…" "O baskıyı biliyorum!" dedi Lily. "Sanki benim de o çiftlerden biri olmam gerekiyormuş gibi." "Aynen. Gerekmiyor, ama bize… Garip bir şekilde baskı yapmaktalar." "En yakın arkadaşlarımız." İkisi de sustu. "Özellikle…" diye başladı Remus, ama dışarıdan gelen seslerle sustu. Hapry ve Sirius'un içeri girmesiyle anlar gözlerle Lily ona baktı. "Çiftlerin gazabı." Diye mırıldandı. "Ben yatıyorum galiba. İyi geceler, Remus."