A/N: işte 2 bölüm birden. çok dikkatim dağıldığı için fazla hızlı yazamıyorum; sabrınız için teşekkürler. yorumlarınızı bekliyorum, iyi okumalar... :)

"Kendini ne sanıyor?"

Lily'nin James'le ilgili monologlarında en çok kullandığı cümle buydu işte. "Amy, cidden soruyorum, yani bu çocuk kendini ne sanıyor?" dedi Lily bu sefer daha coşkulu. "Bana dediklerine inanabiliyor musun? Nası benimle böyle konuşur ya? Önümde dili tutulan, onla çıkmam için bana yalvaran James Potter! Gitti okuldaki en salak kızla çıktı ve hemen havalara girdi. Şaka mı bu ya?! Yok o öpünce karşılık vermişim de, yok Chad'le sırf ona inat çıkmışım da-"

Amy alaycı alaycı güldü gizlemeye çalışarak. Ama Lily'nin gözünden kaçmamıştı. "Neydi o?" dedi gözlerini kısıp Amy'e kötü kötü bakarak.

Amy hemen doğal bir ifadeye bürünüp "Yok, yok bir şey Lil," dedi. Sonra söyleyip söylememek konusunda kararsız gibi biraz durdu. "Yani dedikleri pekte yalan sayılmaz," diyiverdi sonunda.

"Ne?" dedi Lily anında kaşlarını çatarak. "Şimdi de onun tarafındasın öyle mi? İki gün o çapulcularla takıldın ve Potter'ın tarafına geçti demek Amy? Aferin sana aferin!"

"Ne alakası var Lily taraf tutmakla?" dedi Amy isyankar bi şekilde. "Sadece Chad'le nasıl çıkmaya başladığını ikimizde biliyoruz. Öpüşme konusunu bilemem tabi ama-"

"Öpüşme değil!" diye atıldı Lily hemen. "Öpüşme karşılıklı olan bir şeydir; ama sadece 'o' beni öptü!"

"Tamam Lilyciğim, tamam. Dediğin gibi olsun," dedi Amy pes ederek. Lily'nin sessiz moral bozukluğunun yerini artık sesli bir moral bozukluğu almıştı son zamanlarda. Artık sürekli sürekli James Potter'la ilgili dırdır ediyordu ve Amy bu durumdan oldukça sıkılmaya başlamıştı. Artık James'e aşık olduğunu farketse de bende kurtulsam, kendi de... diye düşünüyordu. Ancak Lily'e James'ten aslında hoşlandığı için bu kadar umursadığını anlatmaya çalıştığı anda Lily bu sefer Amy'e düşman kesiliyordu. O yüzden Amy artık Lily'nin dırdırlanmalarına sadece kafa sallayıp geçiyordu; ama Lily öyle bir noktaya gelmişti ki kahvaltıda yediği peyniri görünce bile James'i hatırlayıp tekrar sonu gelmez monoloğuna başlayabiliyordu.

Diğer taraftan James'in durumuda çok farklı değildi. "Abi yani iki gün sessiz sedasız durdu, üçüncü gün eskisinden beter olup geri geldi. Önce bana teşekkür ediyor, güzel güzel konuşuyor, sonra birden kaplan kesiliyor, üstüme saldırıyor. Anlamadım ben bu işi ya."

Remus gözlerini devirdi. "Tamam Çatalak tamam. Yarın cezanız var, orada anlarsın belki."

James hiç Remus'u duymamış gibiydi. "Hayır yani Jane'le ilgili de düşmanca konuştu. Acaba Pati'nin dediği doğru mu Aylak? Acaba Lily Jane'i kıskanıyor mu gerçekten?" dedi düşünceli düşünceli.

"Ya Lily'i ne zamandan beri umursamaya başladın James, yeter ama artık. Bak senin sevgilin var, onunda sevgilisi var-"

"Abi biliyoruz heralde," diye çıkıştı James hemen. "Zaten Lily'i artık sevmiyorum ki!" diye tekrarladı klasik repliğini.

"O zaman niye Jane'le olmadığın her an konuştuğun tek konu bu?" diye sordu Remus kaşlarını kaldırarak.

"Çünkü anlayamıyorum..." dedi James tekrar. "Yani bu davranışlarının nedenini anlayamıyorum."

"Anlayacak bir şey yok zaten Çatalak," dedi Remus bıkkın bıkkın. Kahvaltı masasının diğer ucunda Lily'e arkadan yaklaşıp şaka yapmak için gözlerini kapatan Chad Murray'i gösterdi. Lily gülüp Chad'in ellerini tutup gözlerinden çekmiş, Chad'de eğilip Lily'nin alnına bir öpücük kondurmuştu. "İşte..." dedi Remus. "Anlaman gereken tek şey bu."

James derin bir of çekti Lily ve Chad'in gülüşmelerini izlerken. Sonra kızgın kızgın Remus'a döndü. "Sanki bilmiyorum o aptal çocukla çıktığını," diye kızdı. "Umrumda da değil zaten. Ben artık Lily Evans'ı sev-mi-yo-rum!"

---

Birinci sınıflardan bir çocuk Lily, Chad ve Amy tam kahvaltıdan kalkarken yanlarına geldi. Lily'e bir parşömen parçası uzatıp "Profesör McGonagall gönderdi," dedi ve uzaklaştı. Lily parşömeni açtı, içinde ertesi günkü ceza yeri ve saati yazıyordu. Profesör bir de yeri ve saati James'e bildirme görevini de Lily'e vermişti. Lily oflayarak Chad ve Amy'e döndü. "Yok artık ya, ceza sabah 6'daymış!"

"Of, çok erkenmiş ya," dedi Amy şaşırarak.

"Dur daha bitmedi," dedi Lily sıkkın sıkkın. "Bir de Yasak Ormanın önünde bekleyecekmişiz. Orda bir görev verecek heralde. Çok korkunç ya..." diye irkildi Lily. Chad Lily'e sarılıp yanağından öptü. "Merak etme aşkım, sen halledersin. Hem McGonagall o kadar da kokunç bir ceza vermez bence zaten." Sonra durakladı. "'Yasak Ormanın önünde bekleyecekmişiz' derken, 'siz' kimsiniz?" dedi kaşlarını çatarak.

"Potter ve ben," dedi Lily. "Hatta Potter'a da haber vermem gerekiyor," diyerek ofladı tekrar. Dönüp kahvaltı masasında Remus Lupin'le konuşan James'i gözüne kestirdi. Chad tam bir şey diyecekken Lily konuşmayı sürdürdü. "Neyse hazır Potter Cubricksizken gidip şunu söyleyip kurtulayım. Sonra bir de o kızın viyak viyak sesini duymak zorunda kalmak istemiyorum," diye söylenerek dönüp James'e doğru ilerledi.

Chad ve Amy onun arkasından bakarken Chad kendine kendine konuşur gibi mırıldandı. "O Potter denen çocuk..."

Amy kaşlarını kaldırarak Chad'e baktı. "Bir şey mi dedin Chad?" diye sordu.

Chad kafasını salladı. "Yok bir şey Amy," dedi rahatsız rahatsız. Ama sonra dayanamayıp konuşmaya devam etti. "James Potter'ın Lily'nin etrafında olmasından hiç hoşlanmıyorum sadece," dedi sinirli sinirli.

"Nedenki?" dedi Amy merakla.

"E, yani yıllarca Lily'e sarkıntılık yaptı. Şimdi sevgilisi filan olmasına rağmen güvenemiyorum işte o çocuğa."

"Ama Lily'e güvenmiyor musun Chad?" diye sordu Amy masum masum. Aslında Amy'e göre artık James'ten çok Lily'e güvenmemesi daha doğru olurdu. Lily her ne kadar hiçbir zaman kabul etmesede Amy onun James'e karşı bir şeyler hissettiğinden adı kadar emindi.

"Tabi ki güveniyorum," diye atılmıştı Chad, Amy bunları düşünürken. "Ama ne olursa olsun, sevgilime kimsenin başka niyetlerle yaklaşmasını kaldıramam." Chad bayağı sinirli görünüyordu. Ama Amy bunları Lily'nin yanında söyleyemeyeceğini biliyordu. Chad Lily'nin yanında ancak süt dökmüş kedi gibi durmayı bilirdi.

"Neyse Chad," dedi Amy. "Takma kafana, James'in artık Lily'e karşı bir şey hissetmediğine eminim. Jane var sonuçta, sen varsın. Kesinlikle böyle bir şeye kalkışamaz," dedi Amy emin bir ifadeyle. Chad de bu açıklamadan tatmin olarak başını salladı.

---

"Potter," dedi Lily James'in kahvaltı masasında tepesine dikilip.

James şaşırarak dönüp baktı Lily'e. "Evans?" dedi tek kaşını kaldırarak merakla.

Lily hala elinde tuttuğu parşömeni James'e uzattı. "Yarınki cezayla ilgili," dedi soğuk soğuk. James bu sırada parşömeni alıp okuyordu, Lily de daha fazla durmaya gerek görmeden dönüp gitmek üzereydi. "6'da mı?!" diye feryat etti James inanmazlıkla Lily'e bakarak. Lily başını salladı. "Evet, Potter. Anlaşılan McGonagall tüm gün çok fena canımıza okuyacak," dedi iç çekerek.

Bu sefer de James Lily'e katılarak başını salladı. "Ve Yasak Orman'da..." diye ekledi Lily. "Yani kimbilir nasıl korkunç, ucube şeyler-"

"Yasak Orman kötü değildir," diye atıldı James.

Lily kaşını kaldırdı. "Nereden biliyorsun Potter? Daha önce de orada cezaların olmuş muydu?"

James "Eh," dedi. "Cezalarım da oldu, ama onun dışında da bulunmuşluğum var."

Lily kaşlarını çattı. "Imm, isminin Yasak Orman olmasının bir nedeni var Potter," dedi. "Oraya gidilmemesi gerekiyor."

James güldü. "Ne yani?" dedi alaycı bir ifadeyle. "Altı yıldır bu okuldasın ve bir kere bile Yasak Ormana girmediğini mi söylüyorsun Evans?"

Lily gözlerini devirdi. "Bunun bir eksiklik olduğunu sanmıyorum Potter. Olması gereken bu çünkü," dedi ve ekledi, "senin gibi baş belaları dışındaki öğrenciler için tabii."

James burnundan alaycı bir ses çıkardı.

Lily bunun karşısında konuşmaya devam etti. "Hem hiç gitmemiş de değilim!" dedi fazla korkak görünmek istemeyerek. "Sihirli Yaratıkların Bakımı'nda bir kaç kez gitmiştik."

James bunun karşılığında güldü. "Ah Evans, ona gitmek denmiyor. Asıl orman çoook daha derinlerde." dedi bilmiş bilmiş.

Lily rahatsız rahatsız James'e baktı. "Ama... ama McGonagall o kadar derinlere gitmemizi istemez, değil mi?" diye sordu korkuyla.

"Bilemiyorum," dedi James ellerini açarak. Lily'nin korktuğu bir şey karşısında böyle savunmasız kalması James'in çok hoşuna gitmişti. Anlaşılan yarın Lily'le bayağı eğlenecekti.

Lily dudaklarını ısırarak düşüncelere dalmıştı. O sırada Remus James'in Lily'i korkutmak için uğraşlarını boşa çıkarmasa Lily neredeyse gidip McGonagall'la konuşacaktı. "Tabii ki derinlerine göndermez, merak etme Lily," dedi Remus anlayışlı bir sesle. "Ayrıca o kadar korkunç yaratıklarla dolu filan da değil," diye ekledi.

Lily Remus'a döndü rahatlamış bir ifadeyle. "Öyle mi Remus?" dedi umutla.

"Evet, tabii ki. Hem bu sadece ceza. McGonagall asla zarar verici cezalar vermez," diye Lily'i telkin etmeyi sürdürdü Remus.

James şaşkınlıkla Remus'a baktı. Ona ne oluyordu da Lily'le yaptığı en başarılı konuşmayı bölüp günün kahramanı oluyordu??

"Oh, sağ ol Remus. İçime su serpildi," dedi Lily Remus'a gülümseyerek. "Neyse ben derse gideyim, sonra görüşürüz," diyerek Remus ve James'e el sallayarak uzaklaştı Chad ve Amy'e doğru.

Lily duyma sınırını geçtiği anda James Remus'a döndü sinirle. "Aylak! Ne yapıyorsun?!"

Remus anlamamış bir ifadeyle baktı James'e. "Ne yapıyormuşum?"

"Evans'la konuşmama niye dalıyorsun?"

"Dalmadım Çatal; ama konuşmayı nereye götürmeye çalıştığın belliydi. Senin iyiliğin için engellemem gerekiyordu," dedi Remus sakin bir ifadeyle.

"O ne demek oluyor?" dedi James kaşlarını çatarak. Hala Remus'a Lily'le konuşmasını böyle mahvettiği için içten içe köpürüyordu.

"Yani şimdi Lily'i böyle korkutup sonra yarın 'ben seni korurum Lilyciğim, merak etme Lilyciğim, yanında ben olduğum sürece başına bir şey gelmez Lilyciğim' diye olayı farklı taraflara çekip-"

"Nee? Ben mi?!" diye Remus'un lafını kesti James gözlerini kocaman açarak. "Saçmalama Aylak. Yok artık!"

Remus güldü. "James, bunca yıldır arkadaşız. Bırak da seni biraz tanımış olayım yani."

"Hiç hiç tanımamışsın Aylak. Birincisi, ben Lily'e Evans diye hitap ediyorum. Bu yüzden asla Lilyciğim demem -o bana Jamesciğim diyene kadar." Remus güldü. "İkincisii, ımm... ikincisi, evet dediğin gibi yapacaktım; ama Yasak Ormanın tehlikeli olduğu doğru. Bilmeyen biri kaybolabilir, o yüzden yardımıma ihtiyacı var zaten! Ne var ki bunda?" diyerek pes etti James.

Remus ben-demiştim dercesine elini açtı. "Bunda ne var söyleyeyim. Hah, işte olan şey geliyor zaten; sevgilin..." dedi Büyük Salonun merdivenlerin koşa koşa inen Jane'i kaşlarıyla işaret ederek. "O olduğu sürece de Lily'den kendini uzak tutman gerekiyor Mr. Potter." Remus bir baba edasında parmağını James'e doğru salladı.

James gözlerini devirdi. "Of Aylak, sadece biraz eğlenecektim. Lily Evans'ı seviyor filan değilim yani."

Remus buna karşılık sadece gülüp kahvaltısına döndü.