"Sirius," dedi Sarah sessizce kulenin merdivenlerini tırmanırlarken birden bire. "Haftaya pazar Hogsmeade gezisi varmış duydun mu?"
Sirius ilgisizce başını salladı. Aklı bahçede oturan Jennifer'daydı. Jennifer'la ilgili ne yapması gerektiğini düşünüyordu sürekli. Onu kafasından atmaya çalışıyor, James'le eski günlere dönme kararlarını hatırlatıyordu kendine hep; ama bir anda tekrar Jennifer'ı düşünmeye başladığını fark ediyordu. Ayrıldıklarından beri beyni resmen ondan habersiz çalışıyor gibiydi. Sürekli Jennifer'la yaşadıkları küçücük anlar peydahlanıveriyordu aklında. Çok ufak bir ayrıntıyı hatırlıyordu birden ve bir anda tüm garip duygular üstüne saldırıyordu resmen. Mesela Jennifer'la hep garip şekillerde ele ele tutuşmaları, onu hep burnunun kenarından tatlı tatlı öpmesi ya da sanki evliymişler de Jennifer Sirius'u işe yolcu ediyor gibi sürekli Sirius'un cüppesinin yakasını düzeltmesi… Sirius Jennifer'ın sıcak, anaç tavırlarını özlüyordu en çok. Onun bu halleri Sirius'a daha önce hiç hissetmediği gibi hissettiriyordu.
"Iıı, şey…" diye tekrar lafa başlayarak Sirius'un düşüncelerini böldü Sarah. "Hogsmeade'e birlikte gitmeye ne dersin Sirius?"
Sirius Sarah'nın niyetini anlamadan "Niye ki?" dedi. Sarah hemen kızararak "Bilmem…" diye cevap verdi. James gözlerini devirerek Sarah'a baktı. Boşa şansını zorluyorsun kızım…
Sirius ne demesini gerektiğini bilmeden Sarah'ya bakıyordu; zaten o anda yukarıdan gelen sesler üçünün oraya yönelmesine sebep olduğu için cevap vermesine gerek kalmadı.
"Ya ama biz artık gülmekten uçamıyorduk filan, böyle herkes yerlerde…" diye anlatıyordu Ryan Billinger hararetli hararetli. Lily kahkahalarla gülmekten iki büklüm olmuştu resmen. "Ryan yeter, anlatma daha fazla!" diyordu karnını tutup hala gülerek.
James merdivenlerin başında kalakalmış karşısındaki bu manzaraya bakıyordu. Sirius ve Sarah ise bir James'e bir Lily'e bir Ryan'a bakıp ne olacağını kestirmeye çalışıyorlardı. O sırada Ryan ve Lily de birkaç metre ötelerindeki insanları fark edip gülmeyi bir anda kesiverdiler.
James birkaç saniyeliğine Lily ve Ryan'a baktıktan sonra acı acı gülüp başını sallayarak hızla Depo Odasına yöneldi. Sirius ve Sarah da onu takip ettiler hemen.
Lily, James'in biraz önce durduğu yere biraz daha bakakaldıktan sonra hızla avuçlarıyla suratını kapattı. "İnanmıyorum ya!" diye feryat etti. "Şimdi iyice her şeyi yanlış anladı, lanet olsun!" Ayağa kalkmış incinmiş bacağıyla seke seke bir oraya bir buraya yürüyordu.
Ryan da ne diyeceğini bilemez bir halde Lily'e bakarak başını bir o tarafa bir bu tarafa çeviriyordu. Aslında içten içe James'in onları öyle eğlenirken görüp de bozulmasına sevinmişti; ama bunu kabul edemiyordu. Çünkü bu, hala Lily'e karşı hisleri olduğu anlamına gelirdi ve Ryan geçen yıl olanlardan sonra bundan çok korkuyordu. "Ne olacak ki Lily? Zaten ayrısınız yani, değil mi?"
Lily Ryan'a bakmak için dönüp durmayı kesti bir süreliğine. "Evet ayrıyız; ama belki barışabilirdik. Artık hiç şansım yok sanırım…" Başını elleri arasına alarak oturdu Ryan'ın yanına. Bir süre Ryan diyecek mantıklı bir şeyler ararken Lily de içinden durum değerlendirmesi yapıyordu. Sonunda sessizliği gene Lily bozdu. "Yani zaten seni oldum olası kıskanıyordu ve şimdi bizi böyle görünce-"
"Beni niye kıskanıyordu ki?" diye araya girdi Ryan. Lily bir an duraladı. "Ee… eskiden çıktığımız için."
"İyi de sen zaten o zamanda benden hoşlanmıyordun ki. Kıskanmasını gerektirecek bir şey yok."
"Yaa Ryan öyle deme, kendimi kötü hissediyorum! Sadece o zaman James yüzünden biraz kafam karışıktı o kadar-"
"Şimdi olduğu gibi," diye ekledi Ryan acı acı.
Lily biraz durup "Hayır" dedi. "Ama şimdi onun kafası karışık…" dedi iç geçirerek.
İkisi da tam kendi düşüncelerine dalmışken Sarah Conner tekrar ortaya çıktı. Lily'e bir bakış atıp merdivenlere yönelmişti ki Lily hemen arkasından seslendi. Sarah dönüp soran bakışlarla Lily'e baktı. Lily de o anda Sarah'a James'le ilgili bir şey soramayacağını anladı. O kendi taraflarında değildi. "Neyse boş ver. Bir şey yok Sarah," dedi.
Sarah da zaten durup Lily Evans'la muhabbet etmeye can atmıyordu. Dönüp merdivenlerden inerken yüzüne yerleşen şeytani gülümsemeyi engelleyemedi. İyi ki Lily Evans ve Ryan Billenger'ı orada flört eder bir şekilde yakalamışlardı! Böylece artık haftaya pazar Sirius'la bir adet Hogsmeade randevusu vardı. Tek yapması gereken James'e de birini bulmaktı. Sonra bir anda bunu düşünmesine bile gerek olmadığını fark etti. James Potter'la çıkmak isteyen milyon tane kızdan güzel bir tane ayarlayıverirdi. Hem zaten James'le Lily'nin ayrılma haberi yayıldıkça James en popüler erkeklerden olmuştu tekrar. Sarah biraz önce olanları düşünüp tekrar gülümsedi. Ne şans ama!
Ryan ve Lily'i bişrlikte gördükten sonra James Depo odasına giden merdivenleri tırmanırlarken sinirden kudurmuştu resmen. Sürekli Lily'nin hep Ryan'ı sevdiğini, kendisini hiç sevmediğini, bunca zamandır kandırıldığını filan söyleyip durmuştu köpüre köpüre. "Ama o görecek!" diye bağırıyordu durup durup. "O görecek Sirius! Ben hayatıma devam ediyorum, onu umursamıyorum bile!" demişti sonunda Sirius'a dönüp işaret parmağını sallayarak. "Pazar günü benden hoşlanan bir arkadaşını da getir Sarah!" diyerek bir anda Sarah'a dönmüştü bu seferde. Sirius da Sarah da kalakalmıştı. "Hangi Pazardan bahsediyorsun abi?" demişti Sirius şaşkınlıkla. "Sizin Sarah'la Hogsmeade'e gideceğiniz Pazar Sirius. Dörtlü olarak çıkacağız o gün ve o Lily görecek benim de onu çoktan atlattığımı!"
"Ne Hogsmeade'i ne dörtlüsü abi? Bir sakin ol önce," demişti Sirius. "Bence harika bir fikir!" diye atılmıştı Sarah ise hemen. "Bu kesinlikle Lily'e gününü gösterir James!" diye iyice destek çıkmıştı. Böylece kendisi de Sirius'la çıkıyor olacaktı. Hiç uğraşması gerekmeden her şey kendiliğinden halloluvermişti. Ama Sirius biraz garip davranıyor, isteksiz gibi görünüyordu. Benimle birkaç saat geçirdikten sonra tüm fikirleri değişecek… diye düşündü Sarah muzip muzip. Zaten James sayesinde bu randevu hiçbir şekilde iptal olmazdı. Daha doğrusu biricik Lily Evans sayesinde…
