Jennifer ne zamandır yatakhanedeydi bilmiyordu. Saat öğleni geçmiş olmalıydı. Gökyüzü solmuş görünüyordu. Saatlerdir kafasını kurcalayan soru hala onu rahatsız ediyordu. Şimdi ne olacak? Sirius'la ayrılmışlar mıydı şimdi? Bu kadar mıydı her şey? Birbirlerini görünce ne yapacaklardı? Sirius onu tekrar kazanmaya çalışacak mıydı acaba? Kendisinin ne yapması gerekiyordu peki? Eğer her şey bittiyse bunu nasıl kaldıracaktı? Dün hayatının en mutlu günüyken şu anda dibe vurduğunu hissediyordu. Sirius ne yapıyordu acaba? Nasıl hissediyordu? Belki de şu aptal baloya gidecek yeni birini aramaya başlamıştır bile… Ama bu düşünce cricuo laneti yemiş gibi hissetmesine neden oldu. Gözlerinden yaşlar boşandı tekrar. Sirius'u başka bir kızla görme düşüncesi Jennifer'ı deliye döndürüyordu. Sonra kendi kendine kızdı. Bunların olmasının nedeni de bu değil miydi zaten? Bu güvensizliği… Sirius'un ona söylediklerinden sonra yeni birisini bulmayacağına inanmalıydı. Kendisi nasıl böyle bir şey düşünemiyorsa Sirius'da muhtemelen aynı durumdaydı. Ama buna inanabilse zaten şu anda yatakhanede ağlamak yerine Sirius'un kollarında olurdu. Neden sanki birazcık olsun güvenememişti ona. En azından şüphelerini ona söylemeden kendisi başa çıkmaya çalışabilirdi. Ama işte şimdi her şey mahvolmuştu… Gözlerini kapatıp bunların bir rüya olmasını diledi. Tam o sırada yatakhanenin kapısı hızla açıldı. İçeri nefes nefese Lily girdi.

"Oh Tanrıya şükür buradasın Jen!" diyerek arkadaşının yanına koştu.

Jennifer Lily'i görünce içi inanılmaz bir rahatlıkla doldu. Artık en azından yalnız değildi. Lily öncelikle başka hiçbir şey söyleyip sormadan Jennifer'a sımsıkı sarıldı. Şu anda ne olduğunu öğrenmekten çok ona destek olması önemliydi çünkü. Jennifer zaten kendini hazır hissettiğinde anlatacaktı. Ama Jennifer oldukça hazırdı belli ki. Hemen anlatmaya başladı. Lily onun sözünü kesmemeye çalışarak sessizce dinledi. Tam Jen hikayenin sonuna gelmişti ki yatakhanenin kapısı ikinci kez nefes nefese biri tarafından açıldı. Bu sefer Kathy kendini içeri attı. "Burada neler oluyor? Biri bana açıklayabilir mi?" diye isyan etti Kathy. Ama diğerlerinin ağzını açmasına fırsat vermeden devam etti. "Neden her şeyden hep en son benim haberim oluyor? Saatlerce orada James'le oturdum, gelmeyeceğinizi anlamamız için bayağı zaman geçmesi gerekti! O kadar sinirlendim ki anlatamam. Sonra şatoya geldim ve hala ortada kimse yok. James'le yaşadığımız şaşkınlığı düşünebiliyor musunuz ha?! Şimdi bana hemen birisi neden beni tamamen yok sayarak şatoya döndüğünüzün mantıklı bir açıklamasını yapmazsa şuracıkta çıldıracağım!" Kathy gerçekten sinirli görünüyordu. Ama olayın diğer yüzünü bilse bu şekilde tepki vermezdi. Kendi tarafından bakınca o da haklıydı.

Lily, Jennifer'dan önce neden Kathy'e haber veremediğini açıklamaya başladı. Remus'la Üç Süpürge'ye gidip Sirius'u görüşlerini ve hemen şatoya koşup gelişini anlattı. Jennifer'da bu kısımları dikkatle dinliyordu; çünkü Sirius'un o gittikten sonra ne yaptığını çok merak ediyordu.

"Aptal çocuk! Yaptığı tek şey orda oturup kaymakbirası içmek olmuş yani, öyle mi?" dedi Jennifer sinirli sinirli.

"Neden Sirius yalnızdı ki Jen?" diye atıldı Kathy kafası karışmış bir şekilde. Hala hiçbir şey anlamamıştı.

Lily onu duymamış gibi Jennifer'a döndü. "Ama Jen halini görmeliydin. Bitmiş durumdaydı. Dediklerin yüzünden çok kırılmış olmalı. Dediğine göre söylediklerini unutabilmek için o kadar içmiş," dedi ciddi ciddi. Sonra biraz durakladı. "Bir de şey… sanırım ağlıyordu Jen," dedi sonunda. O anda Jennifer'ın yüzündeki tüm kaslar gevşedi. Hep bir erkeğin ağlamasının içtenliğin göstergesi olduğunu düşünürdü. Demek gerçektende bana değer veriyor… Lily de, bunun Jennifer'ı yumuşatacağını biliyordu. Kendisi Jennifer'ın yerinde olsa bu onu kesinlikle soğuturdu. Bir erkeğin ağlamasının çok itici olduğunu düşünürdü, güçlü olmadığının göstergesiydi. Ve Lily'nin zayıf bir erkekle işi olmazdı.

"Evet, gene beni dışlıyorsunuz!" diye araya girdi Kathy sinirle ikisine bakarak.

"Tamam tamam," dedi Jen ve bu sefer Kathy'e neler olduğunu anlattı. Neyse ki arkadaşlarına anlattıkça rahatlıyordu Jennifer. Sözünü bitirdiğinde bir şeyler söylemeleri için gözlerini Lily ve Kathy'e dikti.

"Ah Jenny, Sirius seni seviyor! Ona güvenmelisin. Bence gidip konuş onunla," diye atıldı Kathy.

"Seviyor mu? Benim arkamı dönüp gitmeme neden izin verdi o zaman?" diye karşılık verdi Jennifer başını sallayarak.

"E ne yapsaydı sen onca şeyi söyledikten sonra?" dedi Kathy hemen. Jennifer bu sefer Lily'e döndü. Kathy bazen sadece onu mutlu etmek için doğruyu söylemeyebilirdi. Ama Lily hep inandığı şeyi söylerdi. Bu karşısındakini üzecek olsa bile…

Lily bir süre durakladı. Sonra "Baş belası Black için bunları söyleyeceğim asla aklıma gelmezdi Jen; ama bence de ona güvenmelisin. Yani bugün onu Üç Süpürge'de öyle görene kadar bunu söyleyemezdim; ama gerçekten sana çok değer verdiği ortadaydı." dedi. Bir süre sustu, sonra hemen ekledi. "Ama şu anda onunla konuşmanın pek iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum."

Lily'nin de Sirius'a inanması Jennifer'ı rahatlatmıştı. Sirius'un ne halde olduğunu merak ediyordu aslında. Gülerek "Sirius nasıldı Lily tekrar anlatsana?" dedi. Jennifer'ı gülerken görünce Lily ve Kathy'de rahatlayıp gülümsediler. Böylece Lily tekrar Sirius'un komik halini ve özellikle garip ağlamasını anlatmaya başladı. Ortam rahatladığı için kızlar Lily'nin yaptığı taklitlere kahkahaları basıyorlardı kii… üçüncü kez yatakhanenin kapısı açıldı. Fakat bu sefer içeri giren kişi olması gerektiği gibi bir hemcinsleri değildi.

"Ooo, kızlar burada gülüp eğleniyormuş meğer. E o zaman gidip Pati'ye söyleyeyim de boşa zırlayıp durmasın."

"Potter! Sen buraya nasıl girdin?" dedi Lily kaşlarını çatarak.

"Kızlar yatakhanesine ilk girişim olduğunu düşünmüyorsun herhalde Evans," dedi James hemen saçlarını karıştırarak.

Lily umutsuzca başını iki yana sallayıp gözlerini devirdi. "Bulduğun her fırsatta hava yapmaya çalışmadan duramıyorsun değil mi Potter?"

"Ya tamam çocuklar şimdi tartışmayın," dedi Kathy sabırsızca. "Hayrola James, ne oldu?" diye devam etti, hemen konuya girmek için.

James bir süre daha Lily'e sinirli sinirli baktıktan sonra Kathy'e dönüp "Hiç," dedi. "Sadece bir Jennifer'a bakayım demiştim. Ama sorun yok anlaşılan."

"Sorun vardı Potter, senin aptal arkadaşın sarhoş olup sorunlardan kaçmaya çalışırken biz burada onları konuştuk. Jennifer'ı ancak güldürebilmiştik ki sen ortaya çıktın felaket tellalı gibi" diyerek gene lafa karıştı Lily.

"Niye bana bunu yapıyorsun ki Evans? Neden benden bu kadar nefret ediyorsun?!" diye bağırdı James. Kızlar bir anda James'in bu tepkisi karşısında sıçradılar.

Yaa tabi, senden o kadar nefret ediyorum ki Potter, her an sana sarılıp dudaklarına yapışmaktan başka bir şey düşünemiyorum… diye düşündü Lily; ama ağzından çıkanlar kalbinden geçenlerden bambaşkaydı… her zamanki gibi. "Ne bağırıyorsun ya? Sen buraya yardımcı olmaya mı geldin, olay çıkarmaya mı?"

"Olay çıkaran sensin Evans. Sürekli bana bu şekilde davranmana artık dayanamıyorum!"

"Senin gibi birine başka nasıl davranabilirim ki Potter? Sen şöyle kendini beğenmişlik yapmaktan vazgeçersen ancak!"

İkisi bağrışmaya devam ederken Jennifer ve Kathy gözlerini devirerek birbirlerine baktılar. Jen yavaşça Kathy'nin kulağına eğilerek "Ben Sirius'la konuşmaya gidiyorum," diye fısıldadı. "Tamam, dur beni burada bırakma. Bende geleyim" diye fısıldadı Kathy de karşılığında. Jennifer tamam anlamında başını sallayarak "Yürü" dedi.

Hala birbirine bağıran Lily ve James ikisinin gittiklerini fark etmediler bile.