BÖLÜM 25

Evetttt bugün Rachel'ın doğum günüydü. Rachel artık 19 oluyordu. Son 1 yılda
hayatında neler neler olmamıştı ki! Fİnn ile tekrar barışmışlardı. Okuldan
mezun olmuşlardı. Hayali olan NY'da üniversitedeydi. En önemlisi HAMİLEYDİ!
Rachel Berry, kimseye boyun eğmeyen Rachel Berry şuan bebeğinin doğumunu
bekleyen Broadway yıldızı olmak isteyen Rachel Berry! Yalnız Rachel Berry. Belkide
ömrü boyunca yaşayacağı zorluğu 1 senede yaşıyordu. Ama olsun bugün mutlu
olmalıydı değil mi onun doğum günüydü ne de olsa.

Rachel sabah erkenden kalktı. Karnında da uyanmasıyla kıpırdanmalar başladı.

R: Günaydın meleğim bugün anneciğin doğum günü.( Elini karnına koydu ve okşadı)
Sanırım uykucu teyzelerimiz daha uyanmamış.

Rachel salona doğru ilerledi. Saat yediydi. Babaları onun erken uyandığını biliyorlardı ve elbette
onlar ilk kutlamak için sabah ararlardı. İlk defa ailesinden uzakta doğum gününü kutluyordu.
Onları çok özlüyordu ama bu halleni görseler onun onur duydukları kızları birden utanç
kaynağı olucaktı onlar için. Rachel çok üzülüyordu ailesinden uzakta bunları yaşadığı
için. Herkesten çok babalarının ona kol kanat germesine ihtiyacı vardı. Ne zaman kötü
birşey olsa babalarının yanında güvendeydi. Gözleri dolu dolu oldu ama ağlamamalıydı,
bugün onun doğum günüydü ve doğum günü nasıl olursa bütün yıl öyle geçerdi.

Tam o sırada cebindeki telefonun titrediğini hissetti Rachel. Evet babaları arıyordu.

- Günaydınnnnn dünyanın en muhteşem kızı!

- Günaydın babacım.

- Doğum günün kutlu olsun minik prensesimizz iyi ki doğmuşsun ve iyi ki
sana sahibiz.

- Teşekkür ederimm. Bende size sahip olduğum için çok mutluyum.

- Eeee ilk kutlayan biz olalım diye erken aradık ama uyandırmadık değil mi seni?

- Yok babacım uyanıktım. Karnımız- karnım acıkmıştı yani kalktım.

- Eeee sabah sporlarına ne oldu her sabah yapardık formunu korumak için?

- A-aaa hala yapıyorum bugün doğum günüm diye 1 saat fazladan uyuyum dedim.

- Tabi ki de bugün istediğin herşeyi yapmakta özgürsün. Eeee sence Finn ne alır sana
süpriz hazırlıyormudur sence?

- F-Finn mi? Aaaa tabi hayatta unutmaz yani yapıyordur birşeyler.

- İyi iyi senin için ok mutluyum kızım. Sahip oldukların o kadar güzel şeyler ki!
Sen mutlu olunca bizde çok mutlu oluyoruz.

- Sağol babacım asıl ben size sahip olduğum için çok mutluyum.

- Bu sene görüşemedik doğum gününde ama doğum günü hediyen hazır dert etme.

- Ne gerek vardı siz benim en büyük hediyemsiniz zaten.

- Rachel sen üniversiteye başladığından beri bayağı olgunlaştın. Genç bir
bayan oluyorsun artık. Seninle gurur duyuyoruz canım.

- Teşekkürler babacım sizi öylesine seviyorum ki!

- Gelelim doğum günü hediyene. Biliyoruz yalnız gitmek istemezsin o yüzden 2 kişilik
Canada'ya bilet ayarladık sana! Sen ve Finn kkışın kayak yapmak için gidebilirsiniz!

- Owwwwww ne diyeceğimi bilemiyorum.

- Niye beğenmedin mi? İstediğin zaman değiştirebilirsiniz canım nereye gitmek
isterseniz.

- Y-yok çok güzelmiş çok beğendim. Eminim Finn'de beğenir.

- Canım kapatmam gerek seni çok seviyoruz ve doğum günün tekrar kutlu olsun.

- Teşekkürler babacım bende sizi çok seviyorum.

Rachel kendini çok kötü hissetti. Ailesini çok özlüyordu ve bu durumunu öğrendiklerinde
kesinlikle ona çok kızıcaklardı. Kızmaları önemli değildi ama onları hayal kırıklıığına
uğratmaktansa Rachel için ölmek daha iyi bir çözümdü.

Rachel salondaki koltuğa uzandı ve tekrardan uyumayı denedi. Ne kadar yeni uyanmışta olsa
kendini inanılmaz yorgun hissediyordu. Taşıdığı sorumluluğun ağırlığı bile onu yormaya
yetiyordu. Ama bugün doğum günüydü ve keyfini hiç birşey bozamazdı! Rachel tekrardan uykuya
daldı.

Rachel etraftan sesler duyuyordu. Sadece Quinn ve Mercedes'in sesi değildi bunlar. Yavaşça
gözünü açtı. Sesler mutfaktan geliyordu. Koltuktan hafifçe doğruldu mutfağa baktı. Jesse, Kurt ve
Puck'da buradaydı.


P: Heyyy annelerin en güzeli benim yahudi prensesim uyanmış!

K: Günaydın diva!

J: Günaydın Rachel.

R: Günaydın hepinize sabah sabah ne işiniz var burada.

P: İstemiyorsan çeker giderim ha!

R: Yok yok o anlamda demedim şaşırdım sadece.

P: İyi o zaman doğum günün kutlu olsun Berry!

Herkes teker teker Rachel'a sarıldı.

R: Hepinize çok teşekkürler. İnanın çok mutlu olduk şuan kızımla.

Q: Haydi bu kadar gevezelik yeter muhteşem bir kahvaltı hazırladık.

M: Evet haydi sofraya.

Tam o sırada kapı çaldı. Gelen Sam'di.

S: Heyy herkese merhaba veee doğum günün kutlu olsun Rachel!

R: Heyy teşekkür ederim.

M: Haydi gel canımm herkes sofrada.

Hep birlikte kahvaltı yapıyorlardı.

J: Evet Rachel bu akşam şu sofrada gördüğün herkesle yemeğe çıkıyoruz.

R: Yemeğe mi?

Q: Evet senin doğum günü yemeğine itiraz istemez çünkü yerler ayarlandı bile.

P: Evet Berry gelmezsen seni zorla götürmek durumunda kalıcam.

R: P-eki ama gerek yoktu cidden evdede kutlayabilirdik.

K: Olmaz sana süprizlerimiz var.

Tam o sırada Quinn Kurt'un ayağına masanın altından tekme yerleştirdi.

K: Ouchhhh!

R: Ne oldu?

K: Hiç ayağıma kramp girdi birden geçer şimdi.

Q: O zaman Rachel biz dışarı çıkıcaz hepimiz sen evde kalırsın değil mi 1-2
saat?

R: Yok kalırım bebek değilim ben Quinn!

S: Teknik olarak burada bir bebek var ama Rachel.

R: Tamam tamam evde kalıcam ve bütün gün kanepede yatıcam iş yok .
Tuvalete gitmek dışında aktivite yok tamam mı?

Q: İşte şimdi anlaştık.

Herkes gitmişti. Rachel evde tek başına kalmıştı. Finn herşeyi biliyor olmasına rağmen aramıştı
bile bugün. Tam Rachel bunları düşünürken evin zili çaldı. Rachel kalktı ve kapıya yöneldi.
Kapıyı açtı karşısında tanımadığı biri duruyordu.

- Rachel Berry?

- Evet benim.

- Bu çiçekler size efendim şuraya imza atar mısınız?

- P-eki teşekkürler.

Rachel imzaladı ve içeri geçti. Acaba çiçekler kimden gelmişti. 20'den fazla kırmızı gül vardı.
Rachel güllerin arasında ki kartı çıkardı. Okumaya koyuldu.


Hayatıma girdiği andan bu yana hayatımı güzelleştiren, en iyi arkadaşım, dünyada en
çok sevdiğim insan, hayatımın aşkı ve kızımın annesi. İyi ki doğmuşsun ve iyi ki varsın.
Bu dünya seninle daha güzel. Doğum günün kutlu olsun. Seni seviyorum...
Finn

Rachel tarif edilemez duygular içerisindeydi. Finn doğum gününü unutmamıştı ve çok güzel
bir karttı bu. Onu öylesine özlemişti ki. Herşeyiyle özlemişti. Onun gülümsemesini öylesine
özlemişti ki. Finn'in yanındayken sanki dünyada hiç bir sorun yokmuş gibi sanki dünya
onların etrafında dönüyor gibi olurdu. Rachel ağlamamaya söz vermişti ama farkında olmadan
yanağından gözyaşları süzülüyordu. Hem kızı da acayip hareketlenmişti.

- Bak kızım baban doğum günümü unutmamış. Biliyorum sende tanışmayı çok
istiyorsun onunla ama...

Artık akşam olmuştu. Quinn ve Mercedes odalarında akşam yemeği için hazırlanıyordu.
Rachel sıradan birşeyler giymeye yeltenmişti ama Quinn ve Mercedes onun için bir elbise
almışlardı bu akşama özel. Kurt Rachel'ın saçlarını dağınık bir şekilde topuz yaptı. Topuzun
ucundan bukleleri sarkıyordu. Elbisesi diz kapağının boyunca ve şeftali rengiydi. Makyajını
da şeftali tonlarında yapmışlardı. Ayağında pembe- turuncu arası babetler vardı. Üzerine beyaz
örme bir şal almıştı.

K: Rachel muhteşem gözüküyorsun.

Q: Kesinlikle Rachel.

M: Birilerinin nefesini kesicek bu akşam kesin bu.

Quinn Mercedes'İn elini cimcikledi arkadan.

M: Y-yani sevgililerimizin gözü bizim değil senin üstünde olucak.

R: Ya dedim abartı oldu diye ben gidip çıkarıcam bunu.

Q: Sakın Rachel Mercedes senin sadece ne kadar muhteşem göründüğünü söylemek istedi.
Değil mi Mercedes?

M: Kesinlikle Rachel sakın çıkarma muhteşem oldun bugün senin doğum günün hem.

R: Teşekkürler kızlar siz olmasanız güzel olmazdı bu doğum günü.

Q: Eee hadi bekliyorlar bizi aşağıda.

R: Tamam gidelim.

Restarona vardıklarında buranın acayip lüks bir yer olduğunu farkettiler. Cidden muhteşem bir yerdi.
Çokta sıcak bir mekandı. Masalarına doğru yöneldiler. Puck ve Sam çoktan gelmiş onları bekliyordu.

P: Woawwww Berry inanılmaz güzelsin bu akşam.

S: Kesinlikle katılıyorum Puck'a muhteşem olmuşsun.

R: Teşekkürler.

P: Bence sen hep hamile ol Rachel hamile olmak güzelleştirmiş seni.

R: Ne yani eskiden çirkinmiydim ?

P: Yok o anlamda demedim hani şimdi daha bir değişiksin nasıl denir hah olgun evet olgunsun.
Küçük kız tavırlarından eser yok.

R: Hayat şartları be canım ne yapalım.

Bütün masa gülüştü. Yemek devam ediyordu ve saat ilerliyordu. Jesse birden kalktı ve
Rachel'a doğru yöneldi.

J: Eee Rachel bana bu dansı lütfeder misin?

R: Peki

Rachel ve Jesse sahnenin ortasına doğru ilerlediler. Hafif müzikle dans etmeye başladılar birden
müzik durdu. Jesse Rachel'ın kulağına doğru eğildi.

J: Sanırım bu eli sahibine verme vakti geldi değil mi?

Tam o sırada Rachel omuzunda bir ağırlık hissetti. Yavaşça elini biri kavrıyordu. Yüzünü kaldırdı.

R: F-Finn!

Finn Rachel'ın elini tutup onu daha da yakınına geçti. Kulağına eğildi.

F: Doğum günün kutlu olsun Rach!

Tam o sırada müzşk başladı ve bu sefer şarkıyı söyleyen Finn'di.

Dans eder miydin?
Eğer sana dans teklif etseydim
Yoksa koşar mıydın
Asla geri dönmemek üzere?

Rachel hala şaşkın bir haldeydi Finn'in kolları arasında dans ediyordu. Kalbi delicesine çarpıyordu ve
kızı aşırı derecede hareketliydi. Onu hiç bu kadar hareketli görmemişti.

Ağlar mıydın?
Eğer benim ağladığımı görseydin
Ve bu gece benim ruhumu korur muydun?
Titrer miydin
Eğer dudaklarına dokunsaydım
Güler miydin
Oh,lütfen bunu bana söyle

Rachel kendini Finn'den geriye çekmeye çalıştıkça Finn daha da sıkı sarılıyordu beline. Gitmemesini
istercesine. Rachel çok rahatsızdı çünkü kızı bir saniye bile durmuyordu. Karnı dalgalanıyordu sanki.

Şimdi ölür müydün?
Aşık olduğun kişi için
Bu gece beni kollarına al
Senin kahramanın olabilirim bebeğim
Acını bir öpücükle silebilirim
Sonsuza dek yanında olacağım
Nefesimi kesebilirsin
Yemin eder miydin?
Her zaman benim olacağına dair
Ya da yalan mı söylerdin?
Koşup saklanır mıydın?
Çok mu derindeyim
Aklımı mı kaybettim?
Umrumda değil...
Bu gece burdasın
Senin kahramanın olabilirim bebeğim
Acını bir öpücükle silebilirim
Sonsuza dek yanında olacağım
Nefesimi kesebilirsin
Oh, sadece sana sarılmak istiyorum
Sadece sana sarılmak istiyorum
Çok mu derindeyim
Aklımı mı kaybettim?
Umrumda değil...
Bu gece burdasın
Senin kahramanın olabilirim bebeğim
Acını bir öpücükle silebilirim
Sonsuza dek yanında olacağım
Nefesimi kesebilirsin
Kahramanın olabilirim


Şarkı bitmişti. Rachel ve Finn birbirlerine kenetlenmişti. Rachel karnındaki hareketlenme ile
kendine geldi ve Finn'in kollarından kurtulup masaya doğru yöneldi. Masada kimse yoktu.
Finn Rachel'ın arkasından onu takip etti.

F: Rach 1 dakka dinler misin beni lütfen?

R: Daha ne dinlicem Finn! Sen beni terk edip gittin hemde beni dinlemeden!

F: Rach haklısın b-ben çok pişmanım

R: Pişman olman neyi değiştiriyor Finn sen bana güvenmedin ve en küçük şeyde
kaçıp gittin.

Rachel'ın sesi oldukça gür çıkıyordu. Herkes dikkatini Rachel ve Finn' e doğru yöneltmişti.
Rachel'ın karnındaki hareketlilik daha da artıyordu.

F: Rach seni aramadığım yer kalmadı döndüğümden beri ve bu hafta öğrendim ki
hamilesin. Rach bu bizim ikimizin bebeği. Senin ve benim bizim o. Çok pişmanım lütfen.

R: Senin değil sadece ama sadece benim kızım!

F: Rach seni seviyorum hem de deliler gibi ne desen haklısın ama lütfen bir şans
daha ver bana. Kızımız için en azından.

Rachel'ın karnındaki hareketlenme yavaş yavaş ağrıya dönüşüyordu. Bu bilindik
bir duygu değiildi işte.

F: Rachel yalvarıyorum sana iste öleyim şuan şurda senin için . Sensiz bırakma beni

R: Finn..

F: Rachel lütfen bir daha şans istemek yok son şansım olsun bu ve lütfen affet beni

R: Finn...

F: Rach lütfen kızımız ikimizin olduğu bir yerde olsun seni çok seviyorum.

İşte şimdi Rachel neler olduğunu anlıyordu. Karşısında yalvaran bir Finn vardı ama onu
düşünücek halde değildi. Aralıklarda karnındaki hareketlenme devam ediyordu. Bacaklarından
aşağı süzülen bir şey hissetti.


F: Rach lütfen!

R: Finnnn... Bir dakika dinler misin beni?

F: Evet dinliyorum.

R: Sanırım bebek geliyor . Suyum geldi!