Teyzesinin dolap kapağına sert vurmaları ve bağırmalarıyla uyandı küçük çocuk. Kahvaltıyı hazırlaması gerekiyordu belli ki. Gözlerini minik elleriyle ovaladıktan sonra ayılmak için birkaç defa kırptı. Dağınık saçlarını gözünün önünden çekip düzeltmeye çalışsa da başarılı olamadı. Yüzünde güzel bir gülümseme vardı. Dün gece harika bir rüya görmüştü ve-

Rüya değildi, Harry

"Marvolo! Sen gerçekten de varsın!"

Evet, küçüğüm Ama bağırmasan iyi olur Değersiz mugglen sesini duyup, seni bir akıl hastanesine kapattırmasını istemeyiz, değil mi?

Küçük çocuk korkuyla elini ağzına kapatsa da gözlerinde sevinç hala yerindeydi. Sihrin gerçek olduğunu bilmek kadar heyecanlı bir şey yoktu. Ellerini indirip endişeyle fısıldadı.

"Peki, seninle nasıl konuşabilirim, Marvolo? Bütün gün teyzemle eniştemin verdiği görevleri yerine getirmem gerekiyor. Sana cevap veremem…"

Dudakları hüzünle büzülmüştü. Marvolo ile konuşmak o kadar güzeldi ki geceyi bekleyemiyordu.

Zihninden geçenleri duyduğumu biliyorsun, değil mi Harry?

Başını sessizce sallayan küçük çocuk cevabın yaklaştığını hissederek gülümsedi. Ama tam olarak nasıl konuşacaklarını anlamamıştı.

Yapman gereken tek şey düşüncelerini cümleler haline getirmek HarryÇok kolay Eminim senin kadar zeki bir çocuk bu kadar basit bir şeyi başarabilir

Harry'nin övgüyü duyunca yanakları kızardı. Kimse daha önce ona zeki olduğunu söylememişti. Marvolo ile arkadaş olmak yaptığı en zekice şey olsa gerekti. Düşüncelerini kelime haline getirmek… Nasıl?

*Beni duyuyor musun, Marvolo?*

Seni gayet iyi duyuyorum, küçüğüm Başardın

Sevinçle yerinde sıçrayan Harry teyzesinin bağırışıyla kendine geldi. Marvolo ile konuşurken Teyzesini ve kahvaltıyı unutmuştu. Bugün aç kalmamak istiyorsa hemen dolaptan çıksa iyi olurdu. Teyzesi ve eniştesi geç işlerden hoşlanmazdı.

Mutfağa gidip buzdolabından gerekenleri çıkarmaya koyuldu. Minik elleri tabakları titreyerek kaldırıyordu. Tezgâha tam anlamıyla yetişmek için sandalye kullanıyordu. Omletleri yakmamaya çalışırken bileğini ısıtan ateşlerden uzak durmak için büyük çaba sarf ediyordu. Masayı güzelce düzenledikten sonra bir tabağa yiyebileceği kadarını yığıp dolabına çekildi. Eniştesi yemek yerken Harry'nin ayakaltında dolaşmasını istemiyordu.

Yatağa oturup tabağını kucağına çekti. Yemeğini yerken hızlıydı çünkü masayı toplaması gerekecekti. Akli Marvolo'da ve sihirdeydi. Sihir yapabilmenin ne harika olacağını düşündü. Birden merak ettiği bir soruyu zihninden arkadaşına sordu.

*Marvolo?*

Daha çok hala zihninden konuşabildiğini kanıtlamak için ismini tekrarlamıştı.

Efendim, Harry

Her ne kadar rüya olmadığına inansa da arkadaşının sesini duymak hala güzeldi.

*Ben nasıl sihirbaz oldum?*

Acaba dünyada başka kaç tane sihirbaz vardı? Daha önce hiç duymadığına göre epeyi az olmalıydı.

Kan yoluyla, küçüğüm. Annen ve baban da sihirbazdı.

Dursleylere göre babası issiz bir alkolikti, annesi ise aptalın biriydi. Sihirbaz olduklarını duymak inanılmazdı. Marvolo belli ki düşüncelerinin farkında, kızgınlıkla araya girdi.

Değersiz mugglelarin sözlerine inanmaya devam mı edeceksin?

Harry arkadaşını kızdırdığı için üzüldü. Marvolo haklıydı tabi. Anne ve babası sihirbaz olmalıydı. Yoksa Harry'nin büyü yapabilmesinin bir açıklaması olamazdı. Peki, o zaman basit bir araba kazasında nasıl öldüler? Harry gibi kendilerini bir anda çatının üstünde bulamazlar mıydı?

Annenle baban araba kazasında ölmediler, Harry. Bu dakikadan sonra aptal mugglelarin sana söylediği her şeyi unutmanı istiyorum.

*Üzgünüm, Efendim.* Diyen küçük çocuğun aklına Marvolo'nun anne ve babasıyla ilgili bir şeyler bildiği takılı kalmıştı. Ailesinin ölümüyle ilgili sorularını unutmuştu bile.

*Ailemi tanıyor muydun, Marvolo?*

Marvolo zihnine sıkışmadan önce bir yetişkin olmalıydı. Belki de sihirbazlar birbirlerini tanıyordu.

James ve Lily Potter'i yakından tanıdığım söylenemez.

Ailesinin ismini duyan küçük çocuğun kalbi heyecanla doldu. Tabağa bir kenara koyup yalvarmaya başladı.

*Lütfen Marvolo, lütfen bana onları anlat.*

James Potter asil bir aileden gelen safkan bir büyücüydü. Güçlü ve onurlu bir adamdı. Bakanlıkta Seherbazlik yapıyordu. Lily Evans maalesef muggle bir aileden gelmişti. Ancak duyduğuma göre zeki ve başarılı bir cadıydı.

Ailesinin haberini almak küçük çocuğu o denli mutlu etmişti ki gözlerinde biriken yaslara aldırış etmiyordu. Ya da birazdan dolaptan çıkıp masayı toplaması gerektiğine...

Ne yazık ki bu duygusal andan habersiz teyzesi dolap kapısına hızlıca vurup, Harry'i çağırdı. Küçük çocuk hızla tabağını alıp dolaptan cıktı. Tabağı tezgâha koyduktan sonra dışarıdan eniştesinin gazetesini alıp, salona koydu. Masadaki tabakları toplayıp, makineye yerleştirdi. Masayı sildikten sonra kalanları buzdolabına bıraktı.

Beş yaşından beri yerine getirdiği görevler rutinleşmişti artik. Eniştesine göre yaşadığı yerin hakkini vermesi gerekiyordu.

Mutfakta isi bittikten sonra kirli çamaşırları toplamaya koyuldu. Makineyi çalıştırıp bahçeye geçti. Petunia teyzesi mahallede bahçesi en düzenli olan kadındı ve bunu da yeğenine borçluydu. Yabani otları seçtikten sonra çiçekleri suladı.

Eniştesinin işe gittiğini gördü, teyzesi de kuzenini giydiriyordu. Okula hazır etmek için Dudley ile bir saat uğraşmak gerekiyordu.

O bir saat Harry'nin evin tozunu alması gereken süreydi. Eğer işini çabuk bitirmezse okula gidemezdi. Küçük çocuk okuldaki derslerini ve kitaplarını seviyordu. Dudley'i sınavlarda geçmemesi gerektiğini bilse de derslerini takip ediyordu. Hiç arkadaşı yoktu ama çocukların oynayışını izlemek de güzeldi. Neyse ki artik Marvolo vardı. Harry yalnız kalmayacaktı.

Ev işini yaparken belli ki zihninden konuşabildiğini unutmuştu. Marvolo ile sohbetine devam etmek için yalnız kalmayı bekliyordu. Arkadaşı, hatasını düzeltme gereği duymamıştı anlaşılan.

Toz almayı bitirip hızla kıyafetini değiştirdi. Okul giysisi eski ve yamalıydı. Yine de teyzesi küçük çocuğun düzensiz olmasını istemiyordu. Kıyafetleri düzgün olsa da Harry bir türlü saçına söz geçiremiyordu. Aynanın önünde suyla iki yana ayırmaya kalktı. Saç mümkünse daha da kabardı.

Ünlü Potter saçı... Asla düzelmez...

Marvolo'nun sesini duyan Harry ailesi ile ilgili yeni bir şey daha öğrendiği için sevinçliydi.

*Babamın saçları da mı böyleydi?*

Evet… Ve onun babasının... Potter hanesini dağınık saçlarından tanıyabilirsin.

Gülümseyen Harry yüzüne dikkatle baktı. Babasını kendinde aramaya çalışıyordu.

Belli ki Potterlar sihirbaz olduklarını tarihin bir yerinde unutmuşlar. Basit bir buyu ile saçını uzatıp bağlayabilirsin. Böylece daha kolay düzelmiş olur.

Saçını uzatmanın bir oğlana yakışacağından emin değildi. Dudley ve arkadaşlarının onunla dalga geçmesini istemiyordu. Hem teyzesi bir anda büyüyen saçlarının anormal olduğunu anlardı.

*Sağol Marvolo, ama yapmasam iyi olur.*

Marvolo cevap verme gereği duymadı. Harry kırık saatinde sadece bir kaç dakikası kaldığını görünce hızla kapıya yöneldi. Teyzesinin kınayan bakışları altında okul otobüsüne bindi. Dudley ilerlerken bir omuz darbesiyle düşmesine neden olup, otobüstekilerin sırıtmasını sağlamıştı. Ama Harry bugün hiç bir şeyin onu üzmesine izin vermeyecekti. İlk arkadaşı her an yanında, onu duyabiliyordu. Küçük çocuğun başka birine ihtiyacı yoktu. İzleyen gözlere aldırış etmeksizin her zamanki boş koltuğa oturdu. Kuzeninin çıkardığı aptal dedikodular yüzünden yanında oturan kimse yoktu.

Her günkü caddeleri pencereden izliyordu. Ancak o dünkü Harry değildi. Bugün çok daha farklı biriydi o.

*Dünyada kaç tane sihirbaz var, Marvolo?*

Bilmiyorum, Harry. Dünyada kaç tane insan var? Gökyüzünde kaç tane yıldız var?

*Ama hepsini sayamayız ki Marvolo! *

Evet, küçüğüm. Bazı şeyleri saymak çok zor. Bu imkânsız demek değil tabi ki. Tahmin edebiliriz.

*Tahmin edersen eğer..?*

Pekâlâ, düşünelim bakalım. Sadece Ingilterede on milyon kadar sihirbaz olmalı. Dünyada bunun 15 kati olabilir.

*Vav! Ne kadar da çok!*

Dünyada birçok sihirbazın olduğunu duymak güzeldi. Yalnız olmadığını bilmek... Belki de gizli yeraltı mağaralarında saklanan sihirbazlar vardı. Ya da ağaç kovuklarında... Ya da deniz altında… Ya da yıldızlarda...

*Tüm bu sihirbazlar nerede saklanıyor, Marvolo?*

Sihirbazları sihirli yaratıklarla karıştırıyorsun, küçüğüm. Dağ trolleri ve devler gizli mağaralarda yaşar. Ağaç kovuklarında orman perileri vardır. Deniz altında denizadamlar barınır. Henüz yıldızları keşfedemedik ama yıldız tozları iksirlerde kullanılır. Sihirbaz safkanlara gelince, onlar soylarına ait malikânelerde ve kalelerde büyür. Geri kalanlar ise normal evlerde... Hogsmade tüm Ingilteredeki tek, tam anlamıyla sihirli şehir. Sihirli cadde ve okullar da bulunuyor.

Sihirli şehirler, caddeler, kaleler… Harry hepsini görmek istiyordu. Sihirli yaratıkların oluşu sihir dünyasını daha da bir muhteşem kılmıştı.

*İnanılmaz! Devlerin, perilerin ve denizadamlarinin olduğunu hiç bilmiyordum.*

Sihrin olduğunu biliyorsun, diğer hayali şeyler neden olmasın?

*Noel Baba da gerçek mi?*

Sorusuyla beraber arkadaşından yayılan neşeyi hissetmişti. Belli ki Marvolo soruyu komik bulmuştu.

Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm ama hayır.

*Peki, Noel neden kutlanıyor?*

Aptal muggle tatilinin biz sihirbazlar için hiç bir anlamı yok. Biz ayni tarihte Samhain Gününü kutlarız.

Harry'nin düşünceleri bütün o saklanan sihirli şehirlerde ve sihirli yaratıklardaydı. Samhain ile ilgili söylenenleri pek duymamıştı. Devlerle konuşmak, denizadamlarla yüzmek, perilerle uçmak istiyordu. Keşke kanatlarım olsaydı diye düşündü.

Kanatsız da uçabilirsin, Harry… Sihrin sınırları yoktur…

Marvolo'nun sözüyle gülümsedi küçük çocuk. Uçabilmek... Ne harika bir his olsa gerek...

*Bana uçmayı öğretebilir misin, Marvolo?*

Marvolo cevap verirken otobüs durdu. Öğrencilerin birçoğu çarparak Harry'i geçse de küçük çocuk aldırmayıp arkadaşını dinlemeye devam etti. Sınıfına doğru ilerliyordu.

Uçmak için iki yol var. Biri sihirbaz süpürgesi, biraz yeteneğe sahip herkes kullanabilir.

Harry süpürgeyi nereden alacağını bilemiyordu. Hem parası da yoktu.

Diğer yol ise sihrini bedenine yöneltip bedenini uçmaya ikna etmek. Bu yolu ancak en güçlü büyücüler seçer. Pek bilindiği söylenemez.

Küçük çocuk henüz güçlü bir buyucu olmadığından emindi. Ama belki biraz büyüyebilirse... Keşke hemen büyüyüp sihir dünyasına gidebilseydi. Yapmak istediği o kadar şey vardı ki...

Bir anlaşma yapalım. Eğer sihrini kontrol edip bedenini uçmaya ikna edebilirsen, sana sihir dünyasına gitmek için yardım edeceğim.

*Ama ben güçlü bir buyucu değilim!*

Nasıl anladın?

Harry güçlü olmadığını biliyordu. Sadece sihir değil, hiçbir şeyde basarîli değildi. Dursleyler-

Sana değersiz mugglelara inanmamanı söylediğimi hatırlıyorum.

*Üzgünüm, Marvolo.* Diyen Harry utancını gizleyemedi.

Marvolo haklıydı. Muggleları düşünmeyecekti. Harry bir sihirbazdı ve istediği her şeyi yapabilirdi. Sırasına geçip oturdu, sınıfa giren hocaya ilk kez dikkat etmedi. Zaten derse katılmak istese bile aptal olduğuna inanan öğretmenler ona şans vermiyordu.

Anlaşmayı kabul edecek misin? Diye zihninden seslendi Marvolo.

Harry bütün şüphelerini bir kenara bırakıp kararlılıkla cevap verdi. Altı yaşındaki bir çocuğun inancıyla neler başarabileceği dünyanın en kadim sırlarından biriydi.

*Evet, Marvolo. Başaracağım.*

Güzel... Harry. Simdi derse dikkatini ver. Aptal muggleları umursama. Birincilikten başka bir şey beklemiyorum senden.

Marvolo, Lord Voldemort'un bilinmeden bir çocuğa yerleşmiş hortkulugu, iki gündür yaşadığı şaşkınlığı zorla ev sahibinden, bir diğer adıyla Harry Potter'dan, saklayabildi.

Elinde alev çıkarmayı başarması altı yaşında bir çocuğa göre imkânsız değildi. Ancak çok zordu. Buna rağmen Potter ilk denemesinde başarmıştı. Ve Marvolo ona asasız sihri açıklamamıştı bile.

Harry Potter'ın özel bir bebek olduğu ilk andan belliydi. Kehanet çocuğu, ölümcül laneti bir şekilde yenmişti. Yine de asasız sihir yapabilmeyi bu denli kolayca elde etmesi normal, altı yaşındaki çocukların seviyesinin çok üstündeydi.

Marvolo ilk başta çocuğun gerçekten güçlü olabileceğini inkâr etmişti. Başarısını bir çocuğun inancına ve hayal gücüne bağlamıştı. Bunu kendine şöyle açıklıyordu.

Çocuklar imkânsızın anlamını bilmez. Başarısızlığın anlamını, yapamayacakları şeyler olduğunu kavrayamaz. Hayal güçleri sınırsızdır. Bu nedenle sihir yapabileceği söylenirse, yapamayacakları akıllarından geçmediğinden başarabilirler.

Ancak bu teoride birçok hata vardı. Bu hataların ilki lanet Dursleylerdi. Harry Potter her çocuk gibi büyümemişti. Sözde ailesi yıllarını ona ucube diyerek, anormal diyerek harcamıştı. Çocuğun okul başarısını dahi mümkün bulmuyorlardı. Potter'ın kendine güven problemi olması çok doğaldı.

İkinci hata ise Potter'ın kapıyı açarken ilk denemesinde başarılı olmasıydı. Henüz yeni duyduğu Alohamora! Büyüsünü söylediği anda gerçekleştirmesi özel olduğunu kanıtlıyordu.

Bir diğer hata Potter'ın diğer sihirbaz çocuklardan çok farklı olduğunun kanıtıydı. 11 yaşından önce çoğunlukla farkında olmaksızın, kazayla büyü yapan çocuklar, bilinçli büyüler yapmakta epeyi zorlanırdılar. Hatta büyülerini kontrol edemediklerinden sihirlerini kaybetme riskleri de vardı.

Son bilgiyi yanlış kılan tek örnek Marvolo için, Tom Marvolo Riddle, Lord Voldemort, kendisiydi.

Küçük yaşta hayvanları kontrol edebilip, kendisine saldıran zorbalara zarar veren yetim Tom özel olduğunun farkında olarak büyümüştü. Sihirli bir dünyanın oluşu sadece özelliğinin kanıtıydı.

Marvolo, çocuğun gücünün sınırlarını öğrenmek adına ona yeni bir görev vermişti. Uçmayı öğrenmek sihrin sınırlarında dolaşan Lord Voldemort için büyük başarı olmuştu. Eğer Potter bu görevi başarırsa belki Marvolo ona bir şans verip, onu aydınlık tarafın kuklası yerine, karanlık tarafın sağ kolu haline getirebilirdi. Sihir gücüyle Potter bu makamı hak edebilirdi.

Marvolo, Harry Potter'ın sandığından çok daha özel olduğunu biliyordu. Altı yaşındaki düşman, güçlü bir hasım olduğunu kanıtlamıştı.

Bu durum Marvolo'nun kendini tanıtmasının yararlarını ortaya koyuyordu. Karanlık yanın güzel gerçeklerini erken yaştan tanıtmak, Dumbledore'un manipülasyonlarını anlatmak kolay bir işti. Kara büyünün harikalığını öğrenen Potter ile kehaneti geçersiz saymak sadece bir sihirbaz yeminine kalmıştı.

Güçlü bir düşman yerine, karanlık tarafın sağ kolu olarak büyüyecek olan Harry Potter galibiyeti garantilemiş olacaktı.