Küçük çocuk yağmura aldırış etmeksizin elini ıslanmış toprağa daldırıp yabani otu kökünden çıkardı. Yağmur damlaları ince tişörtünden sızıp üşütse de bahçeyi temizlemeye devam etti. Çamurlu elinin tersiyle gözlerine yaklaşan damlaları sildi. Kol yenini belki de onuncu kez yukarı çekip zorlu işine devam etti. Dudley'nin kıyafetleri ona göre gerçekten çok genişti. Tişörtün paçaları hafifçe ıslanmış toprağa sürtünüyordu.
Başka bir yabani otu daha çekip çıkarırken evin başlayıp bahçenin bittiği karanlık bir köşeden gelen mırıldanmaya doğru döndü. İçinde kıvılcımlaşmaya başlayan ürpertiye engel olup karanlık noktaya yaklaştı. Altı yaşında birinden beklenmeyen bir cesaretle çömelip ilerledi.
Merdiven altındaki karanlık dolapta büyüyen altı yaşındaki çocuk dünyada karanlıktan daha korkunç şeylerin olduğunun bilincindeydi. Anne ve babasızlık gibi… Açlık gibi… Vernon enişte gibi… Hem basit bir fare bulacağından emindi. Petunia Teyze güzelim çiçeklerini kemiren farelerden nefret ederdi. Eğer görürse Harry'nin cezalanacağı kesindi.
Bahçenin kenarında saksıları destekleyen büyük taşlardan birini alıp karanlık köşeye yaklaştı. Mırıltılar gittikçe artmıştı.
Oh… Güzel farecik… tatlı farecik… gel buraya… oh… ssseni yememe izin ver… ne de lezzetlisssindir sssen şimdi… oh… nam nam nam…
Sesi netçe duyacak kadar yaklaşan küçük çocuk kıkırdamasını son anda durdurdu. Hayal gücü ona ne garip oyunlar oynuyordu. Bir an için yılanın fareye seslendiğini duyduğunu sanmıştı. Belli ki lezzetli fareyi yemeğe çalışan yılan Harry'i henüz fark etmemişti. Harry sadece kuyruğunu görebiliyordu. Toprağın ve otların arasında hafifçe dalgalanan kuyruk farenin aşağıya inişiyle genişleyip yumuluyordu.
Küçük çocuk aptal değildi. Yılanın onu fark edince saldıracağını biliyordu. Hayvanlara karşı daima yumuşak bir noktası vardı ve zavallı yılanı öldürmek istemiyordu. Belki bir yerlerde yavruları vardı. Kim bilir? Ama teyzesinin haz etmediği hayvanlar listesinde olma şanssızlığına erişmiş yılanı hızlıca, ona dönmeye fırsatı olmadan öldürmesi gerektiğini biliyordu. Taşı sessizce yukarı kaldırdı ve-
Dur, Harry!
*Marvolo?*
Geriye çekil… Yılana zarar verme…
*Ama teyzemi biliyorsun. Bahçede hayvanlardan hoşlanmıyor.*
Geri çekil, küçüğüm… Fark ettiğim bir şey var…
Harry, Marvolo'nun sözünü dinleyerek yavaş adımlarla geriye çekildi. Yine de taşı elinden bırakmadı.
Taşı bırak Harry…
*Ama-*
Lütfen…
Küçük çocuk iri taşı saksıların birinin yanına yerleştirdikten sonra dikkatle karanlık noktaya baktı. Marvolo'nun ne düşündüğünü merak ediyordu. Acaba arkadaşı da Harry gibi sevimli hayvana zarar vermek istememiş miydi?
Yağmur gittikçe hızlanmıştı ve teyzesinin birazdan masayı toplaması için çağıracağı kesindi. Karnındaki guruldama ona akşamın epeyi ilerlediğini ve gün boyu bir şey yemeye fırsat bulamadığını hatırlatıyordu. Neyse ki Marvolo fazla uzun beklemeyip zihninden konuşmaya başladı.
Harry… Senden elini yılanın olduğu köşeye uzatıp onu etkisiz hale getirmeyi düşünmeni ve dikkatle şu kelimeleri söylemeni istiyorum. Locomotor Mortis!
Küçük çocuk gözlerini yılandan ayırmadan büyülü kelimeleri mırıldandı. Kuyruğun donuk bir şekilde yerde kaldığını görünce sırıttı. Sihir yapmak gerçekten bir harikaydı. Gülümseyerek hareketsiz yılana yaklaştı. Yılanın sinirli sözleri kulağına ulaştığında şaşkınlığını gizleyemedi.
Ah!.. Ne oldu bana?.. Kıvrak bedenimi oynatamıyorum… Benim güzel kuyruğum donup kaldı… Bu nadide yılancığa kıymaya kim cüret eder?!
*Yılan Konuşuyor!* Diye şaşkınlıkla bağırıverdi Harry. Komşuların fark etmesinden ürküp anında sustu. En son bu denli şaşırdığında sihrin var olduğunu öğrenmişti. Daha önce bir hayvanın konuştuğunu hiç duymamıştı. Bu kadar net duyduğuna göre hayal görmüş olamazdı, öyle değil mi?
*Marvolo? Benim duyduğumu sen de duyuyor musun?*
Evet, küçüğüm…
Marvolo'nun sakin cevabına akıl sır erdirememişti çocuk. Sanki arkadaşı olayın mucizesini kavrayamıyor gibiydi.
*Yılan konuşabiliyor, Marvolo! Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir?*
Tek kelimeyle, Harry… Sihir…
Küçük çocuk hayranlıkla gülümsedi. Sırılsıklam olmuş kıyafetine, yıldızsız bir gökyüzüyle çökmüş geceye inat sinirli bir şekilde tıslayan yılanı dinliyordu.
*Sihirbazlar sadece yılanları mı anlayabiliyor, Marvolo?*
Çataldili çok özel bir hediyedir, küçüğüm… Her sihirbaza verilmez… Senin özel olduğunun bir kanıtı daha… Maalesef başka konuşan hayvan bulamazsın…
Arkadaşının övgüsüyle yanakları kızaran çocuk utanmıştı. Marvolo'nun ona özel demesi Harry'i mutlu ediyordu. Onu özel kılan Marvolo'ydu.
*Çataldili… Muhteşem…*
Yılanları anlayabildiğini kimseye söylememen gerektiği uyarısını yapmama ihtiyaç yok değil mi, Harry?
*Evet, Efendim.* dedi küçük çocuk. Akrabalarının gözünde ucubeliğini arttırmaya niyeti yoktu. Marvolo'nun sözünden çıkmazdı.
*Peki, yılanla ne yapacağız, Marvolo?*
Yılanı yakalayarak hayal görmediğini, çataldili anlayabildiğini kanıtlamış olduk.
Harry sevimli, kızgın yılana uzun uzun bakıp iç çekti. Hayvanı anlamadan önce öldürme fikri çok daha kolaydı. Ama şimdi zavallı yaratığa zarar verme düşüncesi çocuğun tüylerini diken diken ediyordu.
Yılanı öldürmene gerek yok, küçüğüm… Aksine canlı olarak daha çok işe yarayacağı kesin…
Küçük çocuk arkadaşını tam olarak anlamamıştı. Sorgulayan düşünceleri cevabını çok zaman geçmeden buldu.
Dün lanet muggleların seni kovaladığını, kaybolduğunu hatırlıyorsun değil mi?
Zorba çetenin düşüncesiyle çocuğun bedeninde rahatsız bir ürperti dalgalandı.
*Evet, hatırlıyorum.*
Onlara karşı savunmasızdın… Kendini belli etmemek adına sihir yapamadın… Gelecek sefer için seni koruyacak bir şeye ihtiyacın var, Harry…
Çamurlu eliyle farkına varmadan alnına dokunan çocuk, arkadaşının sözlerinin ne anlama geldiğinin bilincindeydi.
*Yılanla onları korkutabileceğimi düşünüyorsun…*
Sorudan çok çıkarım olan bu açıklamaya cevap olarak zihinsel bir onaylamayla karşılaştı. Yılanla anlaşabilme fikri çocuğu gerçekten de cezp etmişti. Hayvan sevgisi yüksek olan Harry, eniştesi ve teyzesinin düşüncesiyle umutlarının söndüğünü hissetti.
*Dursleyler yılanı gördükleri an öldürürler, Marvolo… İzin vereceklerini hayal edebiliyor musun?*
Şimdilik yılanı evin içinde saklamaya odaklanalım, ne dersin?.. Eminim iki muhteşem zeka ve bir sihir gücü ile sevimli yılanı gözlerden uzak tutmayı bir şekilde başarabiliriz… Şimdilik nadide hanımefendiye anlaşmamızı açıklayalım… Ani hareketler yapıp hayvanın korkutmadan ilerle küçüğüm…
Harry, Marvolo'nun talimatıyla sürüngene yaklaşıp usulca kaldırdı. Kaldırması iyi olmuştu çünkü yağmurla birlikte toprak giderek ıslanmıştı. Zavallı yaratığın hareketsiz halde çamurun içinde boğulabilme ihtimali epeyi yüksekti.
Küçük çocuk yüzündeki ıslaklıktan biraz olsun kurtulmak için tişörtünün temiz yakasıyla silindi. Teyzesi onu çağırmadığına göre yine Harry'i unutmuş olmalıydılar. Heyecandan açlığını da unutmuştu belli ki çocuk…
Sssen! Parıltılı pullarıma çamurlu ellerinle dokunmaya nasssıl cüret edersssin! Isssıracağım ssseni! Aptal insssan… Çöz beni… Yaklaş buraya da güçlü çenem işini bitirsssin…
Ne kadar da kendine hayran bir yılan diye düşünürken küçük çocuk sevgiyle gururlu hayvanı okşadı.
Özür dilerim hanımefendi ancak beni tam anlamıyla dinleyene kadar sssizi çözemem.
Harry'nin konuşmasıyla yılan kızgın tehditlerini durdurdu.
Kadim ve onurlu dilimizi konuşabiliyorsssun Küçük Efendi… İnanılmaz! Anneciğimin anlattığı hikâyelerde çataldillilerden bahsssedilirdi… Ne kadar da harika…
Daha önce bir hayvanın övgüsünü işitip de utanacağını hiç düşünmemişti küçük çocuk. Kızararak bir anlığına gözlerini indirse de hafifçe öksürüp devam etti.
Oh… Teşekkürler… Benim sssormak issstediğim şuydu ki… acaba benimle kalıp arkadaşım olmaya ne dersssiniz?
Sürüngenin bir sonraki cümlesiyle Harry, yılanların sinsi olduğunu söyleyenlerin hiç yanılmadığında karar kıldı.
Peki, benim bundan çıkarım ne olacak?
Hımm… Çıkar mı?
Öylece yuvamı bırakıp da bir insssana güvenmemi beklemiyordun, değil mi Küçük Efendi? Benden beklediğin bir şeyler olmalı belli ki… Ona göre benim de sssenden issstediklerim olacak…
Küçük çocuk ne cevap vereceğini düşünürken Marvolo neşeli sesiyle zihninden konuştu.
Şansın harika doğrusu, küçüğüm… Her yılan bu denli zeki olmaz… Gerçekten de nadide bir hanımefendiyle karşılaştın, Harry…
Yılanın zeki olması Harry'i sevindirmişti. Ama gururla sürüngene verebileceği hiçbir şeyi yoktu küçük çocuğun… Dudakları hüzünle büzülmüştü. Yağmurdan üşüyen bedeni iyice titrerken kucağında yılan, bahçenin kenarına oturuverdi. Sevimli hanımefendiyle gerçekten arkadaş olmak istemişti Harry…
Lütfen üzülme, küçüğüm…
*Ona ne önerebilirim ki, Marvolo? *
Her gün bahçede çalışıyorsun… Birbirinden lezzetli farelerle hanımefendinin gönlünü ele geçireceğin kesin… Sıcak bir yuva ve temiz mükemmel pullar her yılan aklını çelebilir…
Umudu tekrar yeşeren çocuk gülümseyerek gururlu sürüngene döndü.
Eğer arkadaşım olursssanız sssize her gün nefis fareler verebilirim… Sssizi sssıcakta tutup pullarınızı temizlerim…
Hareketsiz yılan sessizce düşünürken, Harry kalbinin heyecanla attığını hissetti. Yılanın olumlu karar vermesini o kadar çok istiyordu ki…
Her gün iki fare, haftada bir parıltılı pullarımın özenle temizlenmesssi ve sssıcak bir köşe issstiyorum… Pazarları çalışmam, haberin olsssun, Küçük Efendi…
Harika deyip hareketsiz yılana sıkıca sarılan küçük çocuk yılanın uyarısıyla birlikte kollarını gevşetti.
Dur… aptal insssan ssseni!.. Kıvrak kuyruğumu eziyorsssun… Dur!
Küçük çocuk utangaç bir şekilde sırıttı. Marvolo'nun neşesi zihninden dalgalanıyordu.
Çok teşekkürler hanımefendi! Emin olun pişman olmayacaksssınız.
Görüceğiz, Küçük Efendi… Daha fazla yağmurda durma. Işıltılı derim hasssar görebilir.
Epeyi otoriter bir yılana rastladın, küçüğüm… Anlaşılan sen onun değil, o senin sahibin olacak…
Harry inatçı bir kararlılıkla cevap verdi.
*Hayır, Marvolo… Hanımefendi benim arkadaşım…*
Sen nasıl istersen, Harry… Elini yılanın üstünde tutup Finite! De… Sevgili hanımefendiyi daha fazla bekletmeyelim…
Yılanı çözdükten sonra eve doğru ilerledi çocuk. Kapıyı Alohamora! Büyüsüyle açtıktan sonra sessiz ve minik adımlarla salonda yürümeye başladı. Eniştesi gecenin bir yarısı uyanırsa Harry'i hırsız zannedebilirdi. İşin kötü yanı yeğeni olduğunu anlasa dahi evden atabilirdi…
Banyoya yavaşça girdikten sonra yılanı dolabın üstüne yerleştirdi. Kıyafetlerini çıkarıp çamurlu kısmını sararak bir kenara koydu. Teyzesi, çamurlu tişörtün diğer kıyafetlerle birlikte yıkanmasını istemezdi. Tek başına yıkamak da israf olacaktı. Harry'e kıyafetleri elinde yıkamak kalmıştı. Ona iyice büyük, rengi atmış tişörtü elde yıkamak zor bir iş değildi. Ancak gün boyu bahçede çalıştıktan sonra, yağmurun altında, saatlerce durmak küçük çocuğu yormuştu. Banyo yapıp hemen uyumak istiyordu.
Neden işini büyüyle halletmiyorsun, küçüğüm?
Çocuğun gözleri hayranlıkla parladı.
*Nasıl yapabilirim, Marvolo?*
Elini kıyafetlerin üstüne tut ve Scourgify! De… Bu büyüyü temizlemek istediğin her şeyin üzerinde kullanabilirsin…
Küçük çocuk büyüyü uyguladıktan sonra iri gözlerle kıyafetin kirden arınmasını izledi. Tişörtten sabun kokusu yayılıyordu. Gülümseyerek banyoya geçti. Yılanı da duşun altına sokmayı ihmal etmedi. Yılan ve insan beraberce sıcak bir banyo keyfini çıkardıktan sonra Harry temizleme büyüsünü duşakabine ve çamurlu mermere de yaptı. Banyo ilk halindeki gibi pırıl pırıl olduktan sonra çocuk kendinden emin bir gülümsemeyle banyodan çıktı. Sihir gerçekten de harikaydı…
Mutfağa bir şeyler atıştırmak için gittiğinde dağınık masa ve kirli bulaşıklarla karşılaşmıştı. Belli ki teyzesi işleri yine yeğenine bırakmıştı. Bir iç çekip işe koyulacağı sırada Marvolo yardımına yetişti. İki harika büyüden sonra mutfak ışıldıyordu. Temiz bulaşıklar sihirle dolaplara yerleşmişti. Masa düzeltilmişti. Artık yemekler ortadan yok olmuştu.
Yemeğini rahat bir mutlulukla yiyen çocuk yılanına su ikram etti. Evin sessiz ve tamamıyla Harry'e kalmış hali o kadar güzeldi ki… Eniştesinin derin nefes sesleri, uyanmadığının işareti olarak, çocuğa huzur vermeye yetmişti…
Karnını bir güzel doyurduktan sonra biricik yuvası, merdiven altındaki süpürge dolabına geçti. Birkaç eski kıyafeti üst üste yığıp dolabın uzak bir köşesine yılan arkadaşı için bıraktı. Yine de sevimli sürüngen yatağa Harry ile beraber kurulup gözlerini kapatmıştı.
Marvolo'nun yönlendirmesi ile o gece bir kez daha sihir çekirdeğine ulaştı. Sihrin bedeninde dolaştığını hissetti. Parmak uçları sihirle karıncalandı. Neyse ki ikinci deneyimi ilkine göre daha kolay ve hızlı olmuştu. Bir önceki gece kadar kendini yorgun bulmamıştı. Marvolo'ya ve yeni arkadaşına iyi geceler dedikten sonra uykuya daldı. O gece rüyasında kocaman bir yılana binip yıldızlarda zıpladığını gördü…
