Küçük çocuk heyecanlıydı. İçi içine sığmıyordu. Yüzünden gülümsemeyi uzak tutmakta zorlanıyordu. Kalbinin hızlı çarpışları duyulacak diye korkuyordu. Bugün hayatının en heyecanlı günü olabilirdi. Bugün sihir dünyasına gidecekti. Diagon yoluna...
Marvolo ile yaptıkları basit planın üstünden birçok kez geçmişlerdi. Harry'nin zihninde ikamet eden derin sesli yetişkin tam bir mükemmeliyetçiydi. Güneş doğduktan sonra uyanan çocuk tüm sabahı aynanın önünde geçirmişti. Marvolo tanınmaması gerektiğini söylemişti. Neden diye sorduğunda, uygun zaman geldiğinde anlatacağım, demişti. Çocuk, merakından soruyu tekrarlamıştı tabi. Ancak Marvolo'ya duyduğu sevgiden ve arkadaşına olan saygısından bir süre sonra peşini bırakmıştı. Hala merakı sönmemişti. Yine de Marvolo'nun sözünden çıkmazdı. Ona mükemmel bir hediye veren, ona sihri veren arkadaşını nasıl üzebilirdi ki...
Böylece Harry aynanın önünde durup görünüşünü değiştirmeye koyuldu. Saçları koyu bir sarı iken, gözleri maviye dönüştü. Daha önce sihirle kendini değiştirebileceğini bilmeyen çocuk, Marvolo ilk açıkladığında inanamamıştı. Her ne kadar Marvolo ya güvense de aynanın önünde, dakikalarca durup, bir görüntüyü hayal etmek gerçekçi gelmemişti. Ama şimdiki görüntüsüyle, Marvolo'dan bir daha asla şüphe etmemesi gerektiğini bir kez daha anladı.
Harry, Marvolo'ya uyarak saçlarını da uzattı. Arkadaşına göre alnındaki yara izinden tanınma ihtimali yüksekti. Ne yazık ki yara sihirle kapanamıyordu. Marvolo yaranın kara büyü sonucu olduğunu söylemişti. Çocuk pek anlamasa da çözümü, saçlarını uzatıp, teyzesinin makyaj malzemelerini kullanmakta bulmuştu.
İlk kez sözde ailesinin dikkatsizliği isine yaramıştı. Kapşonlu, eski bir tişört saçlarını kapatmışken, yıllarca yüzüne bakılmadığından göz rengi fark edilmemişti. Bazen Dursleylerin ilgisizliği inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yeğenlerinin sarı saçlı, mavi gözlü olmadığı umurlarında dahi değildi.
Evdeki işleri bitirip, çantasını hazırladı. Okul çantası, kitaplar yerine, altın torbası, 25 pound ve dünden biçim değiştirdiği büyücü cüppesiyle dolmuştu. Harry Marvolo'nun zihninde canlandırdığı görüntüyü eski bir tişörte uygularken, sihirbazların elbise giydiğini düşünüp gülmüştü. Marvolo büyücü cüppesinin elbise olmadığını, gayet asil bir kültürel kıyafet olduğunu açıklarken, Harry başını sallamakla yetinmişti. Marvolo'nun bu denli tutkuyla cüppeyi savunması gerçekten değerli bir andı.
Plan belliydi. Okul otobüsüne bindikten sonra, sürücü bir başka öğrenciyi alırken Harry gizlice inecekti. İşin garip yani dikkatsiz de olsa Afrodit'in karşı koyulmaz çekiciliğinden kimse bir şey demezdi. Surrey'deki neredeyse her çocuk Harry'e bulaşmayacağını biliyordu. Yılan ve çocuk bunu garantilemişti.
Böylece Harry çok geçmeden kendini Londra sokaklarında buldu. Neyse ki Londra'nın kalabalığında kimse tek başına seyahat eden bir çocuğa dikkat etmemişti. Afrodit sessizce çocuğun boynuna sarılmış, şekerleme yapıyordu. Hanımefendi birazcık tembeldi. Ancak saygılı Harry bunu yüzüne hiç söylemezdi.
Marvolo Çatlak Kazan adında bir mekânı bulması gerektiğini söylemişti. İsmi duyan çocuk bir kaç saniye kıkırdamaktan kendini alamamıştı. Arkadaşının dikkatli yönergeleri sayesinde çocuk çatlak kazanı buldu. Ufacık, köhne bir meyhaneydi burası. Muggleların farkında olmaksızın önünden geçtiği mekân, dikkate değerdi. Harry daha kapıdan girmeden sihrin kokusunu alabiliyordu. Uzun meditasyonlardan sonra sihrini kontrol edebilmesi, diğer sihir noktalarını da keşfetmesini sağlamıştı. Dışarıdan alakasız görülen yer, gerçekten sihirle parıldıyordu.
Harry kapının önünde, mugglelara aldırmaksızın cüppesini geçirdi. Hem zaten yapılan büyü ile kimse Çatlak Kazan'a dikkat etmiyordu. Derin bir nefes alıp girdi.
Ünlü bir yer için çok karanlıktı Çatlak Kazan, dökülüyordu. Bir köşede üç beş yaşlı kadın oturmuş, beyaz şarap içiyordu. İçlerinden biri upuzun tür pipo tüttürmekteydi. Silindir şapkalı ufak tefek bir adam, saçları iyice dökülmüş, yapış yapış bir cevize benzeyen yaşlı barmenle konuşuyordu. İçeri girdiklerinde mırıltılar durdu.
Harry garip cüppeler giyen, garip şapkalı, garip sihirbazları gördükten sonra büyücü cüppesi konusunda marvoloya hak vermeye başlamıştı. En azından önemini kavrıyordu.
Çocuk bir kez gergince yutkunduktan sonra barmene yaklaştı.
"İyi günler, Efendim."
Barmen, Marvolo'nun zihnindeki fısıldamasına göre Tom, sarışın çocuğa bir bakış atıp konuşmasına devam etti. Harry'i görmezlikten gelmişti.
Harry öksürüp adamın dikkatini çekmeye çalıştı. Barmen bıkkınlıkla döndü.
"Ne istiyorsun evlat?"
"Diagon Yolu'na girmek istiyorum."
"Diagon Yolu'nda tek başına gezinmek için çok küçüksün."
Harry tedirginleşirken, Marvolo araya girdi.
Gözlerinin içine bakıp sihrini yönelt… Tom'un seni sorgulamadan geçirmesini iste… Başka bir şey düşünme…
"Diagon Yolu'na girmek istiyorum."
Çocuğun sesi güçlü olsa da içten içe endişeyle mırıldanıyordu. Lütfen kabul etsin! Lütfen kabul etsin!
Barmenin bakışları bir an donuklaştı. Daha sonra sessizce barın ardından çıktı. Eğer Marvolo uyarmamış olsaydı, gergin çocuk takip etmesi gerektiğini bilemeyecekti.
Barmen meyhanenin arkasına geçip, elindeki bir çubukla, duvardaki taşlara dokundu. Duvarın yerini yavaş yavaş yeni bir yol alırken, Harry'nin gözü adamın elindeki çubuktaydı.
Asa… diye mırıldandı Marvolo.
Gözleri ışıldayan çocuk ara yola girip, heyecanla sordu.
*Nerden bir asa bulabilirim Marvolo?*
Gizli kapıları açmakta kullanılıyor sanırım diye düşündü.
Her cadı ve büyücünün sihir yapması için asaya ihtiyacı vardır, küçüğüm… 11 yaşına geldiğinde Ollivander'den alacaksın…
Harry ardından kapanan duvara baktıktan sonra tuttuğu nefesi bırakıp, harikalar âlemine giriş yaptı. Bir birinden muhteşem dükkânları gözlerken "Vay Canına!" demekten kendini alamadı. Ancak asa konusu hala aklına takılmıştı.
*Ben sihir yapabiliyorum, Marvolo…*
Asa kullanmıyorsa nasıl sihir yapabilirdi ki?
Çünkü sen özelsin… Harry…
Özel olduğunu bir kez daha duyan çocuk, kızararak gülümsedi. Marvolo'nun sözleriyle her geçen gün kendine güveni artıyordu.
Küçük çocuk, Amanuensis Tüy Kalemleri adlı bir dükkân gördü. İçinde binlerce çeşit tüy kalem ve rengârenk mürekkepler bulunuyordu. Harry, sihirbazların tüy kalem kullandığını bilmiyordu ve öğrenmesi gerektiğini fark etmişti. Hazırladığı listeye ilk tüy kalemi ekledi. Hogwarts'a gittiğinde diğerlerinden geri kalmak istemiyordu.
Tüy kalemcinin hemen yanında Madam Malkin'in Her Duruma Göre Cüppeleri vardı. Marvolo, bütün öğrencilerin okul cüppelerini buradan aldığını zihninden fısıldadı. Harry, cüppe almak için geleceği günü sabırsızlıkla bekliyordu.
Eeylops Bin Bir Çeşit Baykuş Dükkanı, çocuğun en çok ilgisini çeken yerlerden bir tanesiydi. Sihirbazların, baykuşla haberleştiğini öğrenmek Harry'nin en şaşırtıcı anlarından biriydi. Teknoloji diye bir şey yoktu. Marvolo açıklamakta gecikmemişti. Belli ki sihir, teknolojiyle pek uyuşmuyordu. Kuşların cıvıltısına uyanan sevimli sürüngen, bir baykuş yemek istediğinde ısrar etmişti. Harry çareyi dükkândan hemen çıkmakta buldu.
Flourish ve Blotts ünlü bir kitapçı dükkânıydı. Öğrencilerin Hogwarts'ta olduğu şu dönemde dahi müşterisi hiç eksik olmuyordu. Harry, bir birinden harika kitapları hayranlıkla inceledi. Hepsini okumak için neler vermezdi ki… Ancak anlaşılan o ki dükkân epeyi pahalı bir kitapçıydı. Marvolo, Harry'i ancak 2. El bir kitapçı bildiğine söz verdikten sonra çıkmaya ikna edebildi.
Çocuk, muhteşem, gizemlerle dolu kitap raflarını geçerken iç çekti. Bir gün kocaman bir kütüphanesi olacağına yemin etti.
Gözleri bir anlığına bir kitap kapağına takılı kaldı. Kapakta, sırıtan gözlüklü bir çocuk duruyordu. Dağınık saçlı çocuğun alnında aynen Harry'ninkine benzeyen şimşek şeklinde bir yara izi vardı.
Harry Potter'ın Vampirlerle Macerası
Kendi ismini gören çocuk, şaşkınlıkla hemen yanındaki kitaba geçti.
Harry Potter'ın Ejder Prensesini Kurtarışı
Harry Potter'ın Peri Halkını Ziyareti
Birçok kahramanlık hikâyeleri çocuğun adı altında sıra sıra dizilmişti. Belki resimdeki kahraman ona çok benzemese, Harry ismin rastlantı olduğunu düşünebilirdi. Ama kahraman, Harry ile tıpatıp aynıydı. Marvolo bu nedenle mi görüntüsünü değiştirmesini istemişti?
Harry Potter ve Kim Olduğunu Bilirsin Sen'in Efsanevi Düellosu: Bütün gerçekler bu kitapta!
*Nedir bu, Marvolo?* Diye sordu çocuk. Durumu bir türlü anlayamamıştı.
Sana açıklamam gereken önemli bir konunun olduğunu biliyorum, küçüğüm… Ama bugünü keyifle geçirmesini istiyorum. Neden son kitabı satın almıyorsun? Böylece evdeyken okuyabilirsin…
Şaşkınlığı azalmayan çocuk itiraz etmeden arkadaşına uydu. 8 Galleon verdiği kitap çantasında yerini aldı. Harry Potter gizemi hala unutulmamıştı ama gördüğü her muhteşem şeyle konu yavaşça zihnindeki önemini kaybediyordu.
Bir sonraki dükkân Gambol ve Japes Büyücü Şakalarıydı. Beyaz bıyıklı ve sakallı bir adam tarafından işletiliyordu. Yaşlı bir adamdı doğrusu. Harry, şaka icatlarını yapanın o olduğuna inanmakta bir süre güçlük çekti. Ama o kadar komik şakalar vardı ki çocuğun dikkati birinden diğerine hızla atlıyordu. İçinden kuzenine yapabileceği eşek şakalarını hayal ediyordu.
Kaliteli Quidditch Eşyaları, birçok kaliteli marka süpürgeler, snitchler, quafflelar, bludgerlar ve sopalar satıyordu. Harry, Quidditch'in nasıl oynandığını anlamasa ve uçmayı bilse de süpürge denemenin güzel olacağını düşünüyordu. Belki daha sonra yeterince para biriktirdiğinde eski bir büyücü süpürgesi alabilirdi.
Ollivander Asaları, dünyanın en büyük asa yapım dükkânlarından birisiydi. Ya da Marvolo öyle söylüyordu. Görünüşe göre Hogwarts öğrencilerinin hepsi asalarını buradan alıyordu. Küçük çocuk, bir asa almayı çok istiyordu. Her ne kadar büyü yapabilse bile asa tutmak tamamıyla yeni bir deneyim olsa gerekti. Marvolo ilk asasını tutuşunu ve asadan bedenine akan tamamlanma hissini öyle iyi anlatmıştı ki Harry aynı hissi çabucak tatmak istiyordu. Ancak sadece 11 yaşından büyükler asa satın alabilirdi ve bakanlık alınan asaları belli ki kontrol ediyordu.
Bir sihir bakanlığı olduğu gerçeğini henüz kabul etmeye fırsat bulamamış çocuk, Marvolo'nun ısrarlarıyla Ollivander'ın dükkânının önünden ayrıldı. Onu garip gözlerle izleyen, yaşlı Bay Ollivander'ı fark etmedi.
Gelecek Postası Ana Binası da Diagon Yolunda bulunuyordu. Harry, canlı resimlerle, süpürgede uçan büyücü sporcularla ve sihirbaz politikacılarla dolu gazeteyi hayranlıkla inceledi. Marvolo binaya girmesine izin verdi. Arkadaşının da önerisiyle Harry 1981'den bu yana bütün eski gazeteleri küçültülmüş bir kutuyla, çok ucuz bir fiyata satın alıverdi. Marvolo bunun Harry Potter gizemini çözmesinde yardımcı olabileceğini söylemişti. Hem görevli bayan öğrenmeyi çok seven sarışın çocuğun saçlarını okşarken, Harry'e gülümsemişti.
Harry mermer bir binayla karşı karşıya geldiğinde gözlerini alamadı. Gringotts Büyücü Bankası, gerçekten büyük ve göz alıcı bir binaydı. Marvolo'nun açıklamalarına göre cincüceler tarafından yönetiliyordu. Anlatılanlara göre bazı kasalar ejderhalarca korunuyordu. Harry, ejderha görmenin inanılmaz olacağını düşündü.
Marvolo ejderhaların tehlikeli olduğunu söyledi. Daha sonra Harry bir tane cincüce görmek istediğinde ısrar etse de arkadaşı izin vermedi. Görünüşe göre cincüceler, sihirbazları bankaya girdikleri an tanıyabiliyorlardı. Sihirbazın kimliği onlara açıktı.
Harry ailesinden ona mirasın kaldığını duyunca gözlerinin yaşardığının bilincine varamadı. Anne ve babasından onun için bir şeylerin bırakıldığını öğrenmek duygu dolu bir histi… Ne yazık ki Gringotts'a 11 yaşından önce giremeyecekti.
Marvolo, sihir dünyasının Harry Potter'dan haberi olmasını henüz istemiyordu.
Harry ise kimliğindeki gizemin git gide arttığını düşünüp meraklanıyordu.
Ama Marvolo henüz öğrenme zamanının gelmediğinde diretip çocuğun sorularına cevap vermemişti. Harry'e şaşkın sorularla yoluna devam etmek kalmıştı.
Marvolo, Harry'nin aklını kolayca konudan uzaklaştırdı. Florean Fortescue'nun Dondurma Salonu'ndan bahsetmesi yetmişti. Küçük bir yerdi ancak içinde renk renk dondurmalar bulunuyordu. O kadar çok çeşidi vardı ki çocuk bir süre karar veremedi. En sonunda çilek, limonlu ve çikolatalı büyük bir küp aldı. Afrodit de arada bir başını cüppeden çıkartıp, dondurmaya eşlik etti. Işıltılı yılan, limonlu kısmını daha çok sevdiğini tısladıktan sonra, Harry'e biraz daha aldırmıştı.
Sonrasında Marvolo, Harry'i Knockturn Yolu'na yöneltti. Burası Diagon Yolu'na hiç benzemiyordu. Tehlike kokuyordu. Ancak Diagon Yolu'nun bütün rengine ve şamatasına rağmen, Harry bu yolu çok daha gizemli ve ilgi çekici bulmuştu. Knockturn Yolu'nda daha büyük sırların gizlendiği belliydi. Gölgeler güvensiz bakışlarla doluydu. Yine de çocuk korku duymuyordu. Afrodit başını tamamen dışarı çıkarmış, her yaklaşana tıslarken ve Marvolo'nun yardımıyla Harry asasız sihir yapabilirken, çocuğun kalbinde korkuya yer yoktu. Sadece heyecanla karışık bir tedirginlik hakimdi.
Harry birçok dükkânı ziyaret etti. Geri kalanına Marvolo izin vermedi.
Zehirli yılanlar ve tehlikeli hayvanlarla dolu dükkânlar, yasak iksirlerin satıldığı bir yer, sinsi ve kara büyü ile kaplanmış eşyalar satan birçok dükkân karanlık kenarlarda diziliydi.
Çocuğun giremediği yerler ise çeşitli yaratığın, vampir, kurtadam ve kara büyücülerin uğrak noktası olan meyhanelerdi.
Yaşlı, çirkin bir kadının "Yolunu mu kaybettin, evlat?" dediğini duyunca adımlarını hızlandırdı.
Harry, garip kokan Hurdacı Dükkânına girdi. 2. El eşyaları buradan alabilecekti. Dükkân ziyaret ettiği diğer bütün mağazalardan daha büyüktü. Kıyafetten kitaba, iksirden hayvana her şey bulunuyordu. Kimsenin istemediği ya da evde bulundurmaktan korktuğu her şey buradaydı. Pahalı olmasa da ünlü bir yerdi. İsimsiz ve yüzsüz adamlar, sessizce girip çıkıyordu.
Harry, Çağdaş Sihir Tarihi, Fantastik Canavarlar Nelerdir Nerde Bulunurlar, Sihir Kuramı, En Tehlikeli Karanlık Sanatlar, Karanlık Güçler ve Kendini Savunma El Kitabı, Temel Büyüler Kitabı, İleri İksir Yapımı, En Habis Sihirler gibi kitapları satın aldı. Bu kitaplar okulun da almasını istediği bir kaçını da içeriyordu. Geri kalan kitaplar ise Marvolo'nun tavsiye ettikleriydi. Özellikle bunlar, ağır, karanlık ve esrarlıydı.
Harry, tüy kalem ve mürekkep almayı da unutmadı. Günlük tutabileceği eski ama kaliteli bir defterde aldı. Böylece yazısını geliştirebilecekti.
Ne yazık ki iksirlerle ilgili tek bir kitap alabilmişti. Konu çok ilgisini çekse de daracık dolabında, Dursleylerden gizli iksir yapması mümkün değildi.
Hurdacıdan şimdilik alabileceği başka bir şey düşünemediğinden dükkândan ayrıldı. Geriye 24 Galleon'u kalmıştı. Marvolo'nun önerisiyle Tehlikeli İksirler dükkânına girdi. Karanlık bakışlı, pek konuşmayan adamdan gözlerini düzeltebilecek bir iksir istedi. Yılanı dikkatle gözleyen iksir ustasından 7 Galleon ile iksiri satın aldıktan sonra, hemen dükkânda denedi. 10 dakikalık korkunç bir acıdan sonra gözlüklerden kurtulmuştu. Gözyaşlarını cüppesinin koluyla silip, garip mekândan bir an önce ayrıldı.
Gözlerini ovalarken, önüne dikkat etmeden ilerlediğinden birine çarptı çocuk. Büyücü sapasağlam dururken, Harry kendini yerde buldu. Asasını tehlikeli bir biçimde sallayan iri adam bağırdı.
"Dikkat et, seni değersiz bulanık!"
Küçük çocuk birden karanlık anıların zihnine dolduğunu hissetti. Doğum gününü hatırladı. Sarhoş adamın çirkin bağırışlarını ve acı dolu tekmeleri aklına getirdi. Korkuyla büzüşmek yerine yerinden kalktı. Bu kez acı çeken o olmayacaktı. Harry güçlüydü ve kimse ona zarar veremezdi.
Büyücünün hakaretlerine aldırmaksızın elini uzattı ve ona zarar verenlere duyduğu kinle mırıldandı.
"Crucio!"
Büyücü çığlıklar içinde yerde yatarken, kalabalık hızla uzaklaştı. Korktukları yüzlerinden anlaşılıyordu. Bir çocuğun bu denli güçlü olması ve affedilmez laneti umursamadan yağdırması yürekleri dehşetle sarsmıştı. Neyse ki Knockturn Yolu karanlık büyücülerin mekânıydı. Böyle bir sahne bir çocuğun sebep olduğunu saymazsak pek de yabancı değildi. Hem çocuğun kendine güvenen, güçlü duruşuna ve sihrine bakılacak olursa asil safkan bir ailenin varisi olmalıydı. Başına geleceklerden korkan kimse safkan bir varise bulaşmazdı.
Adamın çığlıkları ile tatmin olduğunu hisseden Harry büyüyü iptal edip, gölgelere karıştı. Afrodit'in tehdit edici tıslamaları eşliğinde sihirbazlar yolundan çekildi. Dudaklarındaki karanlık gülümseme bir süre hiç ayrılmadı. Çocuk bilmiyordu ama uzun yıllar Knockturn Yolu bir efsane gibi, asasız büyü yapan o asil varisi konuşacaktı.
Son uğrak yeri Burgin ve Burkes'ti. Akşam çoktan çökmüştü. Diagon Yolu bir bir seyrekleşirken, Knockturn Yolu kalabalıklaşıyordu.
Burgin ve Burkes sinsi ve tehlikeli büyük bir dükkândı. Kara büyücülerin uğrak yeriydi. Cam kavanozlarda hayvan organları ve zehirler bulunuyordu.
Harry, Marvolo'nun neden buraya gelmekte ısrar ettiğini bilmiyordu. Her ne kadar esrarengiz ve büyüleyici olsa da böyle bir yerden alabileceği bir şey yoktu.
Dikkatle eşyaları inceleyen Harry, arkadaşının sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı.
Harry, gözlerini kızıla döndürmeni istiyorum…
*Neden?*
Lütfen, böylece bana yardım edebileceksin…
*Ama-*
Bana yardım etmek istemiyor musun?
*İstiyorum elbette, Efendim.*
O zaman dediğimi yap…
Çocuk, Marvolo'nun sorguya yer bırakmayan emriyle sihrini yönlendirdi. Bir kavanozun karanlık camından yansıyan kızıl gözlerle başarıya ulaştığını anladı.
Büyücünün yanına git…
Baştan beri Harry ile ilgilenmeyen dükkân sahibi, kızıl gözleri görünce hızla iç çekip gevelemeye başladı.
"Lordum! Siz-"
Otoriter bir sesle konuşmanı istiyorum… Sihrine yoğunlaşıp emret… Yeşil kutuyu getirmesini iste…
Harry, sihir gücünü dükkâna salıp, bütün gücüyle emretti.
"Yeşil kutuyu getir!"
Borgin çılgın gibi odadan ayrılıp, beş dakika sonra tozlu küçük bir kutuyu taşıyarak Harry'nin önünde eğildi. Titriyordu. Alnında terler birikmişti. Çocuk, daha on dakika öncesine kadar tehlikeli duran büyücünün, nasıl olup da bir anda yaşı ve solgun göründüğüne şaşırıp kaldı. Onu bu denli korkutan ne olabilirdi?
Marvolo'nun tatmin olmuş sesi Harry'i sorularından uzaklaştırdı.
Güzel… Şimdi hafıza büyüsüyle bu aptalı kendine getirelim, ne dersin küçüğüm? Gözlerini eski haline çevirmeyi unutma ve kutuyu sakla…
Kutuyu çantasına koyduktan sonra, çocuk gözlerini mavi kılıp, hafıza büyüsünü uyguladı. Dükkândan çıkarken geride neden kalbinin hızlı attığını bilmeyen bir büyücü bıraktı.
Karanlık bir köşeye çekildikten sonra etrafına görünmezlik büyüsü ve uzaklaştırma büyüsü yaptı. Gözlerden uzak köşeyi sihirle aydınlattı. Yere oturdu. Çantasıyla beraber duvara yaslandı. Kutuyu kucağına aldı.
Çatal dilinde 'Karanlığın emriyle açıl!' de…
Tozunu elinin tersiyle sildikten sonra yeşil kutuyu açmaya koyuldu. Şifrenin söylenmesiyle kutudan kilidin dönme sesi duyuldu ve siyah bir toz dumanı çıktı.
Yeşil kapağın altında çocuğun ilk gözüne çarpan birkaç tane asa oldu. Kutu dışından çok daha büyüktü. Rengârenk değerli taşlar ve kadim yüzükler vardı. Altın bir saat, küçük iksir şişeleri, sivri bir bıçak, kutunun dibinde siyah bir cüppe bulunuyordu. Daha birçok garip nesne vardı ama çocuk hepsini inceleyemeden Marvolo araya girdi.
Yakut yüzüğü görüyor musun, küçüğüm? Onu al ve kutuyu çantana geri koy…
Çocuk, kırmızı taşlarla bezili yüzüğü eline aldı.
Yüzüğü takman gerekiyor…
Neden olduğunu sormaya gerek duymadan çocuk denileni yaptı.
Harry, çantanı tekrar sırtına geçirmek isteyebilirsin…
Çocuk eve gitmeleri gerektiğini düşünerek çantasını sırtına aldı.
Afrodit'e sıkıca tutunmasını söyle…
Harry, son emri tam olarak anlamamış olsa da sevimli yılana tısladı.
Kendini hazırlamanı ve yüzüğe doğru, çatal dilinde, 'Slytherin'in Varisi' demeni istiyorum…
Bu kez tamamıyla şaşkına dönen küçük çocuk, sorguya yer bırakmayan emri yerine getirdi.
"Slytherin'in Varisi!"
Söyler söylemez karanlığa doğru, büyük bir güçle çekildiğini hissetti. Kendini kaybetmeden önce duyduğu son şey:
Arnavutluğa hoş geldin, Harry Potter! Oldu.
