Bir evcinin sahibiyle ilişkisi gerçekten dikkate değer bir konseptir. Kendilerinden sadece hizmet beklenen bu aciz yaratıkların ne zaman oluştuğu, sihirbazların hizmetine girdiği meçhul olmakla birlikte gerçeği bütün açıklığıyla görmeyi başaran bir kaç seçici şahıs haricinde evcinlerinin kabiliyetlerinin sınırlarını düşünen pek de yoktur. Zamanla asaya bağımlı hale getirilmiş, asası elinden alındığı an büyücü olmaktan çıkan bir toplum için ne denli özgür denilebilirse evcinleri için o denli bağımlı denilebilir. Parmağının bir şıklatmasıyla sihri kelimelere sığınmaksızın sadece hayal gücünün hizmetine veren evcinleri sihirbazların yüzyıllar boyunca en büyük yardımcısı olduğu gibi en hain düşmanı da olagelmiştir. Ama bunu görmeyi mantığı sihrin sınırları dışında gören bir toplum ne yazık ki başaramaz. Özellikle ünlü Karanlık Lord Herpo the Foul'un farkedilmesin diye eski bir vazoyu hortkuluk yapmasından sonra, geçiçi ölümü sırasında kendi evcini tarafından bir temizlik esnasında 'yanlışlıkla' güçlü bir yanardağın içine yollanması kimsenin dikkatini çekmemişti.
En iyi evcini sessiz ve görünmez bir evcini iken 'zeki ve bir o kadar dikkatli' sahiplerinin gözünden kaçmaları dikkate değerdi.
Ama tüm bunlara rağmen sihirbazlar evcinlerini hizmetlerine aldıklarında birşeyleri doğru yapmış olmalılar ki sıkı bir evcini ve sahip ilişkisi her türlü maskeleme büyüsünün ötesine geçebiliyordu. Örneğin Çok Özlü İksir içmiş, sihir aurasını maskelemiş, yeni bir asa kullanan ve hatta aksanını değiştiren bir sihirbaz hangi büyünün gizleme etkisinde olursa olsun kendi evcini tarafından tanınabilirdi. Bu sarsıcı gerçek Salazar Slytherin'in Herpo the Foul: Bir Karanlık Lord mu Yoksa Salak mı? tezinde hortkulukların ruh ile ilişkisi açıklanırken, ruhun varlığı üzerine konuşmalarında bir paragrafta değinilmişti. Evcinlerinin büyücünün sihrine bağlı olarak değil ruhuna hizmet ettiklerini dile getirip bu sahip ve köle ilişkisini bir anlamda iki büyücü arasında kurabilmenin olağanüstü sonuçlarına kısaca değinmişti.
Bu paragrafın Sırlar Odasının derinliklerinde, çataldili bir kitapta geçmesi ve onu dahi Tom Riddle'ın okumasıyla karanlık dövmenin yapılışına neden olması gerçekten sarsıcıydı.
Gururlu ve safkanlıklarıyla şişinen Ölüm Yiyenlerin aslında o basit ve aciz gördükleri evcinleri sayesinde birer köleye dönüşebildikleri tam anlamıyla absürd bir fıkrayı çağrıştırıyordu.
Tüm bu evcini ve ruh ilişkisinden kaynaklanıyor olsa gerek hikayemizde geçen minor karakterlerden biri olan Kreacher, mucizevi bir şekilde yeniden hayata dönen Efendi Regulus'a bir türlü alışamamıştı.
Diş görünüşü ve davranışlarıyla Efendi Regulus'u aratmayan büyücü, yıllarını boş bir evde deli bir portreden ve yok etmeye uğraştığı bir hortkuluktan başka birşeyle geçirmeyen Kreacher için tanınmaz haldeydi.
Büyücünün bütün kibar ve sıcak konuşmalarına rağmen büyücüdeki ölüm kokusunu alan Kreacher, efendisini gördüğü gibi odadan uzaklaşıyordu.
Bu durum normalde bahsi geçen evcininden nefret eden Sirius Black için komedi haline gelmişti.
Regulus'a biricik aşkı tarafından ilgi görmeye biri esprisini bir kaç kez abarttığında kendini tüm gün boyunca pirelenmiş bir köpek halinde bulan Sirius, hala bel altı şakalar yapmaktan geri durmuyordu.
Ve Regulus o aptal kolyeye bir türlü yaklaşamıyordu.
HARRYTOMHARRYTONHARRYTOM
Harry labirentten bir an için dahi gözlerini ayıramamıştı. Marvolo'nun adamlarının bir birlerini geçmek adına verdikleri savaş gerçekten eğlenceliydi. Ona bakması dahi yasaklanan Bellatrix'in labirente girişiyle ürpermesine engel olamasa da Marvolo'nun saçlarını okşayan elleri kendine güvenini geri getirmeyi kolaylıkla başarmıştı.
Marcelo yanındayken ona kimse zarar veremezdi.
Bu düşünceyle sırıtıp yanında oturan Karanlık Lord'a iyice sokuldu.
Yarışı seyretmeye gelmiş diğer kara büyücülerin hala şaşkın bakışlarını umursamadı.
Kucağındaki Afrodit'i usulca okşayarak kanlı yarışı küçük bir çocuğun merakı ile izlemeye devam etti. Her ne kadar onun hakkında düşünmeyi sevmese de Bellatrix'in kazanacağına inanıyordu.
Ailesine ihanet eden lanet farenin yaşadığı acıların onu sevindirmesi masumiyetinden geriye çok azınıb kaldığının bir göstergesiydi.
Ama zihninde bir Karanlık Lord'u ağırlayan bir çocuğun zaten çok uzun süre masum kalmayı başarabileceği düşünülemezdi.
Gökyüzünde aniden beliren karanlık işaret ve ardından beliren Lucius Malfoy yazısı yarışın bittiğini anlattı ve tüm kalabalık Karanlık Lord'un huzurunda olmanın verdiği kibarlıkla alkışlara boğuldu.
Alkışlardan çoğu samimi değildi.
Gizlice oynanan bahislerin sonuncunda hayal kırıklıkları kara büyücülerin yüzlerinde belirdi ve isteksizce birkaç galleon el değiştirdi.
Anlaşılan kalabalık da Bellatrix'in kazanacağını düşünmüştü.
İtibarının bu denli yüksek olduğunu bilse Bellatrix sevinçten dans edebilirdi.
Ama günün kahramanı Lucius'tu ve asasının emrinde peşinden acınası bir şekilde sürüklenen ölü fareyle Efendisinin karşısına geldiğinde sırıtması kaçınılmazdı.
"Tebrikler." dedi Karanlık Lord ve o konuşmaya başladığı an bütün trübün hep bir anda sessizliğe büründü.
"Slytherin'in bizlere bahşettiği kurnazlığı çok iyi bir şekilde kullandın, Lucius. Gerçek bir yarışta bazen aklını kullanmanın sihirden daha başarılı olduğunu kanıtladın." diye devam etti.
Bu sözlere kanalından kibar bir alkış eşlik etti. Her ne kadar yarış boyunca gördükleri karşısında titremesine engel olamasa da Draco babasının başarısını duyunca yarışı kendi kazanmışçasına sırıtıp çevresindeki diğer safkan çocuklara kibirli bakışlar attı.
Bellatrix ise bir an için Karanlık Lord'un huzurunda olduğunu unutmuş olacak ki kaybetmenin verdiği hiddetle yanından ayrılmasına izin vermediği evcinine acıtıcı bir lanet savurdu.
Laneti takip eden çılgınlar kalabalık tarafından kibarca görmezlikten gelinirken bir çocuk evcinine döndü.
Harry iç yakıcı çığlıkların kendini savunmaya dahi izni olmayan bir evcininden geldiğini ve buna sebep olanın Bellatrix Lestrange olduğunu fark edince vücudunu saran titremeye engel olamadı.
O zayıf ve yaralı eller sanki kendisinindi. O yırtık peçete ona merdiven altındaki küçük çocuğu hatırlatıyordu. O çığlıklar kabuslarında gördüğü yeşil ışığı takip eden çığlıklara çok benziyordu.
"Marvolo.." diye fısıldadı sesi titreyerek.
Karanlık Lord'un beline iyice sokuldu. Başını yumuşak kaliteli cübbeye gömüp büyücünün güvenli kokusunu içine çekerek ona karanlık bir geçmişi hatırlatan çığlıkları duymamaya çalıştı.
Karanlık Lord ise eliyle çocuğu kendine iyice sarıp en ölümcül sesiyle,
"Bellatrix yeter." dedi.
Karanlık Lord'un ismini ablasının verdiği sevinçle Bellatrix laneti kesti ve kocaman bir gülümsemeyle efendisinin önünde eğildi. Cübbesinin ucunu öpmeye kalktığında dokunamadan cübbe aniden önünden çekildi.
Kafasını kaldırdığında cübbenin kim olduğunu bilmediği, Karanlık Lord'a dokunmaya cüret eden garip çocuk tarafından çekildiğini gördü.
Çocuğun biraz önce efendisine sokulmuş yüzü şimdi karanlık bir ifadeyle ona bakıyordu. Ve Karanlık Lord'a dokunmasına izin vermiyordu.
Lânet çocuğa haddini bildirmeye kalkacaktı ki Karanlık Lord'un sözleri onu durdurdu.
"Narcissa."
Ön koltuklardan birine oturmuş zarif kadın ifadesiz bir şekilde ayağa kalktı ve Karanlık Lord'un önünde eğildi.
Azkaban'ın beynini bulandırdığı kız kardeşinin aksine cübbeye dokunmaya kalkışmadı. Bunun kötü bir fikir olacağının bilincindeydi.
"Bellatrix'e odasına kadar eşlik et."
"Ama Lordum-" dese de kız kardeşinin zarif ancak beklenmez bir şekilde güçlü elleri onu Malikaneye doğru sürüklediğinde Karanlık Lord'un aksi halde büyük acılar vaad eden bakışlarına itaat etti.
"Dobby" diye başladığında Karanlık Lord, Lucius Malfoy'un yüzünde engel olamadığı bir şaşkınlık ifadesi ünlü safkan maskesini hafifçe kırdı.
Karanlık Lord'un basit bir evcininin ismini bilmesini beklemiyordu.
"Temizlen ve odamın kapısında bizi bekle."
Evcini acıyla da olsa başını kaldırdı ve başını salladı. Parmağının bir hareketiyle sanki hiç olmamış gibi yok oldu.
Karanlık Lord ise bir bakışıyla Lucius'a kalabalık ile ilgilenmesini anlatıp sessizce varisini de alarak cisimlendi.
Geriye bu davranışların sebep ve sonuçlarını anlam veremeyen şaşkın bir kalabalık kaldı.
