Annabeth pov:

Işte burdayım. Goode lisesinin merdivenlerinde, en yakın arkadaşlarım Thalia, Juniper ve Piper'I bekliyorum. Hepimiz okul sonunda tekrar açıldığı ve birbirimizi tekrar göreceğimiz için çok heyecanlıydık. Tabiki bunu kutlamaya karar vemiştik, Thalia'nın evinde gelmiş geçmiş en büyük pijama partisiyle! Ben bunları düşünüken arkadaşlarım beni hiç bekletmeden yanıma geldiler. O sırada çoğunlukla her zaman yaptıkları gibi Piper'la Thalia'nın ikiz kardeşi Jason'dan hoşlandığını iddia edip onunla dalge geçiyorlardı. Piper Jason'a uzun süredir çok aşık olsada hala bize itiraf etmemişti. Tam Piper "Jason gibi bir salaktan hoşlanabileceğimi nasıl düşü-" diye karşı atak yaparken bir erkek sesi onun sözünü kesti. Ve "hey benim salak olduğumu kim söyledi!" diyen Jason'a baktık. O sırada 'çok şaşırtıcı bir şekilde' Percy Jackson ve ekibinin geri kalanıda geldi. Tanrım o gruptan nefret ediyorum Percy Jackson'ın lisenin daha ilk haftasında bana çokma teklif etmiş olması da buna bal kaymak oldu.

Geri dönüş:

Lisede ilk haftamdı ve alışmaya şimdiden başlamıştım. Ama şu Percy denen tipten şimdiden nefret ettim. Yani kim hem yüzme hem futbol hemde basketbol takımlarının kaptanı olabilir ki! Ve bunun gibi salakça şeyler için derslerini ekebilcek kadar kazkafalı. Okuldaki bütün kızlar nasıl ondan hoşlanabiliyor anlamıyorum. Yani o salağın teki ve bunlar liseyi bitirince hayatta hiçbir işine yaramayacak. Tam o sırada dolbımın önünde beni beklerken onu gördüm. O da beni görmüş olacak hemen yanıma geldi ve dünyanın en önemsiz şeyiymiş gibi bana çıkma teklif etti. Ama hayır dediğimde yüzündeki bakış olağan üstüydü.

Geri dönüşü bitir

Percy Jackson , Nico Di Angelo Grover Underwood ve Jason tek tek bize acır bakışlar atarak ve sanki bizden iğreniyormuş gibi davranarak ordan uzaklaştılar. Bunun üzerine daha konuşmaya başlayamadan şaka gibi zil çaldı. Yani beş dakikacık hasret gidermemizi bekleyemezmiydi. Şimdi derse gitmemz gerekecekti ve her zamanki gibi benim dışımda bütün rkadaşlarım pijama partisi hakkında konuşacaklardı ve ben dersi dinlemekten her şeyi kaçıracaktım. Ama nefretle karışık düşüncelerim Thalia'nın beni kolumdan çekiştirerek sınıfa götürmesiyle bozuldu. Sonund sınıfa varıp tam yrimize oturacakken görmeyi hiç beklemediğim birini gördüm. Percy Jackson!

Percy pov:

Sınıfta oturmuş öğretmenimiz gelmesini beklerken kapıdan giren Annabeth Chase ve arkadaşlarını gördüm. O an kendimle gerçekten gurur duydum. Sonuçta onlar okulun üst seviye inekleriydi ve ben onlarla aynı sınıftaydım. Normalde herkes benim derslerini takmayan o klasik sporcu popüler çocuklardan olduğumu düşünüyorlar. Ama işin aslı aslında geçen sene boyunca benim seviyemi aşan bazıderslerden çıkarak öğrenmeme daha çk yardım edecek bazı özel dersler alıyordum. Herkes benim böyle bir şey yapacağıma ihtimal bile vermediği için bunun kaptanlığını yaptığım bütün o sporlar içn olduğunu düşündüler ama Hey, ben de geleceğimi önemsiyorum. Ama kendimle gurur duyduğum kadar Annabeth ve arkadaşları içeri girip beni gördüklerindeki şaşkınlık ifadesinin verdiği mutlulukla ağzım kulaklarıma varacak kadar gülümserken buldum. Hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde bütün ders boyunca en fazla iki kelime anladım ve bana inadına onun eli bütün ders havadaydı. Yani ben gerçekten nasıl onunla aynı sınıfa düştüm. Günün geri kalanıda aşağı yukarı böyleydi. Okul sonunda bittiğinde o akşam Jasonların evinde sabahlayacağmız için çok heyecanlıydım. Hemen evime gidip önceden hazırldığım çantamı aldım. Ama Jason'ın evine doğru giderken radyoda sevdiğim bir şarkıyı görünce yolumu uzatmaya karar verdim. Sonunda oraya vardığımda çok şaşırtıcı bir şey gördüm, Annabeth ve kızlar yer için arkadaşlarımla kavga ediyordu. Sonunda bağrışmalar sona erdiğinde anlaşıldı ki aynı gün için hem kızlat Thalia ile hemde biz erkekler Jasonla plan yapmışız. Uzuuuuun süren tartışmalardan sonra kızların Thalia'nın odasında erkeklerinde salonda takılmasına karar verdik. Açıkcası benden hiç yardım almadan da olmuş olsa salonu kapmış olmamıza sevindim Jason'ın odası gerçekten çok dağınıktı. Üstelik bunu odasını en son 3 ay önce toplamış biri söylüyor…

Annabeth pov:

Erkeklerin gecemizi mahvettiğine inanamıyorum. Yani yer yüzünde ki onca gün içinde bugün yapmaları gereklimiydi? En azından onlar evin bizim takıldığımız kısmına geçmeyeceklerdi. Bu sorunu hallettikten sonra gecemiz harika geçmeye başladı, hepimizin tatil boyunca neler yaptığından, erkeklerden (salondakiler değil) ve onun gibi şeylerden konuştuk. En sonunda saat neredeyse yarıma gelirken doğruluk mu cesaretlilik mi oyamaya karar verdik. Bunu Thalia'nın odasında yapmayı denedik ama ne yazık ki onun odası çember yapacak şekilde oturmamız bir de üstüne ortamızda şişe çevirmemize yetecek kadar büyük değildi. Bu yüzden salonda oynamaya karar verdik. Görünüşe göre zaman harika geçerken erkeklerin salonda olduğunu tamamen unutmuşuz. Oraya konuşarak ve gülerek girdiğimize erkekler şok olmuş gibi görünerek bize baktılar. Özelliklede Nico tam o sırada video oyununda onu yenen oyuncuyu parçalarına ayırıp tekrar birleştirip, yakıp ,ölmeden saniyeler önce buz gibi suya atıp ,onu orda boğup, hayatı gözlerinin önünden geçerken ciğerlerine hava pompalayıp ,o rahatlayamadan kalbini sökmekle tehdit ettiği için. Açıkçası ama gerçekten acıdım. Ama Jason Nico'ya adamın aslında kötü bir şey yapmadığını açıklamaya çalışmayı bırakıp normalde hiç onluk olmayan bir tiksinti ifadesiyle bize "!BURDA NE YAPIYORSUNUZ SİZİ *****LER!" diye bağırdı. Tam o sırada Piper yani namıdiğer gelecek kız arkadaşı ve arkadaşlarına ne dediğini anlamış olacak yüzünü hemen çok büyük bir pişmanlık ifadesi kapladı. Tam özür dileyecekken Piper bir anda odadan çıktı. Hepimiz -erkekler dışında- onun peşinden gitmek üzereydik ki Jason onun peşinden fırlayıverdi. Bunun onların gelecek ilişkisini yeşertme ihtimali olduğunu bildiğimiz için bunlar hiç olmamış gibi davrandık. Ortamda ki garip ve rahatsız bir sessizliği bozan kişi şaşırtıcı şekilde Juniper oldu. Sanki zaten -ki öyle- çok barizmiş gibi " doğruluk mu cesaretlilik mi oynayacağız , buraya ihtiyacımız var." dedi. Bunun üstüne bağırmalarını yada hemen bizi iteklemlerini falan bekliyordum, ama beklemediğim tek şeyi yaptılar. Hepsi kendi aralarında sanki bakışlarla konuşabiliyorlarmış gibi bakıştılar ve en sonunda Percy " tamam, ama bizde sizinle oynayacağız." Dedi.

Percy pov:

Onlarla birlikte doğruluk mu cesaretlilik mi oynayacağımızı söylediğimde annabeth'in suratı kesinlikle öleden önce görmeniz gerekenler arasında olmalı. Onu kesinlikle gafil avlamıştım. Muhtemelen hayatta önceden tahmin etmediği tek şeyi yapmıştım. Bununla gurur duymak acınası bir şey mi bilmiyorum. Ama şu anda kendimle kesinlikle çok fazla gurur duyuyorum. Neyse konudan saptım, elbette kabul etmezlerse onlara odayı vermeyeceğimizi bildiklerinden , bir sürü – abartma yok gerçekten bir sürü (kızlar nasıl bu kadar ısrarcı olabiliyor yahu!)- uff lamadan sonra sonunda çember yapıp oturduk. Tam şişeyi çevirecektik ki Annabeth'in tuvalete gitmesi gerekti.

Annabeth pov:

Tamam aslında gerçekten tuvalete gitmem gerekmemiş olabilir… Ama bu dünyanın en gıcık insanları hatta varlıkları , niye bizimle doğruluk mu cesaretlilik mi oynamak istiyordu ki! Yani biz açıkça onlarla kendi sırlarımızı paylaşmak istemiyorduk onlarda bizimle paylaşmak istememeliydi. Bu düşüncelerle koridorda sinirli dağireler çizip dururken bir anda Percy buraya geldi.

Percy pov :

Saatlerce Annabeth'in işini bitirmesini bekledikten sonra , grup bir nedenle beni onun arkasından göndermeye karar verdi. Ben odadan çıkar çıkmaz konuşmaya başladılar. Görünüşe göre oyun boyunca beni ve Annabeth'i bir çift yapmaya falan çalışacaklar. Tam bu anda oyundan çıkmak istedim. Ama yapamayacağımı bildiğimden, onlara plan yapmak için çok fazla zaman vermeden Annabeth'i çağırmaya gittim. Onu gördüğümde koridorda sinirli daireler çiziyordu. çok fazla şaşırdığımı söyleyemem. Ben o olasam bende öyle yapardım herhalde. Yinede hiç istemesemde salona geri dönmemiz gerekiyordu. Bu yüzden tek kelime etmeden onu çekiştirerek salona geri götürdüm.

Anabeth pov:

Percy beni kelimenin tam anlamıyla kolumdan çekiştirerek salona geri götürdü. Yani insan en azından "hey! Kolunu kızartmak istemiyorum yüriyebilirsin" falan der. Ama bunu beklemek zaten benim hatam. Bu şekilde salona geri gtürüldükten sona daha oturmamı bile bekleyemeden hemen şişeyi çevirdiler. BANA GELDİ. Üstelik Thalia soruyodu. Yani onca kişi arasından bana her şeyi yapabilecek olan tek kişi mi. bu artık şans olamazdı. Korkularımı doğrular bir ses tonuyla "doğruluk mu cesaretlilik mi?" diye sordu. O anda gerçekten hangisini seçmem gerektiğini bilemedim. Muhtemelen en büyük sırlarımı ortaya çıkartacak doğruluk mu , yoksa en korktuğum şeyleri yaptıracak cesaret mi? çok büyük korkularım olmadığı için cesaret demeye karar verdim. Keşke yapmasaydım.