Part 3 seçimler

Elinde tuttuğu kutuyu değerli bir şeymiş gibi, kırılmasından korkarak sütunun üzerine yerleştirdi. Zaman gelmişti. Sonunda amacına kavuşacak, her şey yoluna girecekti. Ailesi ilk kez bir araya gelebilecekti. Bedellerin önemi yoktu gözünde. Sonuca değer miydi? Değerdi...

"Artık sürprizinin ne olduğunu açıklayacak mısın?"

Angel elini omzuna sararken genç kızı yanıtladı.

"Sen sürpriz kelimesinin anlamını biliyor musun? Söylersem hiç bir anlamı kalmaz. Az kaldı merak etme."

Genç kız ezbere bildiği Sunnydale sokaklarında, yanında sevdiği adamla yürüyordu. İçindeki merak onu kavuruyor, mutluluğuyla harmanlayıp kalp atışlarını hızlandırıyordu. İçinden bir ses Bronze'a gittiklerini söylüyordu. Soğuk havada Angel'a biraz daha sokularak ılık nefesini dışarı saldı.

Gecenin sessizliği cryptin içine adeta çökmütü. Spike ise kafese kapatılmış bir kaplan misali taş zeminin üzerinde bir oraya bir buraya yürüyordu. Kalbinden yükselen fısıltılar kulaklarını sağır edercesine artarken, o dışarıda bir şeyler döndüğünün farkındaydı.

Kötü bir şeyler. İçindeki iblisi davet ediyordu. O bu daveti umursamamaya çalışıyordu. Kanı damarlarından fışkırmak istiyormuş gibi adeta kaynıyordu.

Hemen dışarıda bir hareketlilik sezdiğinde kapıya doğru atıldı. O daha kapıyı açamadan Dawn kapıda belirdi. Endişesi yüzünden taşıyordu. Spike'ın Dawn'ın söyleyeceği kelimelere ihtiyacı yoktu. Genç kızın konuşmasına fırsat vermeden onu kolundan çekerek içeri savurdu.

"Sakın buradan bir yere ayrılma! Gerekirse aşağı in!"

"Ama-"

"Dediğimi yap!"

"Sen nereye gidiyorsun?"

Genç kıza cevap bile vermeden cryptin kapısını arkasından çarparak kapattı. Kanını takip etmesinin zamanı gelmişti. İçindeki iblis biraz kavga etme imkânı bulacağı umuduyla heyecana kapılıyordu.

Tahmin ettiği gibi Bronze'un önüne gelip durduklarında, Buffy heyecandan titriyordu. Angel tam arkasında durmuş, ellerini genç kızın omuzları üzerine koymuştu.

Bronze her zamankinin aksine sessiz ve karanlıktı. Buffy, Sunnydale'e ilk yerleştiği günden beri, gecelerini geçirdiği mekânın bu ürkütücü görünümüyle sadece birkaç kez karşılaşmıştı.

Bronze'un etrafında yığın oluşturmuş çöplerin yanından defalarca geçmiş fakat hiçbir zaman dikkatini bu kadar çekmemişti. Angel kapıyı açıp ona geçmesi için yol verdi.

Buffy kapıdan içeri girerken, gözleri içerinin karanlığına henüz alışamamıştı. Havasızlıktan rutubet kokan mekân eskisi kadar güzel görünmüyordu artık. Karanlığa alışırken, bir kenarda toplanmış masalar gözüne çarptı.

Angel bir düğmeye dokununca ortalık biraz olsun aydınlanmıştı. Buffy, hızla arkasına dönerken tedirgince genç adama baktı. Kafası karışmıştı. Angel onu buraya neden getirmişti?

"Angel?-"

Sözü arka tarafında bir yerlerden gelen alkış sesiyle kesilmişti. Sesin geldiğin yöne döndüğünde daha önce hiç görmediğine rahatlıkla yemin edebileceği, on sekiz yaşlarında görünen birisi duruyordu. Genç adam Angel'a hitaben konuşurken Buffy'nin yeşil gözleri gittikçe açılıyordu.

"Tebrik ederim baba. Bunu başarabileceğini düşünmüyordum."

Buffy "Ne!" diye neredeyse bağırırken hızla Angel'a döndü.

"Angel? Neler oluyor?"

Angel yüzünde hafif bir gülümseme ile oğluna bakıyordu. Gözlerini bir an bile genç adamdan ayırmadan Buffy'e;

"Seni oğlumla tanıştırmaya getirdim Buffy. Conner…"

Buffy'nin yanakları öfkeden kıpkırmızı olurken, genç kız Angel'ın onunla dalga geçtiğini düşünüyordu.

"Angel şaka kaldıracak durumda değilim. Neler saçmalıyorsun?"

Angel genç kıza doğru birkaç adım atarken, Buffy tedirgince elini ceketinin cebine atmış, kazığını kavramıştı. Conner Buffy'nin etrafında yürüyerek babası olduğunu iddia ettiği adama doğru ilerliyordu.

"Şaka değil Buffy… Conner benim oğlum."

"Nasıl? Ne zaman? Benim neden haberim yok!"

Baba oğul yan yana durduğunda Buffy onların arasında bir benzerlik görmeyi umarak bir ona bir diğerine bakıyordu. Bir vampirin nasıl çocuğu olabileceğini düşünürken, onun da vampir olabileceği bile aklından geçmişti.

"Bir vampirin nasıl çocuğu olabilir? Benden bu yüzden ayrılmadın mı? Geleceğimizde tombul torunlar olamayacağından?"

"İstersen sana ben açıklıyım Buffy."

Buffy bakışlarını hızla Conner'a yöneltirken açıklamayı duymak için can atıyor olduğunu fark etti.

"Babam Sunnydale'i terk edip L.A'e geldikten sonra Wolfram & Hard isimli bir avukatlık şirketinin dünya üzerinde oynadığı oyunlara müdahale etti. Şirket babamı yollarından çekmek için daha önce burada ölmüş olan annemi yeniden dünyaya getirdi."

Elini kaldırıp çevresini gösteren delikanlıdansa, Angel'ın onu kurtarmak için Darla'yı öldürmüş olduğu yere odaklanmıştı. Bu dünyada neden hiç kimse olması gerektiği gibi ölü kalmıyordu?

"Bir insan olarak fazla zamanı olmayan annem Dru'nun onu dönüştürmesi ile sonsuz yaşama adım atmıştı. Sonrası ise bizim bile bilmediğimiz güçlerin müdahalesi sonucunda bir vampirin hamile kalmış olması."

"Bunu nasıl yaparsın? Hem de… Hem de Darla ile…"

Angel konuşmak için ağzını açmışken Buffy onu eliyle susturdu. Yeniden Conner'a döndü.

"Peki bu yaşta olmanın sebebi ne?"

Conner ağır adımlarla babasından uzaklaşırken yeniden anlatmaya başladı.

"Ben bebekken başka bir boyuta kaçırıldım. Orada zaman farklı işliyordu. Kısaca geçersek orada geçen 17 seneye karşılık burada sadece birkaç ay geçmişti. Geri döndüğümde ise bu yaşa gelmiştim."

Buffy anlamıyordu. Sevdiği adamın farklı olduğunu sezmişti. Sorunları olduğunu ve ondaki farkı hissetmişti. Ama ona bunu neden açıklamadığını çözemiyordu. Neden bunca zaman her şeyi saklamıştı. Gözlerini yakan yaşları tutmaya çalışarak başını dikleştirdi ve Angel'ın gözlerinin içine baktı.

"Neden Angel? Neden bu zamana kadar sustun?"

Angel suskunluğunu bozarken Buffy gözlerindeki ifadeden hiçbir şey anlamıyordu.

"Zamanı yeni geldi de o yüzden."

Buffy eli cebindeki kazığını eklem yerleri bembeyaz olana kadar sıkarken Angel üzerine doğru bir adım atmış, genç kız da bir adım geri gitmişti. Geriye attığı adım sayesinde Conner da görüş alanına girmişti. Conner Buffy'nin daha önce gözünden kaçan bir kutunun önünde yerini almıştı.

"Angel! Neler oluyor? Neyin zamanı?"

"Ailemizin birlikte olmasının zamanı…"

Soundrack what have you done

Bronze'un önüne geldiğinde içeriden sızan titrek ışığı gören genç adamın gözleri kısıldı. Kapıya ulaştığında beklediği gibi kapalı olduğunu gördü. Ayağını kaldırıp sert bir tekmeyle kapıyı kırdı. Menteşelerinin biri kopan kapı sallanırken o içeri girdi.

"Bakın burda kimler varmış…"

Kapının kırılmasıyla birlikte içerdeki üç çift göz o tarafa dönmüş Buffy soluğunu bırakırken Angel gözlerini devirmişti. Conner ise yeni gelenin kim olduğunu güneşten de parlak saçlarından anlamamış olsa da tavrından anlayabilmişti.

"Spike! Git buradan…"

Spike Angel'ın tehditkar konuşmasını görmezden gelirken bakışları Conner'ın önündeki kutuya odaklanmıştı. İçinde ne olduğuna dair hiçbir fikri olmadığı gibi çocuğun kim olduğunu da bilmiyordu. Fakat ondan yayılan gücü hissediyordu. Sakin kalp atışlarını hissettiği gibi...

"Kız arkadaşınla buluşmak için pek kasvetli bir gece. Yanılıyor muyum Angel?"

Buffy, "Spike" diyerek ona atılacakken Angel kolundan kavradı. Genç kız beklemediği engel karşısında önce kolunu acımasızca sıkan ele ardından Angel'ın yüzüne bakakalmıştı. Angel onu kendine hızla çekerken şaşkınlıktan tepki veremedi.

"Spike! Uzak durman hepimiz için en iyisi. Bu işi batırmana izin vermeyeceğim."

Conner elini arkasına atıp nerden geldiği belli olmayan kılıcı çekerken Spike'ın gözleri ikisi üzerinde gidip geliyordu.

"Bir parti planlıyorsun ve benim yerime yeni yetme birini çağırıyorsun. Arkadaş olduğumuzu sanıyordum Angel."

Konuşurken yan tarafa doğru ağır adımlarla ilerliyordu. Bilardo masasına ulaşıp üzerinde duran istakalardan birini almak istiyordu.

"Spikey.. Spikey… İstenmediğini hiçbir zaman anlamıyorsun değil mi? Biz seninle asla arkadaş olmadık!"

"Ahh işte bu sevindirici haber. Hala arkadaşmışız numarasını yapmak istemiyordum."

İstakayı eline almıştı. İlk önce havaya fırlatıp diğer eliyle yakaladı. Ağırlığını ve dengesi tartmıştı. Elinde çevirerek diğer eline aktardı. Conner da karşısında yerini almıştı.

İki rakip birbirlerini tartıyorken Angel, Buffy'i kavramıştı. Genç kız kıpırdamayı bırak nefes alamıyorken olanlara inanamıyordu. Bu kadar değer verdiği adamın, uğruna onu seven bir erkeğin aşkını, sadakatini elleriyle bir kenara itmişti. Günlerdir bunun pişmanlığıyla kavruluyorken yaptığı büyük hatanın farkına şimdi varmıştı.

"Oğlumla tanış Spike!"

Eskisi gibi olacağını sanmıştı. Spike'a olan ilgisinin sadece seks olduğunu düşünmüştü. Onu kullandığını… Ama onu terk ettiği andan itibaren pişmanlığı kalbinden başlayarak tüm bedenine yayılmıştı. Angel'ın gelişiyle düzeleceğini sanmış, eski ve sonsuz aşkı olduğunu iddia ettiği adama sıkıca tutunmuştu.

Çok geçmeden kendindeki değişimi fark etmişti. Tabii Angel'ınkinide… Onu merak etmişti… Görmeye gitmiş ve tek görebildiği onda açtığı derin yaralar olmuştu. Orayı terk ederken kalbinden bir parçayı da bırakmıştı. Kendi elleriyle parçaladığı kalbinden…

Şimdi, reddettiği adam burada onun hayatı için dövüşüyordu. Sayısını bilemediği kadar çok dövüşmüştü onun için. Ve bir kez daha ona yaptıklarını umursamadan onun hayatı için kendi hayatını ortaya koyuyordu. Conner kılıcıyla Spike'ın kolunda bir kesik açarken Buffy çığlık atmaktan kendini alamamıştı.

Onun çığlığıyla dikkati dağılan Angel, kollarını gevşetirken Buffy karnına attığı bir dirsek darbesi ile onu sarmalayan kollardan kurtuldu.

Spike, Conner'ın hamlesini istakayla karşılamaya çalışıyordu. İstaka kırılmaması için dikkatli hamleler yapıyorken, karşısında ki çocuğun sıradan biri olmadığını fark etti. Normal bir insandan kat kat üstün bir kuvveti ve dövüş yeteneği vardı.

Spike onu tartabilmek için tüm gücüyle saldırmıyordu. Onunda aynı taktiği kullandığını fark ederek şaşırdı. Çocuk oldukça seri hareket ediyordu. Fakat ne kadar iyi olursa olsun avcıların avcısı ile baş edebilecek yeteneğe sahip olmazdı.

"Oğlumla tanış Spike!"

Angel konuştuğunda Spike birden şokla olduğu yerde donup kalmıştı. Ne demek oğlu? Conner onun şaşkınlığını fırsat bilerek kılıcını savurdu. Keskin ve soğuk metalin tenine değmesiyle etinde derin bir kesik açılmıştı. Spike Buffy'nin çığlığını duyduğunda gözleri bir anda ona kaydı. Genç kız Angel'ın elinden kurtulurken kazığını çoktan cebinden çıkarmıştı.

Angel elinden kaçırdığı genç kıza bakarken o çoktan Spike'ın yanında yerini almıştı. Karışıklık iki rakibin dövüşünü durdurmuş Conner babasının yanındaki yerini almıştı.

Buffy uzun süredir tuttuğu soluğunu salarken tüm öfkesiyle Angel'a baktı. Spike ise kolundan akan kanlara aldırmadan genç kızın yanında duruyor gözünü kırpmadan Conner'ı inceliyordu. Buffy boğazına düğümlenen yumruyu zorlukla yuttu.

"Buffy… Ailenin önemini sen herkesten iyi biliyorsun. Kardeşin için ölüme gittin. Sadece onun yaşamasını istiyordun. Conner'ında tıpkı senin kardeşinin yaşamasını istediğin gibi annesinin yaşamasını istemeye hakkı var."

Genç kız duyduklarına inanamıyordu. Angel onu buraya Darla'nın yaşama dönüşü için kurban etmeye getirmişti. Nasıl olmuştu da bu kadar kör olabilmişti? Genç kız söylenenleri sindirmeye çalışıyorken yanı başından gelen Spike'ın sesiyle irkildi.

"Aile saadetinizi… Ya da tablonuzu -Her ne ise- bozmak istemezdim ama Buna izin vereceğimi düşünüyorsan çıldırmış olmalısın Angel!"

"Senden izin isteyen olmadı Willy."

"Spike elinde ki istakayı havaya atarken Buffy de kazığını fırlatmıştı. Yılların verdiği deneyimle genç adamın konuşmasına fırsat vermeden ne istediğini anlamış ve ona itaat etmişti. Silahları havada yer değiştirirken Angel ve Conner da yerlerini almışlardı.

İlk saldıran Conner oldu. Buffy'e doğru kılıcı savurduğunda genç kız eğilerek gelen darbeden kaçındı. Hemen ardından daha doğrulmadan yerden ayak bileğine bir tekme atarak Conner'ı bir dizinin üzerine çökertti. Conner hemen toparlanarak ona karşılık verirken Buffy istakanın dayanmasını diliyordu.

Angel ise Spike'a atılmış iki ezeli düşman ölümcül bir dövüşe tutuşmuştu. Bu kez aralarına girecek hiçbir şey yoktu. Spike Angel'ın yumruğunu bloke ederken;

"Biraz daha sert vur büyükbaba"

"Maalesef kafan kalın!"

Angel bir yumruk daha attığında, Spike'ın burnunun ortasında patlamış burnundan aşağı kanlar süzülüyordu. Spike burnundan akan kanları temizlemeye gerek duymadan Angel'ın karnına bir tekme atarak onu geri savurdu.

Conner'ın bıraktığı kutunun üzerine düşmüş, kutu açılmıştı. İçinden düşenlere aldırmayan Spike Angel'a doğru yürüdü.

"Bu kez kazanamayacaksın!"

Angel'a doğru eğilmişken Angel aniden düştüğü yerden kuvvet alarak ters takla attı. Ayakları Spike'ın çenesine çarpmıştı. Spike geriye doğru birkaç metre neredeyse uçmuş, üst üste duran masaların üzerine yığılmıştı. Çatırdayarak kırılan masaların arasında yatıyorken Angel devrilen kutunun başına geçmişti.

Spike çarpmanın şiddetiyle birkaç kemiğinin kırıldığını farkındaydı. Acılarını göz ardı ederek yerinden doğrulup Angel'ın üzerine atıldı. İkisi birlikte yuvarlandılar. Spike ayağa kalkarken Angel'ın yakasından kavramıştı. Sol yumruğuyla ardı ardına Angel'a vuruyordu.

Angel kendini toparlayıp bir yumrukla karşılık verdi. İkinci yumruğu da attığında Spike onun elini kavrayarak itti. Karnına atığı yumrukla Angel iki büklüm olmuştu. Sırtına dirseğini geçirdi.

Angel dizlerinin üzerine çökmüştü. Spike ceketinin yakasını kavramış yeniden suratına ardı arkası kesilmeyen yumruklar atıyordu. Angel'ın ağzından, burnundan kanlar akıyordu.

Buffy, bir vampir kadar güçlü rakibi ile adeta bir dans içine girmişti. Karşısındaki bir insandı. Onu yaralamaktan, hatta öldürmekten korkuyordu. Ama Conner'ın bunu pek önemsediği yok gibiydi.

Buffy artık tükenmeye başladığını düşünüyorken Conner kılıcını bir kez daha savurdu. Buffy onu istaka ile engellemeye çalışmış, fakat sonunda tam ortasından kırılmıştı. Genç kız iki elinde kalan tahta parçalarına sırayla baktı. Başını kaldırdığında zevkle sırıtan Conner'ı gördü. Genç adam son darbeyi vurmaya hazırlanırken Buffy sadece gülümsedi.

"Yakala beni."

Genç kız neredeyse kayar gibi eğilmiş ve yanından geçmişken Conner kılıcı boşa savurmuştu. Kılıcın ağırlığıyla olduğu yerde dönerken öfkeyle Buffy'nin peşine takıldı.

Spike, Angel'ın yakasını bırakmıştı. Birkaç adımda ondan uzaklaşırken Angel kendini toparlayıp doğruldu. Tam Spike'a atılacakken, yüzüne yediği sert darbeyle metrelerce uçup duvara çarptı. Spike tam karşısında durmuş, elinde az önce kırdığı masanın kalın ayağı ile ona bakıyordu.

"Sana bu kez olmaz dedim. Büyükbaba!"

Angel hırsla ayağa fırladı. Her yerinden kanlar akan iki vampir acılarını umursamadan yılların nefretini kusuyordu birbirlerine. İkili karşı karşıya gelip birbirlerinin yakasına yapışmıştı. Angel Spike'ın kollarının direncini kırıp onu tuttuğu gibi metrelerce öteye fırlattı. Spike karnının üzerine düşerken yerden kalkan toz yığını ciğerlerinden içeri dolmuştu. Acıyla ve titreyen kollarıyla doğrulmaya çalıştı.

Angel, yanına gelmiş yakasından tutmuş ve yeniden yumruklamaya başlamıştı. Spike yumruğunu bloke ederken bacaklarının ortasına sert bir tekme yerleştirmeyi ihmal etmedi.

Angel acıyla geri çekilmişti. Yüzü vampir formuna dönüşmeden önce;

"Hadi bitirelim şu işi"

Spike cevap olarak dişlerinin uzamasına alnının kırışmasına izin vermişti. İçindeki iblis adeta sevinç çığlıkları atıyordu. Gülümsedi…

Buffy dikkatli adımlarla arkasından kılıcını savurarak gelen Conner'dan usta hareketlerle kaçıyordu. Her darbeden sadece saniyeler önce kaçabilen Buffy, arkasında duyduğu havayı yaran ıslıkla başını eğdi. Tam başının üzerinden geçen kılıç kirişin üzerinde patlamıştı.

Genç kız kirişin sarsılarak kırıldığını asma katın aşağı çökmek üzere olduğunu fark ettiğinde kendini öne doğru fırlattı. Yıkılan balkon Conner'ın üzerine çökerken yapabileceği hiçbir şey yoktu.

İki vampir birbirlerine ardı arkası kesilmeyen tekmeler yumruklar savuruyordu. Spike tek ayağının üzerinde eğilip Angel'ın ayaklarına çelme takıp düşürürken yerde bulduğu bir tahta parçasını eline almıştı. Angel ise düştüğü yerde Spike'ın düşürdüğü kazığı kavramıştı.

Angel ayağa kalkmış ve kazığı savurmuştu. Kazık Spike'ın karnında yara açarken Angel;

"Hoşuna gitti mi?" dedi şeytani bir sırıtışla.

Spike cevap olarak elinde ki tahtayı savurdu. Tahta parçası Angel'ın karnında tıpkı onun ki gibi bir yara açarken güldü.

"Ya senin?"

Angel, sarışın adamın üzerine atılırken Spike ilk önce onun eline vurup kazığın havaya uçmasını sağladı. Ardından karnına vurduğu tekmeyle onu yere yıkarken kazığı havada yakalamıştı.

Aynı anda duyulan çatırtıyla ikisinin de başları çöken balkona kaymıştı. Angel oğlunun balkonun altında kaldığını görünce, dikkati dağılan Spike'a tekme atarak yerinden fırladı.

Spike birkaç adım geriye doğru sendeledikten sonra Buffy'e doğru atılan Angel'ı fark etti. Kendini toparlayarak arkasından koştu. Buffy'i tutup bir kenara savuran Angel tüm nefretiyle genç kızın üzerine yürümüş, yerde yatan kızın omuzlarından kavramış başını sert zemine vuruyordu.

Spike gördüğü manzara karşısında öfkeden deliye dönmüştü. Angel'ı genç kızın üzerinden adeta çekip fırlattıktan sonra yanına gidip arka arkaya yumruklarını savurdu. Geçmek bilmeyen dakikalar sonunda gücü tükendiğinde ise son bir hamle ile Angel'ın kalbine kazığı sapladı.

Buffy Magic Box'un kapısından içeri girerken, yukarıda ki çan her zaman ki gibi tıngırdamıştı. Giles önünde ki müşteriye gülümseyerek paketini uzattı. Genç kızın arkasından vuran güneş ışığı saçlarının üzerinde ışık oyunları yapıyordu. Yorgun gözleri kararmıştı, eskisi gibi zümrüt ışıklarını saçmıyordu.

Buffy neredeyse ayaklarını sürüyerek masaya geçip oturdu. Giles genç kızın biraz olsun dinlenmesini istiyor fakat kesinlikle ona sözünü geçiremiyordu. Ne zaman geçirebilmiştiki zaten? Yanına gidip oturdu.

Buffy bakışları boş bir noktaya sabitlenmiş şekilde konuştu.

"Haber var mı?"

"Maalesef."

"Anlayamıyorum Giles altı ay geçti. Bir insan bu kadar uzun süre ortalıktan nasıl kaybolabilir?"

"Elimden geleni yapıyorum Buffy. Ama söz konusu olan kişi bir insan değil! Spike! İstediği an yeraltına inebilen biri."

Buffy, Spike'ın adını duyunca gözünden süzülen yaşlara engel olamamıştı. Altı ay önce hayatını kurtarmıştı. Onu eve bırakmıştı. Yanından ayrılırken tek bir şey söylemişti.

"İyi geceler tatlı kız!"

Bu dört kelimeyi söyledikten sonra Buffy'nin içeri girişini izlemiş, odasının ışığı yanana kadar beklemişti. Buffy camdan ona her şeyin yolunda olduğuna dair bir işaret vermişti. İşte bu onu son görüşü olmuştu.

"Buffy onu bulduk!"

Buffy kulaklarına inanamıyordu. Sonunda ona dair bir haber alabilmişti. Çılgınlar gibi kapıdan fırlarken arkasından gelen Giles'ı beklememişti bile.

Saatler süren uçak yolculuğu sonunda Buffy, Afrika topraklarına ayak basmıştı. Sıcak ve boğucu havanın altında yapılan bir araba yolculuğu onu istediği yere, aylardır aradığı adama, sevdiği adama kavuşturacaktı.

Tarif edilen yere geldiğinde çevresinde gördüğü yabancılık onu pes ettirmemişti. Ayakları sanki kanat takmış gibiydi. Kapıyı açıp içeri girerken güneş ışığının içeri süzmemesine dikkat etti. Ona zarar vermeyi istemezdi.

Spike içeri sızan güneş ışığıyla toprak zemine kıvrılırken, çıplak kollarını dizlerine sardı. Işığı engelleyen karartıyı net olarak göremiyor olsa da kokusunu alıyordu. Yine hayal görüyor olmalıydı.

Kendine yaptıklarından beri bu hayalleri çok görmüştü. Şeytanla yaptığı anlaşmadan beri.

Bir kız için bir adamla görüşmeye gitmişti. Onu hak ettiğini kanıtlamak uğruna, ruhu için savaşmıştı. Almıştı da… Peki, artık bir önemi var mıydı? Bilmiyordu.

Karartı önüne çökerken Spike ürkekçe başını kaldırdı. Tam karşısında duruyordu. Tıpkı hatırladığı gibi… Tıpkı sevdiği gibi… Tıpkı gördüğü tüm hayaller gibi...

'Spike' diyordu karşısında ki hayal. 'Sonunda seni buldum Spike! Seni seviyorum… Ne olur beni yine sensiz bırakma.' Spike karşısındaki hayal de olsa ona gülümsedi istemeden. Yıllardır duymak istediği kelimeleri sonunda ona bir hayal söylüyordu. Olsun duymuştu ya.

Hayali ona elini uzatırken Spike onun kaybolacağından korktu. Eğer dokunursa kaybolacaktı. Tenine değen sıcak parmakları hissettiğinde irkildi. Kurumuş dudaklarını zorlukla araladı.

"Buffy?"