"Ayyyy! İnanamıyorum!"

Lily uykusundan sıçrayarak uyandı. Yatakhanede çığlıklar yankılanıyordu. Neler oluyor böyle?! Yatağının perdelerini açtığında karşısında Jane Cubrick'i havalara zıplarken buldu.

"Bugün James'le birinci ayımız! İnanabiliyor musunuz?!" diyordu Cameron ve Tina'ya. Belli ki onlarda Lily gibi Jane'in çığlıklarıyla uyanmış, şaşkın şaşkın bakınıyorlardı.

"Bakııın!" diye çığlıklar atmaya devam etti Jane. Cameron ve Tina'nın gözüne kocaman kahverengi peluş bir tavşan sokuyordu. "Bana aydönümü hediyesi almıış! Ne şirin değil mi?!"

Lily'nin Muggle dünyasında gördüğü peluş hayvanların aksine bu o kadar gerçekçi görünüyordu ki! Sonra Amy'nin odasındaki peluş hayvanları hatırladı. Amy'nin dediğine göre büyücü dünyasındaki peluş hayvanlar aslında gerçekten de gerçekti. Tek farkları acıkmıyor, dışkılamıyor ve kirlenmiyorlardı. İstenmediği sürece ses bile çıkarmıyorlardı. Lily bunun harika olduğunu düşünmüştü ve o günden beri bunlardan bir tane almayı istiyordu... taa ki bir tanesini Jane Cubrick'in elinde görene kadar. Hem de James'in aldığı bir tane...

"Ayy! Boynuna taktığı kurdaleye bakın! Üstüne 'Jamie' yazmıış! Ona hep Minik Tavşanım Jamie diyorum da!" diye açıklama yaptı Jane kikirdeyerek.

Lily gözlerini devirip kendini tekrar yatağa attı. Jane işte böyle bir insandı; herkese şirin olduğunu düşündüğü lakaplar takarak konuşan, her cümlesi ünlemle biten, her kelimeyi uzatarak söyleyen... ve bir aydır James Potter'la ciddi gibi görünen bir ilişki yaşayan... Lily ise daha çok şöyle bir kızdı; yakın olduğu insanlar hariç herkese soyadıyla hitap eden, tamamen noktaların insanı olan, sadece beyninde uzun cümleler kuran, gerçekte gerekmedikçe cümleyi bile fazla uzatmayan... ve bir aydır her gün kalkarken o günün James'le Jane'in ayrılacağı gün olduğunu düşünen... ve hep yanılmış olan...

"Ne halt oluyor?" diye kalktı Amy, perdesinden darmadağın saçlarıyla örtülü kafasını uzatıp küfrederek. Jane'in sevinç seremonisi hala sürüyordu. Amy'i de uyandırdığını görünce "Ayy, kusura bakmayın kızlar. Sevinçten yerimde duramıyorum da!" diye kikirdedi. Amy kaşlarını çatarak Jane'e bakıyordu. Jane "Bugün James'le birinci ayımız ve bana bu şirin şipşirin tavşanı almııış!" diye kucağındaki oyuncağı gösterdi Amy'e, sanki kimsenin o tavşanın şirinliği karşısında kızgın kalamayacağını düşünüyordu. Amy hala çatık kaşlarla Jane'e bakıyordu. Jane sonunda mesajı alıp Amy tarafından James'le birinci aydönümlerinde lanetlenmek istemediğini farketmiş olmalı ki "Neyse en iyisi ben hemen aşağı, minik tavşanıma koşayım!" dedi üstüne bir şeyler geçirirken, Amy'nin öldürücü bakışları karşısında gülümsemeye çalışarak. Jane apar topar yatakhaneden ayrılana kadar Amy onu bakışlarıyla korkuttuktan sonra Lily'e dönüp gözlerini devirdi. "Bir ay olmuş ha?" dedi, "James'in sinirleri çelikten olmalı."

"Kendisi de aynı derecede sinir bozucu olduğu için hiç sorun çekmiyordur," diye omuz silkti Lily. Artık James ve Jane'in kolay kolay ayrılmayacaklarını kabul etmeye başlıyordu.

"Sizinde Chad'le bir ay olacak o zaman, değil mi?" dedi Amy kaşlarını kaldırarak.

"Pöff!" dedi Lily sadece tekrar yatağına yığılarak.

"Jane kadar heyecanlı görünmüyorsun, dostum," dedi Amy dalga geçerek.

Lily güldü. "Bizden geçti o heyecanlar, dostum," diye karşılık verdi.

--

"Bebişiiim!"

James, Sirius, Remus ve Peter'la kahvaltı ederken Jane arkadan koşup James'e sarıldı. James Jane'in bu coşkulu davranışına gülerken Jane bir anda James'in dudaklarına yapıştı. Sirius, Remus ve Peter ne yapacaklarını bilemez bir halde birbirlerine bakmışlardı. Sirius gözlerini kocaman açarak yüzünü buruşturarak kusar gibi bir ifade yapmıştı. Remus'da dudaklarını büzüp yemek masasının ortasında çılgınca öpüşen James ve Jane'e bakmamaya çalışıyordu. Peter pek rahatsız olmamış, hayran hayran onlara bakıyordu. Sirius Peter'ın koluna vurup bakışlarını çevirmesini işaret etti.

Sirius ve Remus James'in Lily'den başka bir kıza ilgi göstermesini başlarda harika bulsa da, zamanla bu kızın Jane Cubrick olmasından pek hoşlanmadıklarını farketmişlerdi. Jane James'i hep yanlarından çalıyor, birlikte oturdukları zamanda sadece kendisi konuşuyordu. Sürekli anlatacağı bir şeyler oluyordu ve bu şeyler hiçbir zaman Sirius ve Remus'un ilgisini çekmiyordu. Zaten çoğu zamanda Jane'in peşinden ayrılmayan Cameron ve Tina da yanlarında oluyor ve üçü bitmek bilmeyen bir kız muhabbetiyle Sirius ve Remus'un tam anlamıyla başlarının etini yiyorlardı. Peter ise grup içinde her zaman en çok James'e taptığı için hiçbir şeyden şikayetçi gibi gözükmüyordu. Bir de Sirius'un iddiasına göre Peter, Tina Pikoul'a karşı gizli bir aşk beslediği için onun etrafında olmaktan bile hep mutlu oluyordu. Peter ise bu konu ne zaman açılsa kızarıp yerin dibine giriyor, hiçbir şey söyleyemiyordu.

Sirius ve Remus arkadaşlarının Jane'e ve arkadaşlarına nasıl katladığını bir türlü anlayamasalarda James mutlu göründüğü sürece bir şey demiyorlardı. James'e karşı da Jane'i seviyor gibi davranıyorlardı. "Sirius! Remus!" diye şakıdı Jane, sonunda James'in dudaklarından ayrılarak. "Bugün James'le birinci aydönümümüz! İnanabiliyor musunuz?!"

Sirius ve Remus sahte birer gülümsemeyle Jane'e baktılar. "Oh, emin ol inanamıyoruz Jane," dedi Sirius bakışlarını çevirirken. Remus saklamaya çalışarak hafiften sırıttı. Ama zaten Jane, Sirius ve Remus'un dalga geçtiğini farkedemeyecek kadar mutluydu. "Jamiee, bugün ne yapacağız?" dedi cıvıl cıvıl bir sesle. "Ne yapalım aşkım?" dedi James Jane'in sevinçli haline gülümseyerek. "Bilmeem, akşama ortak salonda parti yapmaya ne dersin aşkııım?"

James düşünceli düşünceli başını salladı. "Hımm, olabilir; ama bir Öğrenci Başkanı olarak aslında böyle şeyler yapmamam gerekiyor-"

"Aa, beni kıracak mısın?" diye dudağını sarkıttı Jane.

James Jane'in sarkıttığı dudağını uzanıp öperek "Ben seni asla kırmam; ama Evans'ın sorun çıkaracağına eminim."

--

"Lilyy!"

Chad kendisini Biçim Değiştirme dersinden almış koridorda kol kola yürüyorlardı. Lily'nin arkasında duyduğu bu incecik ses tanıdığı tek bir kişiye ait olabilirdi. Nereden çıktı şimdi bu?!

Dönüp baktığında tahmininin doğru olduğunu görüp siniri bozuldu. Jane Cubrick arkalarından koşa koşa geliyordu. O ayakkabılarla böyle koşmak zor olmalı, diye düşündü Lily.

"Ah, Lily, Chad, sizi yakaladığıma sevindim," dedi gelip Lily'nin yapmacık olduğunu düşündüğü bir gülümsemeyle onlara bakarak. "Şey, iki dakika vaktiniz varsa sana bir şey soracaktım, tatlım," diye ekledi Lily'e ışıl ışıl bir gülümsemeyle bakarak. Tabii bu ışıl ışıl gülümsemenin yüzde doksanı makyajla sağlanmıştı. Her neyse, diye düşündü Lily. Jane ondan ne isteyebilirdi ki? Ve ona ne hakla 'tatlım' diyebiliyordu? Tekrar her neyse diye düşündü.

"Imm, akşam ortak salonda bir parti düzenlemek istiyoruz da... Sorun olmaz değil mi tatlım?"

Lily kaşlarını çatarak Jane'e baktı. "İstiyoruz derken? Siz kimsiniz? Cam ve Tina'yla mı?"

"Ah, hayır. Jamie ve ben," dedi Jane kocaman sırıtarak.

"Oov, doğru ya. Artık yeni bir 'siz' var," dedi Lily başını sallayarak.

"İhihi," diye kikirdedi Jane. "Hem biliyorsun bugün bizim birinci-"

"Biliyorum biliyorum," diye araya girdi Lily. Tekrar o bugün-bizim-birinci-ayımız hikayesini dinleyemeyecekti doğrusu.

Jane aklına yeni bir şey gelmiş gibi birden atıldı. "Siz de neredeyse bir aydır çıkıyorsunuz, değil mi?" dedi sevinçle bir Chad'e bir Lily'e bakarak.

"Yarın tam bir ay olacak," dedi Chad gülümseyerek. Sonra Lily'e baktı, ondan da bir tepki beklercesine. "Ah, evet, tabii," dedi Lily, gülümsemeye çalışıp Chad'e baktı. Bir ay olmuşsa olmuş, bu kadar abartacak ne var anlamıyorum, diye düşünüyordu içinden de.

Jane hoplayarak ellerini çırptı. "O zaman akşamki parti sizin içinde olmuş olur. Birlikte kutlarız!"

"Sanmıyorum," dedi Lily hemen. Jane birden elinden oyuncağı alınmış bir köpek yavrusu suratına bürünerek baktı Lily'e.

Chad'de dönüp "Neden olmasın ki?" dedi merakla.

Çünkü kutlayacak bir şey yok! Tanrı aşkına, sanki evlilik yıldönümü! Bu düşüncelerini gene de kendisine saklayıp aklına gelen ilk bahaneyi söyledi. "Yani bir kere Chad bizim ortak salona nasıl girecek?"

"Ah, tatlım, şifreyi bir günlüğüne sevgiline söyleyebilirsin, değil mi?" dedi Jane, adeta Lily'i böyle bir şey söylediği için ayıplar bir bakışla.

"Imm, sanmıyorum," dedi Lily gene başını sallayarak.

Chad şaşırarak Lily'e baktı. "Hadi ama Lils!"

"Ben Öğrenci Başkanıyım Chad, insanlara örnek olmam gerekiyor."

"Bende Öğrenci Başkanıyım ve ne olacak bir gece rahatına baksan, diyorum." dedi Chad gücenmiş bir ifadeyle.

"Jamie'de Öğrenci Başkanı!" diye atıldı Jane.

Lily gözlerini devirdi. "Evet, zaten tüm sorunda buradan çıkıyor," dedi sabırla. "Madem sen bir Öğrenci Başkanısın benden böyle bir şey istememen gerektiğini bilmelisin," dedi Lily önce Chad'e dönerek. Sonra da Jane'e dönerek. "Potter da bir Öğrenci Başkanı olduğuna göre o da böyle bir partinin uygun olmadığını bilmeliydi."

Lily onları azarlarken Chad ve Jane birbirlerine bakıp gizli bir ittifak kurdular bir kaç saniye içinde. "Tam bir mızıkçısın, Lily," dedi Jane dudağını sarkıtarak.

Lily şaşkınlıkla Jane'e baktı. "Hiçte değilim-"

"Jane haklı. Oyunbozansın Lily," dedi Chad de.

"Ne demek- Ben-"

"Bir gece bile rahatlayıp eğlenmeyi kabul edemiyorsun. Ama kendine bu kadar yüklenme, tatlım. Sonra bir gün patlayıverirsin!" dedi Jane başını bilmiş bilmiş sallayarak.

"Beni çok üzdün, hem de birinci ayımızda..." dedi Chad de, başını hayal kırıklığıyla sallayarak.

Lily şaşkınlıkla bir Jane'e bir Chad'e bakıyordu.

"Mızıkçı da değilim oyunbozan da!" diye feryat etti Lily. "Görürsünüz, okulun en güzel partisi olacak! Her şeyi istediğiniz gibi ayarlayın Jane. Chad, sende sizin binadan istediğin herkesi çağırabilirsin!"

Jane tekrar ellerini çırparak hoplayıp zıplamaya başlamıştı. Chad de Lily'e sarılıp "Benim bir tanem, beni hiç kırmaz," dedi. Lily de sarılıp gülümsedi. Ama maalesef Chad çok yakında 'bir tanesinin' onu nasıl kırdığını çok iyi görecekti.