"Aman Tanrım," dedi Amy ortak salona girip etrafa bakarken. "Biraz abartı olmuş sanki...?" diye ekledi gülmesini engelleyemeyerek.
Lily iğrenmeyle her tarafı sarmış olan rengarenk fiyonklara baktı. "Böyle bir şeye asla izin vermemeliydim," diye homurdandı.
"Aa, Lily. Niye öyle diyorsun? Bu sizin de birinci ayınızın kutlaması!" dedi Amy şakacı bir ifadeyle.
"Hah, tabii. Birinci ay dünyadaki en önemli şey olduğu için yılbaşı falan gibi kocaman kutlamalar hak ediyor. Hatta havaifişekler nerede?!"
Lily sinirli sinirli bunları söylerken Amy gülüyordu. "Çok komik bir gece olacak," dedi kaşlarını kaldırıp başını sallayarak.
"Yaa, sorma."
---
Saat oldukça geç olmaya başlarken Lily, Chad'i ve Hufflepuff'tan arkadaşlarını artık binalarına dönmeleri için zorlamıştı. Ama Chad onu yalnız bırakıp gitmemekte ısrarlıydı. Lily'nin ise tek isteği biraz yalnız kalmak hatta bulduğu ilk fırsatta yatakhaneye kaçıp bu şamatadan kurtulmaktı.
"Tamam Lily," dedi Chad sonunda. "Ben bizimkileri binalarına götürüp geri geleceğim. Ben Öğrenci Başkanı olduğum için başıma bela açılmaz, merak etme bir tanem."
Lily gözlerini devirdi. Ama Chad gene her zamanki 'lütfeeen!' ifadesini takındığı için ona hayır diyemedi. Chad hemen döneceğini on kez tekrarlayarak portre deliğinden geçtikten sonra Lily de dönüp ortak salona baktı. Jane'in özenle hazırladığı süsler darmadağan olmuştu. Herkes ortak salonda ellerinde kaymakbiraları, punchlar ve Lily'nin kimin getirdiğini bilmediği ateşviskisiyle dolu bardaklarla sohbet ediyor, eğleniyor, müziğe çok kaptıranlar bir yerde toplanmış dans bile ediyordu. Hafif sarhoş olmuş bir kaç kişi var gibiydi; ama olay çıkarmadıkları sürece sorun yoktu. Lily zaten çoğu insanın karşı cinsiyle irtibat halinde olduğunu farketti. Yalnızlar birilerine kur yapıyor, sevgililerse buldukları her koltukta kucak kucağa öpüşüyorlardı. Evet, işte bu harika, diye düşündü Lily, Jane ve James'i de tek kişilik bir koltukta tek kişi olmuş halde gördüğünde. Daha çok gördüğü kişi James'in kucağında oturan ve tamamen onun üstüne abanmış olan Jane'di, Ama Lily James'in dağınık saçlarını seçebiliyordu. O anda istemsizce James'le öpüşmeleri çaktı gözünün önünde -James'in onu sarışı, tutuşu, dudaklarının dudaklarına değişi... Lily ürperdiğini hissetti. Şimdi de aynı şekilde bu kızı öpüyor işte... James'in Jane'in sırtında dolaşan ellerine gözlerini dikerek. Sonra birkaç dakikadır orada öylece durmuş James ve Jane'in öpüşmelerini izlediğini farkettiği anda başını başka tarafa çevirdi hızla.
Amy'i gördü o sırada. Tam onun yanına seyirttiğinde kimlerle oturduğunu görünce oldukça şaşırdı. "Amylin," dedi yanına gidip, oradaki garip grubu görmezlikten gelerek.
"Ah, Lily," dedi Amy başını kaldırıp.
"Niye bunlarla oturuyorsun?" diye fısıldadı Lily Amy'nin kulağına. Sirius, Remus, Peter, Cameron ve Tina 'yı kasdediyordu.
"Çünkü onlarla dalga geçiyoruz, o kadar salaklar ki," dedi Amy gülerek.
"'Biz' derken?" dedi Lily kaşlarını kaldırarak.
"Sirius ve ben," diye güldü Amy. Tam çok komik olduğunu düşündüğü bir şeyi anlatmak için ağzını açmışken Lily araya girdi.
"Ha, Black hiç salak değil ya zaten," diye alay etti Lily.
"Lily, ben Sirius'u severim. Ayrıca, evet, hiçte salak değil," diye Sirius'u savundu Amy hemen. Lily gözlerini devirdi. Amy bunu görmemiş gibi davranarak devam etti. "Şimdi Cameron Sirius'a yazıyor. Biz de onunla dalga geçiyoruz. Kendini ne hallere düşürdüğünü görmelisin, Lil," Amy gülmek için biraz duraksayıp devam etti. "Sonra bir de Peter Tina'ya aşık olmuş. Tina her konuştuğunda Peter kendi kendine kızarıyor!" Amy kahkahalara boğuldu bir süre. Lily kaşlarını çatarak Amy'e bakıyor ve bu kadar komik olan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Sonra Amy gülmekten iki büklüm olmuşken elindeki bardağı alıp kokladığında bu kadar komik olan şeyin Ateşviskisi olduğunu farketti. Sirius ve Remus'un ellerinde de aynı bardaktan vardı.
"Amy!" diye çıkıştı Lily. "Ateşviskisini nereden buldun? Yasak olduğunu bilmiyor musun?!" Amy gülmekten gözlerinde biriken yaşlarını silerken "Amaan Lillie!" dedi. "Bence sanada bir bardak lazım. Biraz rahatlaman açısından..." Lily tam karşı çıkacaktı ki Amy dönüp "Siriuuus!" diye bağırdı. Halbuki Sirius bir adım gerisindeydi sadece. Sirius'ta gülerek "Amyyy!" diye bağırdı karşılığında. Amy de tekrar gülmeye başladı. Cameron Dizzley ise kaşlarını çatmış bir Sirius'a bir Amy'e bakıyordu kıskançlık dolu bakışlarla. Lily Amy'nin Ateşviskisi içmesine zaten sinirliydi, bir de Sirius Black'le böyle eğlenip güldükçe daha da sinirleniyordu. Ama Amy Sirius'a "Lily'e de bir duble!" diyip göz kırptığında siniri iyiden iyiye attı.
"Demek Ateşviskisini sen getirdin Black!" diye gidip Sirius'un başına dikildi. Sirius kafasını kaldırmış gözlerini kırpıştırarak Lily'e bakıyordu. "Okulda yasak olduğunu bilmiyor muydun?" dedi Lily sinirle. Sonra da kendi kendine konuşur gibi devam etti. "Ah, ama tabi ben kimle konuşuyorum ki! Sirius Black yasaklardan ne anlar?"Sirius Lily'e katıldığını belirtir bir şekilde başını salladı. Lily iç çekip Remus'a döndü. "Sana da çok ayıp Lupin! Bununla ortaklık mı yapıyorsun?" diye Remus'un elindeki bardağı gösterdi.
"Sana da bir bardak verelim Evans?" diye önerdi Sirius anlaşma sağlamaya çalışırcasına. Lily ise sadece burnundan sinirli bir ses çıkararak dönüp uzaklaştı. Ama giderken "Seninle de sonra görüşeceğiz Amy!" diye Amy'e parmak sallamayı da unutmadı. Ve sonunda müzikten ve uğultudan kurtulup kendini bomboş yatakhaneye attığında çok rahatlamıştı. Chad geri döneceği için birkaç dakika sonra tekrar aşağı inmek zorunda olmasına lanet okudu. Neyse, en azından birkaç dakika kafamı dinleyebilirim
Maalesef bu mümkün olmayacaktı.
"Ah Lilyciğim bende seninle bir şey konuşmak istiyordum!" diye Jane'in yatakhanede bitivermesiyle Lily'nin tüm rahatlama hissi anında yokoluvermişti. Biraz önce James'in suratını yerken şu anda burada Lily'le ne gibi bir şey konuşmak isteyebilirdi acaba?
"James'le ilgili," diye ekledi Jane, utangaç bir tavırla. Lily şaşkınlıkla Jane'e baktı. "Potter'la ilgili konuşabileceğim bir konu olduğunu sanmıyorum Jane," dedi 'beni-biriyle-karıştırdın-herhalde' ifadesiyle.
"Ya aslında benim içinde söylemek zor," dedi Jane Lily'nin karşısındaki yatağa otururken. Lily bayağı merak etmişti doğrusu, bu hiçbir şeyden yüzü bile kızarmayan kızı bu kadar utandıran şeyin ne olduğunu.
"Yani James'in önceki yıllarda sana çıkma teklif edip durduğunu bilmeyen yok. Kabul etmen için yapmadığını bırakmıyordu," Jane durakladı. Bunları söylemek onun için çok zormuş gibi derin bir nefes aldı. Galiba Jane James'e aşık filan olmuştu cidden de. Öte yandan, Lily James'in kendisine çıkma teklif ettiği günleri hatrladığında sanki daha geçen yıl değil de asırlar önceymiş gibi gelmişti. Ama sonuç olarak bu konuşmanın nereye gideceğini merak ederek Jane'e bakıyordu devam etmesi için.
"Yani James'le aranızda neler oldu o zamanlarda?" diye sordu sonunda Jane.
"Nasıl yani?" dedi Lily.
"Yani belki biraz özel bir soru oldu," diyerek gözlerini yere çevirdi Jane. "Ama James'in eskiden sana bu kadar takmış olup sonra bir anda bunu bitirmesini aklım almıyor." Emin ol benim de aklım almıyor, diye düşündü Lily. "Bunu James'e sormayı da düşündüm; ama erkekleri bilirsin," dedi Jane ellerini açarak "yalan söylerler."
Lily Jane'in kendisinden ne istediğini hala anlayamayarak ona bakıyordu şaşkın bir ifadeyle. "Pardon Lilyciğim, daha açık konuşamadığım için," dedi Jane utangaç bir gülümsemeyle. "Ama senle çok fazla yakın olmadığımız için," Tanrıya şükür, diye düşündü Lily, "ters tepki verirsin diye açık konuşamıyorum."
"Kapalı konuşmanında pek faydası olduğunu söyleyemem," diye cevabı yapıştırdı Lily.
Jane sonunda derin bir nefes alıp "Yani James'le aranızda hiçbir şey geçti mi diye sormak istiyorum," dedi sonunda. "Seninle çıkmak için neden o kadar ölüyordu, ya da neden bir anda bitmiş gibi davranıyor? Ve neden-"
"Bir dakika," diyerek Jane'in daha fazla devam etmesini engelledi Lily. "Öncelikle sanırım gerçekten Potter'dan bayağı hoşlanıyorsun bunları sorguladığını göre," dedi Lily. Jane hızla başını salladı. "Evet, hem de çok çok hoşlanıyorum Lily! O yüzden sürekli bunları düşünüyorum, ya o bana karşı böyle hissetmiyorsa, ya-"
"Tamam tamam," diye onu susturdu Lily bir kez daha. "Anladım Jane. Ama bunlar onunla senin arandaki şeyler ve benimle gerçekten hiçbir ilgisi yok."
"Ama neden sana sürekli-"
"Bak Jane, Potter'dan hiçbir zaman insan olarak bile hoşlanmadım ve tam beni rahat bırakmışken onunla ilgili binlerce soruya cevap vermem gerektiğini sanmıyorum," dedi Lily. "Onunla ilgili sorunların varsa gidip onla konuşmanı öneririm," diye ekledi.
Jane zaten Lily'nin böyle bir cevap vermesini bekliyormuş gibi görünüyordu. "Peki, genede sağol Lilyciğim," diyerek ayağa kalktı. Sonra tam kapıdan çıkarken dönüp "Aranızda fiziksel bir şey olmadı yani?" diye sordu birden Lily'i hazırlıksız yakalamak istercesine. Lily şaşırarak Jane'e baktı. "Saçmalama!" dedi yüzünü buruşturarak. "Tamam," diye cıvıldadı Jane kapıdan uçarcasına çıkarken.
Ama sonra Lily birden Jane'e yalan söylediğini fark etti dehşet içinde. James'in ona çıkma teklif ettiği zamanlardan bahsettikleri için önceki altı yılı düşünerek cevap vermişti. Ama bu yıl James onu öpmüştü! Al sana fiziksel bir şey! Şimdi Jane'e yalan söylemiş oldum, ya Potter'a sorarsa da o söylerse ve sanki ben bunu gizliyormuşum gibi olursa. Lily bu olasılıklar karşısında yüzünü buruşturdu. Ama zaten nasıl söyleyebilirdim ki suratına baka baka -şimdi de Jane Cubrick'i mi düşünmeye başladın -ama Potter'a bayağı aşık görünüyor, böyle bir şey bilse çok üzülür heralde -üzülsün işte, şu an Potter'la öpüşen kim -banane Potter'la öpüşüyorsa -bazen onun yerinde olmak istediğini bilmiyorum sanki! Lily içindeki sesleri susturmaya çalışıp olabilecek en kötü ihtimali düşündü tekrar; James'in Jane'e öpüştüklerini söylemesi ve kendisinin yalancı durumuna düşmesi... Unuttuğumu söylerim, 'o kadar umurumda değil ki unutmuşum'... Ama bu yalan kendine bile inandırıcı gelmemişti. O sırada yatakhanenin kapısı sonuna kadar çarpılıp açılmasa daha güzel bir yalan düşünebilirdi belki; ama karşısında Amy'nin "Ne işin var burada? Chad seni arıyor her yerde!" diye bağırmasıyla dakikalar önce aşağı da olması gerektiğini hatırladığı için 'Janes' meselesini şimdilik rafa kaldırmak zorunda kaldı.
---
İki gün sonra Aritmansi dersinden sonra James, Sirius ve Remus boş koridorda bağırıp çağırıp şaklaşarak yürüyorlardı.
"Kılkuyruk'un bu dersi aldığını düşünemiyorum," diye güldü Sirius. "Kehanette bir küreye bakıp bir şeyler uydururken bile zorlanıyor!" Güldüler.
Ne kadarda sesliler! Lily arkalarından yürüyordu; ama görünmemeye çalışıyordu. James bir dakika Sirius ve Remus'tan ayrılsa yapmaya karar verdiği konuşmayı yapacaktı; ama James onlardan ayrı olduğu her dakikayı da Jane'le geçirdiği için bu imkansız bir hal almıştı. Lily sonunda en eski numaralardan birini denemeye karar verdi. Asasını yavaşça James'in çantasına doğrulttu. Çanta yırtılıp mürekkep şişeleri her yana dağılarak patladı, kitaplar boyandı. James ne olduğunu anlamayarak döndü, küfrederek toplamaya girişmişti ki Sirius bir asa hareketiyle her şeyi eski haline getirdi. "Bazen büyücü olduğunu unutuyorsun, dostum," dedi göz kırparak.
Sen de bir an için unutsan ölürsün, değil mi Black? diye düşündü Lily sinirle. Hala bu boş koridordayken James'le konuşmalıydı, sonra her an karşılarına Jane çıkabilirdi. Lily James'i kenara çekip konuşurken bir anda Jane'in çıkagelme ihtimalini düşününce telaşa kapıldı. Öyle bir durum tam olarak kaş yaparken göz çıkarmak olur Lily, o yüzden acele et! Sonuçta Jane yerine Sirius ve Remus'un bilmesinin daha az garip olacağını düşünerek arkalarından yaklaşıp James'e seslendi.
"Potter!"
James ona seslenen sesi duyduğu anda gerçek olmadığını düşündü.
"Potter!!" diye ikinci kez duyduğunda ise hayali-Lily-sesini kafasından atmak için başını sallamaya başladı. Ama Sirius ve Remus onu durdurup arkayı işaret ediyorlardı. Döndüğünde karşısında Lily Evans kaşlarını çatmış ona bakıyordu.
"Sağır mı oldun Potter?" dedi tek kaşını kaldırarak.
"Evans.." diyebildi James. Bunları atlattığını sanıyordu; ama Lily güzel bir filmin en önemli sahnesi gibiydi; her karşına çıktığında heyecanlandırıyor... ve izlenmeden de durulamıyordu.
"Potter... seninle bir şey konuşmam gerek," dedi Lily ıkına sıkına.
James merakla Lily'e baktı. Sirius ve Remus bile şaşkın gözlerini Lily'e dikmişlerdi.
"Immm, özel..." dedi Lily Sirius ve Remus'a bakarak. Yandaki boş bir sınıfa açılan kapıyı gösterdi. "Black ve Lupin'e nasılsa anlatırsın, sadece üç çift şaşırmış göz yerine bir çifti tercih ederim," diye espri yapmaya çalıştı yarım bir gülümsemeyle. James, Sirius ve Remus da bir süre duraksadıktan sonra 'ehe' diye güler gidi yaptılar.
James boş sınıfın kapısından geçerken içinde bir karmaşa girdabı hüküm sürüyordu. Yoksa, yoksa bu an o an mı? Sonunda Lily Evans bana aşık olduğunu keşfetti ve ne olursa olsun bunu bana itiraf etmeye mi geldi? Benim de kendisinin de sevgilisinin olması umurunda bile değil, çünkü bana o kadar o kadar aşık ki... mi? Öyleyse ne yaparım?- ne demek 'ne yaparım', saçmalama James, onu kollarına alırsın ve bir daha bırakmazsın! -asıl sen saçmalama! Jane ne olacak? Onunla geçirdiğim koskoca bir ay ne olacak? Lily'i atlatmadım mı artık? Jane'den çok hoşlanmıyor muyum? -çok hoşlanmakta neymiş? Lily'e aşıktın unuttun mu? -aşıktım... artık değilim! -aaah, kimi kandırıyorsun!
"Potter, saçma bir şey; ama sana söylemem gerektiğini hissettim."
İşte geliyor, diye düşündü James, 'Sana aşığım' diyecek! Ha ha! O gerizekalı Chad Murray bir hiçmiş aslında!
"Jane bir kaç gün önce benimle konuştu," dedi Lily. James bir an Lily'nin neyden bahsettiğini anlayamazken Lily devam etti. "İşte senin eskiden bana çıkma teklif etmeni filan kafasına mı takmış, öyle bir şeyler. Bunlar beni ilgilendirmiyor; ama aramızda fiziksel bir şey olup olmadığını sordu, bende saçmalama dedim," Lily duraksayıp derin bir nefes aldı. "Aslına bakarsan şu anda bunu sana anlatmanın ne kadar gereksiz olduğunu farkettim," dedi acı bir gülüşle. James'ten bir tepki bekliyor gibiydi. Ama James sadece şaşkın şaşkın Lily'e bakıyordu. Sanki dediklerinin tek kelimesini anlamamış gibiydi. "Yani sonra hatırladım ki," diye devam etti Lily rahatsız rahatsız. "Yani anladın işte..." dedi gözlerini James'ten kaçırıp yere bakarak.
James sonunda konuşmak için ağzını açtı. İlk kez Lily Evans'ı karşısında utanıp sıkılırken görüyordu, artık bir tepki vermesi gerektiğini anlamıştı. "Evet öpüşmüştük, eee?" dedi sabırsız bir tavırla. Lily nasıl kendisine aşık olduğunu söylemezdi?! Ona aşık olduğunu söyleyeceğini nasıl düşünebilmişti ki?! Hem Lily'e hem kendisine sinirliydi.
"Öpüşmedik Potter, sen beni öptün," diye düzeltti Lily işaret parmağını sallayarak.
"Hım, karşılık verdiğine çok eminim," diye mırıldandı James kendi kendine konuşur gibi. "Ama dediğin gibi olsun Evans," diye ekledi normal ses tonuyla.
Ama Lily'den kaçmamıştı James'in mırıltısı. "Ne dedin, ne dedin?" dedi Lily bir eli kulağında James'e doğru eğilerek. "Karşılık verdim öyle mi?" dedi yüksek sesle.
James elini silkerek "Tamam, unut gitsin Evans," dedi umursamaz bir tavır takınıp. "Gerçi zaten unutmuşsun Jane'e söylemediğine göre," diye ekledi.
Aralarındaki tansiyon giderek yükseliyordu. "Evet Potter," dedi Lily başını çılgınca sallayarak. "O berbat dakikaları unutmak için çok uğraşmam gerekti; ama unutabilmiştim sonunda. Taa ki, meraklı sevgilin gelip beni hayatta en nefret ettiğim insanla ilgili sorguya çekene kadar! Bilmem sana bir yerden tanıdık geldi mi bu insan?" dedi Lily sinirli sinirli.
James burnundan alaycı bir ses çıkardı. "Nefretle aşk arasında çok ince bir çizgi vardır Evans," dedi James bilmiş bilmiş başını sallayarak. "Dikkat ette kendini çizginin öbür tarafında buluverme."
Lily'nin gözlerini kocaman açılmıştı. "Sen- ne cüretle?!" diye atıldı. "Buraya gelip seninle iki medeni insanmışız gibi konuşmaya çalışmak ne büyük bir hataymış!"
"Konuşmaya çalıştığın şey ne, hala anlamadım zaten," dedi James daha da umursamaz bir havayla Lily'i çıldırtarak. Sonra ekledi. "Jane gelip benimle de konuştu bu konuyu. Ben de öpüştüğümüzü söylemedim; çünkü..." dedi devam etmeden önce derin bir nefes alıp "bir anlamı yoktu ve anlamsız bir şey yüzünden sevgilimin kafasının karışmasını istemedim." James bunu söyledikten sonra kendini Lily'den yirmi metre yukarıda duruyormuş gibi hissetti. Son darbeyi de vurmuştu; artık kesinlikle bir ay önceki James değildi, iki ay önce Lily'i öperken kendinden geçen James hiç değildi -yani en azından içinde ne fırtınalar kopsa da bunu dışarı kesinlikte vurmamayı öğrenmişti ve bu da bir şeydi. Yoksa tabii ki Lily'le öpüşmelerinin çok büyük bir anlamı vardı ve Jane'le her öpüştüklerinde birkaç saniyesini onun Lily olmadığını düşünerek geçirmesi gerekiyordu ve öpüşme olayını Jane'e söylememesinin nedeni de Lily hakkında pek düşünmek istememesiydi; çünkü düşünmeye başladığında bırakamıyordu bir türlü.
Lily James'ten duyduklarına inanamıyordu. Demek ki gerçekten bu kıza karşı bir şeyler hissediyordu. Demek ki gerçekten kendisine karşı hiçbir şey hissetmiyordu!
"Hımm," diyebildi sonunda ancak. "O zaman... tamam," diye ekledi zayıf bir sesle. James adeta onu nakavt etmişti. Ve Lily bu durumda olmaya hiç ama hiç alışık değildi. "Ben... s-sadece Jane'in ona yalan söylediğimi düşünmesini istemediğim için... Her neyse..." Lily toparlanmaya çalıştı. "Ben gideyim, şey yapmam lazım -bir şey yapmam lazım da..." Lily daha fazla kendini rezil etmemeye çalışarak hızla sınıftan çıkıp uzaklaştı.
James Lily'nin arkasından bakarken kendini dünyanın hakimi gibi hissediyordu. İşte aylardır hayalini kurduğu gibi bir konuşma olmuştu. Sonunda! James umursamazca konuşurken Lily kekeleyip konuşamayan taraf olmuştu. James kendini aşırı rahat ve hafif hissediyordu. Ama bir yandan da sanki yüreğine on ton yük yüklenmişti. Lily Evans'ın tekrar hayatına girdiğini hissediyordu. Bu konuşma tek olmayacaktı, bunu biliyordu. Ve bu sefer her şey tamamen farklıydı.
