"Ne konuştun Potter'la o kadar uzun?" dedi Chad Lily onların yanına gider gitmez. Lily umursamazca "Ceza hakkında," dedi.
"Cezayla ilgili o kadar konuşacak ne var ki?" dedi ısrarla.
"Öyle konuştuk işte Chad, ne var bunda?" dedi Lily kaşlarını çatarak. Amy ikisini heyecanla izliyordu.
"Ne yani?" dedi Chad. "James Potter'la arkadaş filan mı oldun artık?"
Lily gözlerini devirdi. "Yok artık."
"Onunla arkadaş olmanı istemiyorum Lily," dedi Chad parmağını Lily'e doğru sallayarak.
Lily şaşkın şaşkın Chad'e baktı. "Arkadaş olduğum yok zaten Efendi Hazretleri. Başka emriniz?" dedi alaycı bir tavırla.
Chad'se sinirli görünüyordu. "Dalga geçme Lily. Ben çok ciddiyim."
"Farkettim," dedi Lily sıkıntıyla iç çekerek. "Ama nedenini anlayamadım maalesef," diye ekledi.
"Çünkü birlikte geçirebileceğimiz kısacık zamanı da James Potter serserisiyle konuşarak harcadın! Zaten çok az görüşüyoruz. Ya derse giriyor oluyorsun, ya ders çalışıyor oluyorsun-"
"Bunlar senin de yaptığın şeyler," dedi Lily Chad'in bu çıkışmasını anlamsız bularak.
"Evet, ama artık haftasonları da cezalısın ve birlikte geçirdiğimiz tek zamanları da artık o Potter denen çocukla geçireceksin!"
Lily ağzı açık Chad'e baktı. "Sanki benim seçimim! Sizin gibi hastane kanadında iki lazımlık silme cezası almamak benim seçimim sanki! Ayrıca bu cezaya kalmamın asıl nedeni de senin 'aşkııım, parti yapalııım, aşkııım, bende geliyiiim' diye yalvarıp beni ikna etmen. 'kimse anlamaz aşkım, nolcak aşkım' hah gördük!"
Chad sinirden kıpkırmızı olmuştu. "Bütün suç benim yani öyle mi?" diye bağırdı.
"Sen ne hakla bana bağırıyorsun?!" diye Lily bağırdı karşılığında.
"Çünkü beni çileden çıkarıyorsun Lily!" diye feryat etti Chad.
Amy bir tenis maçı izler gibi bir ona bir diğerine bakıyordu.
Chad durup biraz nefes aldı. Sırf Amy'nin değil, etraftaki pek çok kişinin onlara baktığını farketti. Lily'e yaklaştı. Elini Lily'nin yanağına koyup yumuşak bir sesle "Bunları burada tartışmasak tatlım?" dedi. Ama belli ki Lily onun gibi sakinleşememişti. Geriye bir adım çekilerek "Niye?" dedi kollarını açıp. "İnsanların bana nası bağırıp kötü davrandığını görmeleri hoşuna gitmedi mi?" dedi kızgın kızgın.
Chad derin bir nefes alıp sabırlı olmaya çalıştı. "Hayatım, ben sana hiç kötü davranır mıyım? Lütfen yapma böyle."
"Ne yapmayayım, ne?" dedi Lily sinirle. "Hiç suçum olmadığı halde kavga çıkaran birine nasıl davranmamı bekliyorsun?"
Chad tam bir şey söylemek için ağzını açtı; ama Lily konuşmasına izin vermeyerek "Daha fazla konuşmak istemiyorum Chad. Derse gidiyorum, sonra görüşürüz," dedi. Tam dönüyordu ki Chad uzanıp kolundan tuttu. "Aşkım, lütfen."
Lily Chad'e baktı. "En son bu lütfenlere kandığımda başım derde girmişti. Bir daha kanacağımı sanmıyorum," dedi ve kolunu Chad'den kurtarıp hızla zindanlara yürüdü.
Chad iç geçirerek Lily'nin arkasından baktı. Amy Chad'e destek olmak için elini sırtına vurdu hafifçe. "Merak etme, siniri birazdan geçer," dedi. "Ben onunla konuşurum."
Chad Amy'e baktı kırık bir gülümsemeyle. "Sağ ol Amy."
---
Lily İksir dersinde Chad'le olan tartışmalarının kafasını meşgul etmesi yetmezmiş gibi bir de diplerindeki kazanda çalışan 'Janes' ikilisinin sesleriyle uğraşıyordu. Ama İksir kendini en mutlu hissettiği dersti, kafasında ne olursa olsun etkilenmemeliydi. Arkasından gelen Jane Cubrick'in kıkırdamalarını duymamaya çalışarak yaptığı iksire konsantre oldu. Üç diş sarımayan üstüne bir tutam zencefil, diye düşündü. "İhihihi, Jamiee, çok alemsiin!" Lily Jane'in sesini tekrar yok sayarak iksir formülünü çıkarmaya devam etti. Beş sap meyankökü ve... "Jamie, yetiştiremeyeceğiz iksiri, güldürmee!" Lily sinirle Amy'e döndü. "Off, şunlar sesini kesmezse iksire malzeme olarak kullanacağım ikisini de!" diye fısıldadı. "Bir adet nadir bulunur küçüklükte Cubrick beyni, yanına da Potter'ın kafasından kazınmış üç kilo kabarık saç!" dedi burnundan soluyarak. Amy bir kahkaha attı bunun üzerine. Malzemeleri yazdıkları listeye ekledi Lily'nin bu dediklerini. Sonra ciddi bir ifade takınıp listeyi kontrol ediyor gibi yaptı. "Hımm, en azından başka kimsenin yapamayacağı bir iksir yarattık Lil," dedi sırıtarak. Lily de güldü bunun üstüne. "Ve kimsenin içmeyeceği bir iksir!" dedi suratını ekşiterek. Amy de hak verircesine başını salladı. "Evet, nereden başlayalım?" dedi Amy oyununu sürdürerek. "Hımm... Cubrick'in beynini çıkarma şerefini sana veriyorum. Ben sarımayanları doğrarım Lil," Lily güldü. "Tamam, tamam, biri görecek şimdi ver şu listeyi," diye Amy'nin elinden aldı parşömeni.
"Lilyciğiim!" Lily arkasına dönüp Jane Cubrick'le burun buruna geldi. Elindeki parşömeni saklamaya çalışarak Jane'e baktı. "Ya bizim meyanköklerimiz eksikmiiş, sizde fazla var mıı?" diye sordu Jane şirin bir ifade takınma çabasıyla. Lily gülümsemeye çalışarak önündeki meyanköklerini avuçlayıp Jane'in eline tutuşturdu. Jane sevinerek meyanköklerini alıp teşekkür ederek James'in yanına koştu. Lily de hemen Amy'e dönüp "Az daha yakalanıyorduk!" diye fısıldadı kızgın kızgın. Amy ise sadece gülüyordu. Lily elindeki parşömeni parçalayıp tamamen imha ettikten sonra yeni bir liste yapmaya başladı; ama arkalarında Jane'in sesi hala kesilmiyordu. Anlaşılan bundan tek rahatsız olan kendisi değildi.
"Miss Cubrick, Mr. Potter!" diye seslendi Profesör Slughorn masasından kalkarak. "Kafa Karıştıran Öz iksirinin nesini bu kadar eğlenceli bulduğunuz bizimle de paylaşın lütfen," dedi sert sert. Lily içinden kıs kıs güldü. Bu ilk seferleri değildi zaten. İksir'de ne zaman James ve Jane birlikte çalışsa Slughorn'un çıldırmasıyla sonlanıyordu o ders.
Jane ve James sessizce kalmışlardı. Tüm sınıf onlara bakıyordu. Cevap gelmeyince Slughorn kıpkırmızı suratıyla konuşmaya devam etti. "Bir daha dersimde ikinizi birlikte çalışırken görmeyeceğim! Daha fazla sizin yüzünüzden dersimi bölmek istemiyorum. Şimdi de çabuk yer değiştirin. Potter, sen Miss Evans'la çalışacaksın. Belki onun yeteneklerinden birazını kaparsan F.Y.B.S'nde İfrit almaktan kurtulabilirsin." Lily gözlerini devirdi. Altı yıldır Potter'la aynı sınıftaydılar ve hiç bu yılki kadar birarada olmamışlardı. Bu yılın başından beri her şey onları biraraya getirmeye çalışıyor gibiydi sanki! Potter'ın öğrenci başkanı seçilmesi, birlikte iki aylık bir ceza almaları ve şimdi de İksir'de birlikte mi çalışacaklarıdı? Yok artık! diye düşündü Lily. Cidden yok artık! Ama James'in aklından da o sırada tam olarak Lily'nin düşündükleri geçiyordu. Altı yıldır Evans'la birlikte bir şeyler yapmak için kendimi parçaladım ve tam ondan uzak kalmaya çalışırken bu olanlar neyin nesi böyle? "Miss Cubrick, sizde yaptığımız iksirlere Miss Shenady'le çalışırken daha iyi konsantre olabilirsiniz belki! Miss Shenady, lütfen Mr. Potter'la yer değiştirin." Amy iç geçirerek Jane'in yanına geçerken James de kös kös Lily'nin yanına gelmişti. Slughorn'un dikkatleri üzerlerinden çekilene kadar konuşmadan çalıştılar. Slughorn Frank Longbottom'ın kazanının başına dikilip yükselen koyu yeşil dumanı koklamaya başlayınca James kazana malzemeleri dikkatle koyan Lily'e döndü.
"Nedense bu yıl herkes seni örnek almam gerektiğini takmış durumda," dedi alaycı bir şekilde.
Lily tek kaşını kaldırarak James'e bir bakış atıp sanki onu duymamış gibi kazana döndü.
James de iç geçirip konuşmaya devam etti. "Anlaşılan artık zamanımızın çoğunu birlikte geçireceğiz Evans. Yani iksir dersleri ve haftasonları şu ceza filan derken..." dedi ve durakladı Lily'i izleyerek. Lily kazana koyduğu malzemeleri kontrol ediyor gibi yapıyordu; ama James Lily'nin kulağının kendisinde olduğunu biliyordu. Devam etti, "Bu durum zaten yeterince kötü, o yüzden en azından bu süre geçene kadar bir ateşkes imzalasak?" diye sordu James Lily'nin yanına yaklaşarak. Lily yüzünü buruşturarak dönüp James'e baktı. Ama James Lily'nin konuşmasına izin vermeden ekledi. "Hemen karşı çıkmadan bir düşünsen sende mantıklı olduğunu göreceksin Evans. Yarın sabah 6'da kalkacağız ve kimbilir kaça kadar kimbilir nasıl iğrenç bir işle uğraşacağız. Bunun yanında bir de sürekli bana sinir olmak seni daha çok yormayacak mı?" Lily gene konuşmak için ağzını açmıştı ki James gene izin vermedi. "Ayrıca İksir senin favori dersin değil mi? Bu derste de sürekli benle atışmaktan dersin tadını çıkaramayacaksın. Ayrıca yaşlı Slugy'nin dediği gibi benimde İksir'den biraz yardıma ihtiyacım olduğu kesin. Ve senin gibi bir iksir dehasından daha iyi bir öğretmen düşünemiyorum Evans," diye sözlerini bitirdi James yamuk bir gülümsemeyle.
Lily gözlerini kısıp James'e bakarak derin bir nefes aldı konuşmaya başlamadan önce. "Potter," dedi sakin sakin, "birincisi, bana bir daha yağ çekme, ikincisi, sen başlıbaşına sinir bir insan olmasan senle kavga etmeye meraklı değilim zaten, üçüncüsü, zamanımı senle beraber geçirmek ya da sana hayatta yardım etmek gibi bir niyetim yok, sen yokmuşsun gibi davranmayı tercih ederim." James gözlerini devirdi. Tam cevap verecekken bu sefer de Lily onun konuşmasına izin vermedi. "Hayır, söylediklerimden anlamıyorsan kısaca şöyle söyleyeyim; hayır! Senle anlaşmaya çalışmayı reddediyorum." James gülüp başını iki yana salladı. "Hımm, sen istedin. O zaman yarın ormanda yalnızsınız Miss Evans," dedi alaycı bir ifadeyle. Ve önüne İksir kitabını alıp dergi okur gibi sayfalarını çevirmeye başladı. Lily James'in cevabı karşısında dişlerini sıkmıştı. Tereddütlü bir ifadeyle James'e bakıyordu. Sonunda isyankar bir sesle "Potteeer," dedi. "Sen var ya sen, çok çok çok-"
"Ne?" dedi James sinsi bir gülümsemeyle. "Ben çok neymişim Evans? Çok yardımsever mi? Çok iyi kalpli mi? Yoksa seni korkunç yaratıklardan ve gündüz bile zifiri karanlık olan Yasak Orman'ın bilinmezliklerinden koruyabilecek yegane kahraman mı?"
Lily pes etmiş bir ifadeyle içini çekti. "Peki Potter, peki. Sen gerizekalıca tavırlarını takınmadığın sürece sana tahammül edeceğim."
James elini kulağının arkasına koyup Lily'e doğru eğildi. "Efendim? Duyamadım?"
"Şansını zorlama!" dedi Lily James'e doğru parmağını sallayarak. James güldü.
"Son yirmi dakika!" diye bağıran Slughorn'un sesiyle irkilmese Lily James'le atışmama sözüyle ilgili atışmaya başlayacaktı bile. Ama yaptıkları iksirin daha yarısına bile gelmemiş olmaları Lily'i hayata döndürdü. "Eyvah!" dedi kazanın içine bir göz atarak. "Haydi Potter, iş başına. Ben şunları soyarken kazanın altını yakıp karıştırmaya başla!" diyerek James'in eline kepçeyi tutuşturup kendisi de bıçağa uzandı. James bir kaç saniye duraklayıp Lily'nin kızıl saçlarını bir oraya bir buraya savurarak çabalamasını izledi. Nasıl olduğunu anlayamıyordu ama Lily'nin etrafında durdukça çok güçlü bir hortumun daha da yaklaştığını hissediyordu James. Bulduğu her şeyi söküp götürecek kadar güçlü bir hortum...
