A/N: Çoooooooooook uzun bir ara verdiğimin farkındayım=( Şimdiden sonrada son hız yazabileceğimi garantileyemiyorum maalesef, çünkü sınavlarım var. Ama hala okuyan birileri varsa yorumlarınızın benim ilham kaynağım olduğunu bilin lütfen... Umarım beğenirsiniz.
Aralık soğuğu Hogwarts'ı sarıp sarmalamıştı. Kupkuru ve dondurucu esen rüzgar yüzünden kimse sıcacık şatonun dışına adım atmaz olmuştu. Ama o cumartesi sabahı alacakaranlıkta bir siluet koşarak şatodan çıkıyordu. Simsiyah pelerinine sımsıkı sarılmış kıpkızıl saçları rüzgarda uçuşan Lily Evans gözünde iyice büyüttüğü Yasak Orman'a doğru ilerledi. Lily bu havada ve bu saatte burada olmaktan dolayı mutsuz, üşümüş ve uykusuzdu. Ormanın önündeki Hagrid'in evine doğru ilerledikçe orada bekleyen iki kişiyi gördü.
"Günaydın Miss Evans," dedi Profesör McGonagall sert bir şekilde. Lily'nin yanında James'i arıyordu gözleri. "Günaydın efendim," dedi Lily de, içinden daha günün aydınlanmadığını düşünerek.
"Lilly!" Hagrid de Profesör'ün yanında durmuş heyecanla Lily'e koca elini sallıyordu. Lily gülümsedi. İçi rahatlamıştı Hagrid'i görünce. Demek ki McGonagall onları ormana tek başlarına sokmayacaktı, yanlarında Hagrid olacaktı. Böylece Potter da benim korkmamdan faydalanamaz işte, oh be! Potter'ı düşününce saatine bir göz attı. Altıyı on geçiyordu. Geç kalmıştı işte ve McGonagall sinirli görünüyordu. Off nerde kaldı bu Potter? diye düşündü Lily sabırsızlıkla. Dönüp şatonun büyük kapılarına bir göz attı. Ama şato uykudaydı adeta, hiç bir hareket yoktu.
"Miss Evans," dedi Profesör McGonagall sonunda dayanamayarak. "Mr. Potter'a cezanın kaçta olacağını bildirdiniz mi?"
"Evet, evet," diye atıldı Lily hemen. Al işte, bu sorumsuzun geç kalması da benim suçum olacak şimdi!
"O zaman neden hala gelmedi?" diye sorgulamaya devam etti Profesör McGonagall.
Lily suçlanmaya dayanamadı, "Profesör, Potter'ın ne kadar sorumsuz olduğunu biliyorsunuz," dedi isyankar bir tonda.
McGonagall bunun karşılığında diyecek bir şey bulamadı. 'Bilmez miyim' dercesine içini çekerek başını iki yana salladı.
"Uyanamamıştır!" diye atıldı Hagrid. James ve tayfasıyla Hagrid'in aralarının çok iyi olduğunu biliyordu Lily. Kendisi de Hagrid'i çok seviyordu; ama insanların James Potter'ı bu kadar çok sevmesinin nedenini bir türlü çözemiyordu. İşte böyle sorumsuz biriydi, kendisi dünyanın merkeziydi sanki. Lily bu yıl başladığından beri çapulcuların geleneksel haylazlıklarını yapmamalarından ve James'in olgunlaşmış tavırlarından yola çıkarak artık akıllandığını düşünmeye başlamıştı ki işte gene Potter'ın gerçek yüzü ortaya çıkmıştı. Sanki tek uykusu olan kişi kendisiydi, Lily de çok zor uyanmıştı; ama işte tam saatinde oradaydı. Orada o soğukta onları nasıl bekletebiliyordu, bu nasıl bir düşüncesizlikti?! James'in gelmediği her saniye Lily'nin siniri biraz daha artıyordu. Aynı şeyin Profesör McGonagall içinde geçerli olduğu yüzünden okunuyordu. Lily saatine tekrar göz attığında altı buçuğu gösteriyordu. O anda Hagrid'in sevinç dolu sesi duyuldu, "İşte geliyor!" Aman ne şeref! diye düşündü Lily sinirle. Yarım saat geç kalmıştı. Ve Lily dönüp baktığında James'in hiç geç kalmamışçasına sırıtarak yayalana yaylana kendilerine doğru yürüdüğünü gördü.
"Potter," dedi Profesör McGonagall James sonunda yanlarına ulaştığında dişlerini sıkarak. "Geç kaldınız!"
James saatine baktı. "Hıı, evet uyanamadım," dedi fütursuzca. "Çok erkene koymuşsunuz cezayı Profesör," diye bir de McGonagall'a sitem etti. Lily gerçekten bu çocuğun kendini beğenmişliğine inanamıyordu!
"Potter, sen yarın saat 5'te burada olacaksın. Erken neymiş o zaman görürsün," dedi Profesör McGonagall kendini hiç sıkmadan. "Miss Evans'ın da eminim uykusu vardı; ancak o tam altıda burada olmasını becerdi. Ve hiç kimse bu soğukta sizin keyfinizi beklemek mecburiyetinde değil."
James gözlerini devirdi. "5'te daha hava bile aydınlanmıyor!" diye isyan edecek oldu ama McGonagall'ın delici bakışları karşısında sesini kesmek zorunda kaldı.
Lily bu çocuktaki umursamazlığa gerçekten inanamıyordu. O sırada Profesör McGonagall cezalarını anlatmaya başladı. "Yasak Orman'dan pek çok iksirde kullanılan ve Bitkibilim dersiniz için de büyük önem taşıyan yamalak bitkisinden toplamanızı istiyorum. Sizin bu cezanız sayesinde sıkı bir yamalak stoku yapmış olacağız. Profesör Sprout bunu duyduğunda gerçekten çok sevindi. Ama toplarken oldukça dikkatli olunması gereken bir bitki. Nedenini biliyor musunuz?"
Lily hemen atıldı. "Çünkü yamalaklar toprağa yapışık yaşarlar ve çıkarırken hem çok dikkatli hem de çok nazik olmak gerekir. Eğer yamalağa zarar verirsek o da bize zarar verir."
"Bravo Miss Evans," dedi Profesör McGonagall gözleri parlayarak. "Bir hata yapmış olabilirsiniz; ama hala en iyi öğrencimizsiniz." Lily kızarıp başını önüne eğdi; ama içinden zıplayıp Profesör McGonagall'ın boynuna sarılmak geliyordu.
"Bir dakika," dedi James kaşlarını çatarak. "Nasıl biz ona zarar verirsek o da bize zarar verir? Bildiğimiz ot yani, ne zararı olabilir ki?"
Profesör McGonagall açıklaması için Lily'e elini uzattı. "Şöyle ki, eğer nazik ve dikkatli olunmazsa elini sarmalar ve ikna edene kadar bırakmaz. Parmaklarını hatta tüm elini kırabilir," dedi Lily James'e dönüp bilmiş bilmiş başını sallayarak.
James inanmaz bir ifadeyle güldü. "İkna etmek de ne demek?"
Lily gözlerini devirdi James'in bunları bilmemesine inanamayarak. "Yani onu sevdiğine inanmalı, onu önemsediğine inanmalı Potter. O da bir canlı sonuçta."
James alaycı bir ifadeyle Lily'e baktı, "Her canlı kendisini sevmeyenin kemiklerini kırsaydı, ohooo..." diye mırıldandı. Lily James'in dediğini duymazlıktan geldi ve iç geçirdi. Profesör McGonagall da zaten James'i duymamıştı. Hala Lily'nin bu kadar bilgili oluşundan dolayı gurur içindeydi. "Miss Evans verdiğiniz bu bilgiler için Gryffindor'a on puan," dedi ağzının kenarında bir kıvrımla. Lily bunu gülümseme olarak algılayıp çok sevindi. Aptal Potter'ın dediklerinin ne önemi vardı ki? Yaptığı hatadan sonra gene de Profesör McGonagall'ın gözünden düşmemek Lily için daha önemliydi.
"Böyle bir tehlike olduğu için şu eldivenleri almanızı istiyorum," dedi Profesör McGonagall. İki çift ejderha derisi eldiven uzattı Lily ve James'e. "Gene de dikkatli olmalısınız; ama eldivenler size bir ölçüde yardımcı olacaktır. Hagrid size yamalakları nerelerde aramanız gerektiğini ve nerelerden uzak durmanız gerektiğini gösterecek. Ancak ceza süresince yanınızda olmayacak. Başınıza bir şey gelirse asanızla kırmızı kıvılcımlar çıkarıp Hagrid'den yardım isteyebilirsiniz." Profesör McGonagall biraz durakladı. Lily Hagrid'siz Yasak Orman'a gireceklerine inanamıyordu. Tam rahatlamışken gene içini korku sarmaya başlamıştı. Kırmızı kıvılcım ne işe yarar ki? diye düşündü dehşet içinde. Hagrid onu görüp gelene kadar yaratıklara yem oluruz! "Öğlene kadar aralıksız çalışacaksınız." diye devam etti Profesör McGonagall bu sırada. "Öğlen yemek için şatoya kadar gitmeniz yerine Hagrid size kulübesini açmayı teklif etti. Hem vakit kaybetmenizi istemiyorum. Öğlen yarımdan bire kadar yemek molası verip akşam altıya kadar tekrar cezaya döneceksiniz," dedi Profesör McGonagall ve James'e doğru parmağını sallayarak ekledi. "Kaytarmak yok!"
James cezalarının bu kadar ağır olmasına şaşırıp kalmıştı. Tam itiraz etmek için ağzını açmışken Profesör McGonagall konuşmasına izin vermedi. "İtiraz istemiyorum Potter. Yaptıklarınız karşılığında bunu hak ettiniz. Haydi şimdi iş başına." McGonagall ormanı gösterip ellerini beline koydu. Hagrid Profesör McGonagall'a sırıtıp "Ben onlara göz kulak olurum Profesör, merak etmeyin," dedikten sonra ormana yöneldi. Lily ve James de kös kös Hagrid'in peşine takılıp Yasak Orman'ın derinliklerine doğru ilerlemeye başladılar.
