İrem erkenden hazırlanıp çıkmış, otobüs durağında bekliyordu. Etraftan gelen korna sesleri, arabaların gürültüleri, insanların arkadaşlarıyla gülüşmeleri bir pazartesi günü için epey enerjikti. Dün gece yarısına kadar Marat'la yazışmış olmaktan esneyip duruyordu. Halbuki şu an ondan ses yoktu.
Otobüse binmişti ve kalabalık sayılırdı. Kulaklıklarını çantasından çıkarıp taktı. Tam müziği açmışken bir bildirim sesi müziği kapadı. Ve bu Marat'tandı. Bu sabah ilk defa yazmıştı sonunda. İrem şu sıralar Marat'ın çok dengesiz davrandığını düşünüyordu. Hem gecelere kadar konuşuyordu İrem'le hem de ilk yazmayı reddediyordu. Tek yaptığı şey komik olmayan videolar atmaktı. I can fix him... diye düşündü İrem.
Her ne kadar da çocuksu davransa da, bazen ismiyle uyumlu bir şekilde martı gibi gülse de, matematik derslerini fazla ciddiye alsa da, Maraton İrem için bir ilk olmuştu denebilirdi... Böylesine uzun, sevdiği gibi sarışın, yabancı bir çocuk, piyanist veya yaylı çalgıcı olmamasına rağmen İrem'de farklı bir etki bırakmıştı. Diğer tanıştığı tüm erkeklerden farklıydı. Mesela Cenk gibi egolu mal ineğin teki değildi. Bazen derste bir şey soracağı zaman elini omzunun diğer tarafına koyar, eğilip kısık bir sesle İrem'e soru sorardı; bu İrem'in kalbini zıplatırdı. Her yaşandığında benzer fakat sanki ilk defa yaşanmış gibi aynı hissi yaşardı. Boynuna sıktığı 2 fıs parfüm 10 fıs değil de 2 fıs olduğunda İrem bu kokuyu çok severdi.
Marat ise birçok kızın ondan hoşlanmış olduğunu biliyordu. İlk görüşte görünüşünden etkileniyorlardı ve heyecanla gülerek sorular soruyorlardı. Ama Marat onlara sinir oluyordu çünkü kişiliğine hiç önem vermeden sadece tipinden hoşlanıyorlardı. Bu yüzden İrem farklıydı. Tanıştığı tüm kızlardan farklıydı. Ona bir erkek gibi değil, bir arkadaş gibi davranıyordu. Deniz'le beraber yere kalem atıp sonra kalemi alırken Marat'a gülüyorlardı. Hatta bunun yüzünden Marat İrem'le sorun yaşamıştı. İrem onun götüne gülmelerine darıldığını sanıyordu ama aslında Marat sinirlenmiş değil, heyecanlanmıştı. Onu böyle saçma bir şekilde heyecanlandıran ilk kişiydi.
O gün DC'de yanağına yumuşacık bir şekilde buse kondurduğunda o kadar kızarmıştı ki, Rus arkadaşına fotoğraf attığında arkadaşı galiba havalar çok sıcak orada demişti. İrem, irem, irem... Sürekli İrem düşünüyordu... İrem'in büyük gözleri, kemikli elleri, güzel pembe göz makyajı, simli Lkyd gloss'u... Onun gibi makyajı doğal yapan kız görmemişti. Eski sevgilisi eyeliner'ı kafasının arkasına kadar çekiyordu...
İrem sonunda okula vardı, kapıya açtığında Marat telefonuna gülümsüyordu.. ama neden?
