ONUNCU BÖLÜM
Ekspreste
Sabahın erken saatlerinde, evde bir karmaşa hâkimdi. Sandıklar indiriliyor, unutulan eşyalar aranıyor, bir yandan da ayaküstü bir şeyler atıştırılıyordu. Nihayet tüm hazırlıklar tamamlandığında Harry için en zor an gelip çatmıştı; Lupin'le vedalaşma zamanı. Harry boğazında bir yumruyla kapının önünde dururken, Lupin gülümseyerek ona sarıldı.
"Harry, lütfen dikkatli ol. Başını belaya sokma. Benimle konuşmak istersen, sürekli Hedwig'i yollama. Sıradan baykuşlar kullan. Ve sana fazla yazamam, bunu biliyorsun," diye bitirdi hüzünle. Harry başını salladı. Lupin ona tekrar sarıldı.
"Sen-sen de kendine dikkat et olur mu?" diyebildi Harry.
Lupin gülerek başını salladı, "Merak etme. Hem zaten Noel'de görüşeceğiz."
Mrs. Weasley çabuk olmaları için seslendi ve Harry kapıdan çıktı. Yanlarında yine birkaç Seherbaz getirmiş olan Mr. Weasley onlarla birlikteydi. Bakanlık'taki onca işin arasında vakit bulmasına şaşmıştı Harry. Yalnız bu sefer çok kalabalık değillerdi. Sadece iki araba vardı. Mr. Weasley, Bill, Tonks ve yanlarında üç Seherbaz daha. Bill daha fazlasının tüm dikkati Karargâh'a çekeceğini söyledi. Yine de Bill ve Tonks, Harry'nin yanından bir saniye ayrılmadılar.
İstasyona geldiklerinde herkes rahat bir nefes aldı. Seherbaz'lardan biri bagajlarla ilgilenirken, Bill ve Tonks Harry'yi hızla perona doğru götürdüler. Bölmeden geçtikleri anda kıpkırmızı treni gören Harry'nin morali birden yükseldi. Her tarafta konuşan, selamlaşan, hasret gideren öğrenciler vardı. Nihayet ait olduğu yere, evine dönüyordu Harry. Diğerleri de geldiğinde ilerlediler.
Yürürken bir şeyin farkına vardı Harry. Tüm gözler yine onun üstündeydi. Sağda solda fısıldaşmalar duyuluyordu. Artık bir yalancı olmadığının kanıtlandığını hatırladı, ama bu ona fazla bir mutluluk vermiyordu. Aslında artık umurunda değildi. Sessizce ilerlerken Ron fısıldadı. "Harry tamam da, bana niye bakıyorlar anlamadım."
Hermione ona sabırla baktı, "Ron, senin baban Sihir Bakanı adayı."
"Haa!" dedi Ron. Etrafına baktı. Dönüp arkadan gelen babasına baktı. Kulakları hafiften kızarmaya başladı.
Herkes vedalaştıktan sonra trene bindiler. İyi de ettiler, yoksa Mrs. Weasley'nin nasihatleri kolay kolay son bulmazdı.
Hermione, "Şey, Harry bizim sınıf başkanları vagonuna gitmemiz gerekiyor." dedi.
"Tamam." dedi Harry.
Ron ve Hermione, sınıf başkanları için ayrılan vagona ilerlediler. Ginny de kendi arkadaşlarına doğru uzaklaşırken yalnız kalan Harry, oturmak için boş bir vagon aramaya koyuldu. Ancak neredeyse hepsi dolu görünüyordu. Geçen senenin aksine kompartımanlarını onunla paylaşmak isteyen çok kişi vardı ve Harry'ye herkesi reddetmekten fenalık gelmişti. Tam o sırada sandığını çeken Neville'i gördü.
"Neville bekle!" Harry'nin sesine dönen Neville'in yuvarlak, dost ifadeli yüzü aydınlandı.
"Harry!" dedi sevinçle.
"Hadi bir yer bulalım, Neville," dedi Harry. "Her yer kapılmış gibi."
Birkaç sonuçsuz denemeden sonra nihayet boş görünen bir tane buldular. Kompartımanların birinde tek başına bir kız oturuyordu. Harry çaresizce oraya yöneldi.
"Özür dilerim. Acaba burası boş mu? Oturabilir miyiz?" Kız başını salladı. Harry ve Neville eşyalarını çekerek içeri girdiler. Eşyaları bagaj raflarına yerleştirip oturdular. Harry, cam kenarındaki uzun siyah saçlı kıza baktı. Ona dikkatle bakarken yakalanan kız hemen başını çevirdi. O sırada kompartımanın kapısı açıldı ve yüzünde hülyalı bir ifadeyle, elinde rulo yapılmış bir dergiyle, Luna Lovegood içeri girdi.
"Selam Harry," dedi gülümseyerek. "Ne var ne yok?"
"İyilik," deyip gülümsedi Harry. "Sen nasılsın Luna?"
"Çok iyiyim, teşekkür ederim." dedi Luna kibarca, otururken.
Neville, "Eee Harry, bu yıl D.O. olacak mı?" Merakla bakıyordu şimdi. Luna da kafasını ona çevirmişti.
Harry durakladı, "Aslında emin değilim Neville, yani yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni gelmiştir sanırım."
Neville hayal kırıklığıyla içini çekti. "O dersleri çok seviyordum." Harry'nin içi burkuldu.
Luna ise ona bakmayı sürdürdü ve sonunda, "Ama" dedi. "Eğer yine işe yaramaz biriyse devam edebiliriz, öyle mi?" Kesin cevap ister gibiydi, Harry onaylamak zorunda kaldı.
"Evet." Luna gülümsedi. "İyi o zaman." Sonra başını çevirip cam kenarında oturan kıza döndü. "Peki, sen kimsin?"
"Şey," dedi kız birden şaşırarak, "İsmim Adara, Adara Wells. Şey ben yeni öğrenciyim. Altıncı sınıf."
"İyi ben de Luna," dedi Luna rahat bir ifadeyle. Neville ve Harry de kendilerini tanıttılar. Kız başını salladı. Harry'ye ürkek bir bakış attı, ama bir şey söylemedi.
Luna elindeki dergiyi açtı, arkasına yaslandı ve okumaya koyuldu. Dırdırcı'yı gören Harry ve Neville sırıttılar. Bu arada Harry'nin cüppesindeki rozeti gören Neville heyecanla onu tebrik edip, Quidditch'ten bahsetmeye koyuldu. Harry yanlarındaki kızı da sohbete katmak istiyordu. Ama nasıl yapacağını bilmiyordu. Hermione burada olsa hemen hallederdi diye düşündü. Dikkatle onu inceledi. Uzun siyah saçları ve siyah gözleri vardı. Fakat gözlerinde arada bir kederli bir bakış beliriyordu. Zayıf, narin görünümlüydü. Ve güzeldi. Hafif çıkık elmacık kemikleri yüzüne heykelimsi bir ifade veriyordu. Arada sırada Harry'ye attığı meraklı bakışlarında yanıp sönen ışıklar hoşuna gitmişti Harry'nin. 'Adara, ismi de güzel!' diye düşündü Harry. Yemek arabası geldi ve Harry bir sürü şey aldı. Tabii herkese ikram etmeyi unutmadı. Adara teşekkür ederek bir kazan pastası alırken gülümsedi. Gülmek daha çok yakışıyor, diye düşündü bu sefer de Harry.
O sırada dışarıda bir gürültü oldu. Hafif bir çığlık duyuldu. Kapıyı açan Harry sıska, suratsız bir çocuğun ufak tefek, esmer bir kıza asasını uzattığını gördü. Kız titriyordu. Cüppesinden duman çıkıyordu.
"Ne oluyor?" dedi Harry. Çocuk ona bakmadı bile. Küçümsemeyle kıza bakıyordu. Harry çocuğun bakışlarından hiç hoşlanmadı. Kaşlarını çatarak tekrar sordu: "Burada neler oluyor?" Çocuk dönüp ona da küçümseyici bir bakış attı, fakat birden rengi soldu. Dehşetle Harry'nin yara izine bakıyordu. Etraf hafiften meraklı seyircilerle dolmaya başlamıştı bile.
"Yol açın, yol açın dedim." diyen bir ses duyuldu. Ron onlara doğru geldi. Arkasından Hermione geliyordu. Ron sahneye şöyle bir göz atıp, Harry'ye sorarcasına tek kaşını kaldırarak baktı.
Harry kıza dönüp sordu, "Ne yaptı sana?"
Kız hâlâ titreyerek ve tüterek cevapladı. "Cüppemi yaktı. Bana kanı bozuk dedi."
Çocuk hışımla ona döndü. "Öylesin zaten."
Ron, "Yeter!" dedi. Çocuğa döndü: "Adın ne?"
"Sana ne!" dedi çocuk görünüşünden umulmayacak bir cesaretle. Ron kaşlarını çattı. Kulakları hafiften kızarmaya başladı. Harry içinden ona hak verdi. Bu çocuk nereden baksan Ron'un yarısı kadardı ancak. Ama ona kafa tutuyordu.
Ron sert bir sesle devam etti: "Adını sordum, çünkü yeni öğrencilerden olduğun belli. O yüzden binan henüz belli değil. Ancak kimse sana söylemediğine göre ben söyleyeyim. Ben sınıf başkanıyım ve benim söylediklerime itaat etmek zorundasın. Ayrıca istersem sana ceza da verebilirim. Ve şimdi tüm bu saydığım yetkilerle, bir öğrenciye yaptığın uygunsuz büyüden dolayı yirmi puan ve az önceki küstahlığından dolayı da on puan düşürüyorum. Binan belli olduğunda arkadaşlarına durumu sen açıklarsın." Şaşkına dönmüş çocuğa arkasını dönüp içeri girdi. Esmer kızı içeri iten Harry de sırıtarak peşinden girdi. Hermione de gülümseyerek içeri girerken, kız hâlâ titreyerek köşede durdu.
"İyiydi." dedi Harry Ron'a takdirle. Ron omuzlarını silkti. "Bunlardan çoksa işimiz iş bu sene."
"Otursana," dedi Harry kıza. "Adın ne?" Esmer kız cevap vermedi. Harry'ye öyle büyük bir hayretle bakıyordu ki, Harry hemen durumu fark edip yara izini saklamak için elini kaldırdı. Sonra yarı yolda birden fikir değiştirip elini indirdi.
"Evet, ben Harry Potter." dedi. "İnsanlar bana genelde gözünü dikip bakar. Meşhurum yani." Herkes kahkahayı bastı. Harry sırıttı. Kız kıpkırmızı kesilerek gözlerini yere dikti. Harry yerine oturdu.
"Şaka yapıyor, takma sen." Kızın kolundan tutup, yanına oturmasını sağlayan Hermione soruyu tekrarladı: "Adın nedir? Sanırım yenilerdensin." Kız başını salladı.
"Adım Nava Sayeh. Evet, şey yani yeniyim." dedi tedirgince. Konuşması biraz farklı olmasına rağmen, tatlı bir kızdı.
"Eh, aramıza hoş geldin o zaman Nava." dedi Ron. Diğerleri de hoş geldin deyip, kendilerini tanıttılar. Nava hâlâ kırmızı bir şekilde teşekkür etti. Ron ve Hermione diğer yeni öğrenciyle, Adara'yla da tanıştılar. Ron pastalara saldırırken, sohbet koyulaşmıştı. Artık sıkış sıkış olan kompartımana aldırmadan konuşuyorlardı. Birazcık açılan iki yeni kız öğrenci, okulu gerçekten merak etmişlerdi.
"Hep görmek istemişimdir."
"Nasıl bir yer?"
"Gidince göreceksiniz zaten."
"Hogwarts muhteşemdir."
Okulla ilgili birçok ilginç açıklamadan ve kahkahalardan sonra konu öğretmenlere geldi.
"Peki, ya öğretmenler?" diye sordu Adara.
"McGonagall, süperdir. Yani dersini biliyorsan. Bilmiyorsan bittin." dedi Ron.
"Ne öğretiyor?" dedi tedirgince Nava.
"Biçim Değiştirme." dedi Luna.
Nava derin bir soluk aldı. "Ah! İyi o zaman."
Biraz da diğer öğretmenler konuşuldu. "İksir?" dedi Adara. Herkesin yüz ifadesi değişti.
"Severus Snape," dedi Ron. "Pisliğin tekidir." Hermione ona uyarırcasına bir bakış attı.
"Nasıl yani?" dedi kız şaşkınca.
"Yani şöyle," diye başladı Ron. "Eğer Slytherin'de iseniz sizi hep kayırır. Ama değilseniz bittiniz, canınıza okuyacağından emin olabilirsiniz."
"Slytherin nedir?"
Diğerleri birbirlerine baktılar.
Harry sabırla açıkladı: "Okulumuzda dört bina var. Gryffindor, Ravenclaw, Hufflepuff ve Slytherin. Seçme yapılınca binanız belli olur. Herkes kendi binasında uyur, vakit geçirir falan."
Kızlar korkuya kapılmışlardı. Adara yavaşça sordu: "Dersler de mi ayrı?
"Hayır, bazı dersler ortaktır. Mesela biz İksir dersine Slytherin'lerle gireriz."
"Görüp göreceğin en iğrenç deneyimdir." diye ekledi Ron bir Kurbağa kaparak. Neville hararetle başını salladı.
Adara, "Peki ya şey... Şu kötü öğretmen, Snape demiştiniz değil mi; o niye Slytherin'leri kayırıyor?" diye sordu.
Ron Çikolatalı Kurbağa'sının kafasını kopararak, "Şünkü oğası oğun biası." dedi. Hermione ona kötü kötü baktı.
"Pağdon," dedi Ron lokmasını zorlukla yutup, "Çünkü orası onun binası."
"Ah, şey, öyle mi?" dedi Adara. Bir sessizlik oldu.
"Peki dersler nasıl?" diye konuyu değiştirdi Nava.
"Lanetli bir dersimiz var." dedi Ron gülerek. Kızlar şaşkınca bakarken öbürleri de güldüler. Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersini ve her yıl değişen öğretmenlerini uzun uzun anlattılar. Kızların ikisi de hayretle dinlediler. Sonra dersler ve seçme ile ilgili bir sürü soru daha sordular. Diğerleri yanıtladı. Seçmen Şapka'nın aileleri genelde aynı binaya koyduğunu öğrenen Adara kaşlarını çattı.
Harry şaşkınca baktı ona, "Ama böyle bir şart yok aslında," dedi. "Sadece beyninin içine bakıp karar veriyor işte."
"Ve sizce Slytherin kötü öyle mi?" diye sordu Adara hafif bir sesle.
"Şey…" dedi Harry. "Biz onlarla pek anlaşamayız, o kadar."
Adara konuşmanın geri kalanında sessiz kaldı. Harry seçmede yaşadığı heyecanı hatırladı. Biraz korkmaları doğaldı aslında.
Artık çok az bir yolları kalmıştı. Konu dönüp dolaşıp ailelerine gelmişti. Ron'un babasının Sihir Bakanı adayı olması da etkilemişti kızları. Bu kadar hayranlığa pek alışkın olmayan Ron'un kulakları kızarmıştı yine. Cık cıklayan Hermione kızlara sordu: "Ya sen Nava?"
"Ailem Doğu'dan geldi. Artık buraya yerleştik." dedi Nava. "Orada hayat biraz zor."
"Burada da pek kolay sayılmaz," dedi Ron bilgece. "Karanlık günler."
Nava sessizce onayladı. "Babam geri dönmek istiyor, ama annem asla diyor. Şey... Babam Muggle." Tepki beklercesine baktı. Ancak Hermione, "Ne olmuş? Benim annemle babam da öyle." deyince rahatladı.
"Ya senin ailen?" dedi Harry Adara'ya.
"Beni büyükannem büyüttü. Biraz hastaydı, ancak idare ettik işte." diye kestirip attı Adara. Daha fazla açıklama bekleyen Harry tam ağzını açarken, Hermione'nin işaretiyle sustu. Ne de olsa herkesin birbirini tanımak için daha çok zamanı olacaktı. 'Ancak aynı binaya düşersek' diye düşündü Harry, biraz canı sıkılarak.
"Eğer onlarda da bulanıklar varsa-" dedi tembel bir ses dışarıdan. Hışımla kapıyı açtı Hermione. Harry, Ron ve Neville de fırladılar.
"Hah," dedi Draco Malfoy'un sesi. "Bulanığı an, asayı hazırla!"
"Kapa çeneni Malfoy!" diye gürledi Harry. Crabbe ve Goyle yumruklarını sıktılar.
"Bak seen!" dedi Malfoy. "Gryffindor'un maskot çocuğu ve soytarısı da buradalarmış..." Harry ve Ron aynı anda asalarını kaldırdı. Hermione onları arkalarından çekiştirdi.
"Harry, Ron, hayır!"
Malfoy pis pis sırıttı. "Bir sınıf başkanına mı saldıracaksın Potter? Ah, evet bakalım-" Birden sustu. İleri doğru bakmaya başladı. Harry ve Ron kafalarını çevirdiler. İki kompartıman ötede bir kapı açılmış, bir baş dışarı uzanmıştı. Sapsarı saçları omuzlarına dökülen bir kız dışarı çıkmış, gürültünün kaynağını arıyordu. Ona yönelen bakışları fark edince, elinin tersiyle saçını savurup havalı bir şekilde tekrar içeri girdi. Ron ve Harry birbirlerine baktılar.
Hermione, "İçeri girelim hadi." dedi yavaşça. Hâlâ ileriye bakmakta olan Malfoy kendine geldi. Onlara kötü kötü bakıp, Crabbe ve Goyle'a döndü: "Yürüyün!" Arkalarını dönüp uzaklaştılar. Harry ve Ron sırıtmamaya çalışarak tekrar birbirlerine baktılar.
Kalan zaman hızla geçti. Tren sarsılarak yavaşlayıp istasyona girdi. Ron ve Hermione görevlerini hatırlayıp koştururken, daha da sessizleşen kızlar çaresizlikle Harry'ye bakıyorlardı. Harry toparlanıp Hedwig'i alırken, Luna da Pig'i alarak ona yardımcı oldu.
Trenden indiklerinde aşina bir ses duyuldu.
"Birinci sınıflar ve yeni öğrenciler buradan. Birinci sınıflar ve yeni öğrenciler, evet beni izleyin lütfen." Hagrid böcek karası gözleriyle ona ışıl ışıl bakarak el salladı. Harry karşılık verdi. Şokla Hagrid'e bakakalmış kızlara bakıp güldü. Hagrid'i izlemelerini işaret edip, Testral'ler tarafından çekilen arabalara doğru ilerledi. Neville ve Luna da arabaya bindiler. Nihayet oldukça yorgun görünen Ron ve Hermione de çıkagelince, araba okula doğru ilerlemeye başladı.
