Duncan ile Sadie masaya otururlar ve Duncan yemeğin olup olmadığını sormaya karar verir.
Duncan: Ne çeşit yemeğin var prenses?
Sadie: Biraz noodle'lım var. İstersen sana yapabilirim.
Duncan noodle'ı duyduktan sonra iğrenmeye başlar.
Duncan: Gerçekten? Normal makarna varken neden noodle? Bizim zamanımınızda bunlar yenmezdi bile.
Duncan'nın yaşlı tipte konuşması Sadie'nin hoşuna gitmese de Sadie konuşmaya karar verir.
Sadie: Normal noodle'lar öyle olabilir ama benim noodle'm için özel bir tarifim var.
Sadie Duncan'a göz kırpar ve daha sonra noodle'ı yapmaya başlar.
Birkaç dakika sonra Sadie noodle'ı bitirir ve tabağa koyduktan sonra Duncan'ın önüne koyar.
Sadie: Umarım seversin, buna her zaman sevgimi katarım.
Duncan: Tarifin bu mu? Sevgi mi?
Sadie: Hayır, bu her yemek için kullanılan birşey ama bunu sadece noodle için yapıyorum.
Duncan: Pekala, ne kadar iyi bir noodle yapıcısın göreceğiz.
Duncan noodle'nın tadına bakar ve... buna bayılır ve tabağı yalayarak bitirir.
Sadie: Sevdin mi?
Duncan: Sevmek mi? Buna bayıldım! Bunun içinde ne var? Sanki bunda benim isteyeceğim kıvam var ve... bu harika bir şekilde tutmuş.
Sadie: Biliyorum, ayrıca şefler asla tariflerini söylemezler.
Sadie kıkırdar.
Duncan: Pekala, şimdi ne yapacağız?
Sadie: İlk olarak bulaşıkları yıkayacağız.
Sadie birkaç yıkanacak tabak bıçak kaşık çatal vb. şeyleri gösterirken Duncan şaşırır.
Duncan: Sen hiç bulaşık yıkamaz mısın?!
Sadie: Normalde yaparım ama bu hafta nedense yapasım gelmedi ve hazır sen varken seninle yapmak istedim.
Duncan: Pekala, başlayalım o zaman.
Duncan elleriyle tabağa dokuncakken Sadie onu durdurur.
Sadie: Dur bakalım koca adam! İlk olarak bir önlük ve eldiven giymelisin.
Duncan: Hadi ama, bunların çabuk bitmesini istemiyor musun?
Sadie: İsterim ama pis ellerinle bu işi bitirmemiz uzun sürer, yani eldiven ve önlük giy.
Duncan: Peki nereden giyeceğim?
Sadie: Benimkilerde kullanabilirsin, şanslısın ki bir tane siyahlım var. Onu giyebilirsin.
Duncan: ( İç çekerek ) Pekala, yapalım şunu da bitsin.
Duncan önlük ve eldivenleri giyer ve ikisi de bulaşıkları yıkamaya başlarlar.
Bir süre sonra ikisi de bulaşıkları yıkarken Duncan, tabakların parladığını farkeder ve konuşmaya karar verir.
Duncan: Wow, bunlar çok kaliteli şeyler, hiç çizik bile yok ve çok parlak.
Sadie: Diyelim ki arkadaşlarımdan birisi onlarla ilgili bir iş üzerinde çalışıyor ve markalarını kendi çaplarında geliştirmeye çalışıyorlar ve ilk müşterileri ben olduğumdan dolayı bana bunlardan veriyorlar ve işe yarıyor doğrusu.
Duncan: Arkadaşına söyle, bunlardan benim de almam lazım.
Sadie kıkırdar.
Sadie: Tamam söylerim. Buna sevinecektir.
Bir süre sonra Sadie'nin ayağı kayar ve tam düşecekken Duncan onu tutar.
Duncan: Tuttum!
Sadie şaşırır ve bir süre sonra ikisi de birbirlerine bakarlar ve kızarırlar. Daha sonra Duncan Sadie'yi kaldırır.
Sadie: Teşekkür ederim Duncan, hayatımı kurtardın.
Duncan: Rica ederim, senin ölmene izin veremezdim.
Sadie: Uhhhh, yoksa bana değer mi veriyorsun ha?
Duncan: Hayır, sadece... neyse işimize devam edelim.
Sadie birşeyler hissetse de Duncan'ı rahatsız etmemeye karar verdi ve işine devam etti.
Bir süre sonra bulaşıklar bitti ve ikisi de oturma odasına geçtiler.
Sadie: İşte burası da benim oturma odam.
Duncan oturma odasının etrafına baktı ve omuz silkerek gülümsedi.
Duncan: Pekala, şimdi ne yapacağız?
Sadie: Hmm, istersen film açalım.
Duncan: Pekala, bence korku filmi açalım.
Sadie: Emin misin? Yani o tip filmler genellikle kabuslarıma girer ve ben...
Duncan: Awww lütfen, en azından misafirine küçük bir iyilik yapamaz mısın?
Sadie Duncan'a baktı ve başını salladı ve Duncan korku filmi açmak için Netflix'e girmeye karar verdi.
Duncan: Pekala, çok sıkıcı olmayacak bir film açacağım mesela, The Meg; Opening Wide filmi açabilirim.
Sadie: Pekala, oradaki köpekbalığı umarım korkutucu değildir.
Duncan filmi açmadan önce Sadie'ye sormaya karar verir.
Duncan: Üstümü çıkarmamda sorun olmaz değil mi?
Sadie: Sorun olmaz sanırım, ayrıca yanına oturma ihtimalim var mı acaba?
Duncan: Noldu yoksa birileri benden mi hoşlandı ha?
Sadie: Hayır, sadece korku filmleri beni korkutuyor ve bunu sevmiyorum.
Duncan: Pekala, ama fazla sırnaşma tamam mı?
Sadie: Ben ve sırnaşmak mı? Özellikle sana? Hahahah güldürme beni Duncan.
Duncan: Eh, bunu Justin ve Trent'e yaptığınız dönemleri hatırlıyorum.
Sadie: Pekala, söylemek istiyorum, o zamanlar çocuktuk ya da ergen ve o zamanlar... sanırım fazla genç kız gibiydik.
Duncan: Her neyse filmi başlatıyorum hazır mısın?
Sadie: Hazırım!
Duncan filmi açar ve ikili filmi izlemeye başlarlar.
Filmin bir sahnesinde Sadie korkar ve Duncan'a sıkıca sarılır.
Duncan: Hey, sırnaşma yok!
Sadie: Hey sana kortuğumda sarılacağımı söylemiştim Duncan.
Duncan: Pekala ama fazla sarılmamaya çalış.
Filmin daha sonralarında Sadie daha da korkar ve Duncan'a sarılır ve ikisi de kızarır ve Duncan gizlice gülümser ve bu hal filmin sonuna kadar devam eder.
Film bittikten sonra Duncan kalkmaya karar verir.
Duncan: Pekala Sadie artık kalkmamız lazım ve...
Daha sonra Sadie'nin uyuduğunu farkeder ve Duncan gülümser.
Duncan: O gerçekten de güzel uyuyor.
Duncan daha sonra oradan gizlice kalkar ve Sadie'e battaniye ve yastık getirir.
Duncan Sadie'e yastık ve battaniyesini koyarken Sadie mırıldanmaya başlar ve şunu der.
Sadie: Beni bırakma...
Duncan daha sonra Sadie'ye bakar kalacağı odanın kilitli olması nedeniyle Sadie'nin yanında yatmaya karar verir.
Duncan geniş koltuğa uzanır ve yastığı kendi altına alır ve Sadie'nin kafasını kendi göğüs kısmına koyar ve şunu der.
Duncan: İyi geceler prenses.
Duncan daha sonra uyumaya karar verir ve artık ikisi de uyumuş olur.
Note: Hey millet Samota burada. Hikayenin ikinci bölümü geldi ve umarım seversiniz. Ayrıca filmi internetten bakarken buldum ve çok fazla bişey demek istemedim yani hata yapmak istemedim. Ayrıca bu bölümde Sadie ve Duncan iyi anlar yaşadı ve biraz romantik anlar da yaşadı. Bu hikaye ne kadar sürer bilmiyorum ama 4 bölümü geçeceğini hissediyorum. Her neyse sonraki bölümde görüşürüz sizleri seviyorum 3
