İKİNCİ BÖLÜM
Saldırı
Fred ve George ellerinde asaları babalarının arkasında durdular.
"Kaç tane?" dedi Fred çatlak bir sesle.
Mr. Weasley hızla döndü. "Tonks! Onları götür. Molly çabuk haber ver!" Mrs. Weasley bembeyaz bir yüzle mutfağa koşarken, Tonks Harry'ye yaklaştı.
"Çabuk," dedi. "Sizi götürüp geri dönmeliyim, önce Harry." Harry başını iki yana salladı.
Gitmeyecekti. Onlar savaşırken olmaz. Hem de onun yüzünden. Tonks kızgınca bağırırken, Harry Mr. Weasley'in arkasından koşturdu.
Mr. Weasley ve Lupin savaşa hazır bir şekilde dışarı çıktılar. Fred ve George da onları takip etti. Lupin Mr. Weasley'e bakıp, "Oyalama taktiği," dedi. Mr. Weasley başını salladı. Hepsinin yüzü gerilmişti.
İlk saldırı hızlı geldi. Bir gümbürtü koptu ve bahçenin bir kısmı tutuştu. Lupin aynı şekilde bir karşılık verdi ve karşı tarafta iki Ölüm Yiyen alevler içinde kaldı. İkinci saldırı doğruca evi hedef aldı. Kapıdan çıkmak üzere olan Harry, yerin ayaklarının altında sallandığını hissetti. İçerden bir çığlık geldi. Tonks ona yetişmişti. Bağırmaya başladı, "Lanet olsun Harry gitmek zorundayız-" Lafını bitiremedi. Aralarından bir ışın geçti. Arkada bir yere çarptı. Duvarlar parçalandı. Toz bulutu içinde arkasına bakan Harry, Ron'un Hermione'yi yerden kaldırdığını gördü.
Tüm duyguları birden isyan etti Harry'nin. Önce Sirius şimdi de belki sevdiği diğer insanlar… Yüreği taşarak kapıdan fırladı. Bahçe çitlerinin alev alması üzerine kapının hemen ilerisinde çömelmek zorunda kaldı. Bir çalıyı siper edinip, kendini göstermeden hafifçe başını uzatıp baktı. Sanki her yerden Ölüm Yiyen'ler çıkıyor gibiydi. Dişlerini sıktı. İşte şimdi işleri bitmişti.
Mr. Weasley ve Lupin büyüler yollayıp duruyordu. Harry bulunduğu yerden hedefe tam isabet eden birkaç büyü yolladı. Yanından biri hızlıca geçti. Lupin'di, "Harry, uzaklaş, çabuk!" diye bağırdı ona. Hermione ve Ron'un içerden çıktığını gördü. Ellerinde asaları vardı. "Eğer ben burada olmasaydım," diye düşündü yine. Bir yandan bunu düşünüyor, bir yandan lanet yollamaya devam ediyordu.
Ölüm Yiyen'lerden biri bir alev topu yolladı Hermione'ye. Kızın omuzlarındaki şal alev aldı. Bir çığlık atıp yere attı şalı, ancak saçlarının alev almasını önleyemedi. "Hermione!" Ron ona doğru koştu ve asasının bir hareketiyle ateşi söndürdü. Ancak saçlarından duman çıkıyordu hâlâ. Harry ise ayağa fırlamış, dört bir yana büyü yolluyordu…
Savaşmaya devam ediyorlardı, fakat bir işe yaramıyordu. Etrafta neredeyse otuz kırk tane Ölüm Yiyen vardı ve onlar sadece sekiz kişiydiler. Mr. Weasley'nin bir şeyler söylediğini duydu, 'eğer yine gitmemi söylüyorlarsa' diye düşündü kızgınca. Arkadaşları ve sevdiği insanlar tehlikedeyken kaçacak mıydı yani? Tam üstüne gelen bir büyüden kurtulabilmek için kendini yere attı. Yattığı yerden nişan bile almadan bir sersemletme büyüsü yolladı. Çıkan tok ses hedefi on ikiden vurduğunu gösteriyordu. Kafasını hafifçe kaldırıp bakındı. Durum hiç iç açıcı değildi. Bir gümbürtü daha duyuldu. Weasley'lerin süpürgelerinin durduğu eski püskü kulübe havaya uçmuştu. Harry, Ginny'nin hışımla evden çıktığını gördü. Mrs. Weasley'in ise onun arkasından koştuğunu. Anlaşılan onu daha fazla tutamamıştı. Ginny, Ron'a yaklaşan bir Ölüm Yiyen'e bir büyü fırlattı. Meşhur Yarasa-Umacı Büyüsü tam hedefini bulurken, sağdan yaklaşan bir Ölüm Yiyen Ginny'ye kırmızı bir ışın yolladı. Işın saçlarını sıyırıp geçti, ama o sırada ona yaklaşan Hermione'ye isabet etti. "Ah!" Hermione bir an sallandı ve devrildi.
"Hermione!" Ron yine ona doğru koştu.
Harry bulunduğu yerden Hermione'nin düştüğünü gördü. O tarafa doğru koştu. Bir yandan "Expelliarmus!" diye bağırıyordu. Başının üstünden geçen bir lanet eve isabet etti. Harry arkasında parçalanma sesleri duydu.
"Incendio!" diye bağırdı, ama asasından çıkan ateş topunun nereye gittiğine durup bakmadı. Ron'un yanına yere attı kendini:
"SERSEMLET!" Bir Ölüm Yiyen daha devrilirken, Harry Hermione'ye baktı. Solgun görünüyordu, ancak nefes alıyor gibiydi. Harry biraz rahatlayıp önlerine geçti.
"Sersemlet!" Yaklaşan Ölüm Yiyen büyüyü savuşturdu. Bir ışın yolladı.
Harry, "PROTEGO!" diye bağırdı. Kalkan Büyüsü işe yaramıştı.
Birkaç Ölüm Yiyen o tarafa ilerledi. Asalarından çıkan büyüler havada çarpıştı. Bir tanesi Harry'nin sağındaki ağacı vurdu. Büyük bir çatırdama sesi duyuldu. Ağaç devrilirken Harry kendini güç bela geriye attı.
Sol taraftan çığlıklar geldi. Mrs. Weasley bir büyüye yenik düşmüş yerde yatıyordu. Ginny annesine doğru ilerlemek isterken, bir Ölüm Yiyen'in Sersemletme Büyüsü'ne hedef olup düştü. Tonks, durmaksızın gelen alevlerden kaçmayı başaramamış, sol tarafı simsiyah bir halde savaşa devam ediyordu. Yeniliyorlardı.
Etraf alev alevdi. Bahçedeki ağaçların büyük bir kısmı cayır cayır yanıyordu.
Fred, yarı yeşil bir halde on metre uzaklıkta yatıyordu. George ise Fred'in hemen önünde, o tarafa gelenleri engellemeye çalışıyordu. Ron, Harry'nin yanında kızgın bir şekilde lanet savurup duruyordu.
Eve gönderilen bir ışın adeta her yeri aydınlattı. Kapı, duvarla birlikte parçalanırken etrafa cam kırıkları yağdı. Harry muazzam bir gürültü ve çökme sesi duydu. Ancak dönüp bakmadı. Görmek istemiyordu. Dişlerini sıkmış, savaşa devam ediyordu. İlerde George'un beş Ölüm Yiyen tarafından sarıldığını gördü. Yaralıydı, düşmek üzereydi. Ron'a "devam et!" diye bağırıp fırladı. Bir yandan koşuyor, bir yandan da George'un etrafındakilere büyü yağdırıyordu. Bunu beklemeyen iki Ölüm Yiyen yere düştü. George bir diğerini sersemletti. Tam Harry yaklaştığında aynı anda bağırdılar:
"SERSEMLET!" Ölüm Yiyen'ler gafil avlanmışlardı. George, "Sağ ol!" diye bağırıp devam etti. Harry bir an göreceklerinden korkarak etrafa bakındı.
Mr. Weasley üstü başı kan içinde yatıyordu. Evden kopan büyük bir parça taş yığınına hedef olmuştu. Tonks her tarafı yanık, simsiyah bir kütle halinde yerdeydi. Lupin aldığı darbelere rağmen direniyordu.
"MORSMORDRE!" Bir Ölüm Yiyen asasını havaya doğrultmuştu. Karanlık İşaret'in oluşmaya başladığını gören Harry, sinirle Ölüm Yiyen'i sersemletmek istedi, ancak ıskaladı.
Geriye sadece kendisi, Lupin, Ron ve George kalmıştı. Ancak George da fazla ayakta durabilecek gibi görünmüyordu. Neredeyse yarısını devirmiş olsalar da, Ölüm Yiyen'ler hâlâ çoğunluktaydı. Bir çığlık Ron'un devrildiğini fark etmesini sağladı. Ancak sadece yere düşmüş, bacağını tutuyordu. Asası düşmüştü. Harry içinden yardım çığlıkları atarak, bu sefer de Ron'a doğru ilerledi. Bağırıyor, Ron'a dayanmasını söylüyor, bir yandan da "IMPEDIMENTA!" naraları atıyordu.
Bir Ölüm Yiyen'i durdurmayı başardı. Sonra ona doğru gelen bir büyüyü engelleyip, sağa gitmesini sağladı. Ron'a yaklaştı. Ron, bacağı ona çok acı vermesine rağmen, sürünerek asasına doğru ilerlemeye çalışıyordu. Harry tam ona ulaştığında, başının üstünde bir alev parladı. Altı Ölüm Yiyen asalarını ona doğrultmuşlardı.
Harry kaçınılmaz sonun geldiğini düşündü. İşte nihayet, sebep olduğu hasara bakmasına gerek kalmayacaktı. Ancak birden Harry'nin önünde bir kalkan belirdi. Büyülerden ikisi kalkana çarpıp geri döndü. Harry sola baktı ve Kingsley Shacklebolt ile tanımadığı bir büyücünün, onun etrafında bir koruma kalkanı oluşturduğunu gördü.
Ölüm Yiyen'ler durakladı. Her taraftan cadılar ve büyücüler cisimleniyordu. Harry aralarında geçen yıl Yoldaşlık'ta gördüğü bazı kişileri tanıdı. Seherbaz'lar anında saldırıya geçmişti. Şimdi kıran kırana bir savaş cereyan ediyor, Ölüm Yiyen'ler geriliyordu. Her taraf ateş toplarıyla ve molozlarla doluydu. Ama savaş yön değiştirmişti.
Kingsley'le diğer büyücü durumu gözden geçirdikten sonra kalkanı kaldırdılar. Kingsley Harry'yi yere itti. "Aşağıda kal Potter!"
Harry Ron'un yanına eğildi. "İyi misin?" Ron solgunca başını salladı. "Harry, annemle babam, diğerleri?"
Harry birden yok olmak, ortadan kaybolmak, hiç geri gelmemek istedi. Ancak Ron'a bakıp güçlü bir sesle, "Merak etme, yaralılar ama iyi olacaklar." demeyi başardı, içinden bunun doğru olmasını umut ederek. Ron içini çekti.
Harry, bulunduğu yerden savaşın iyiye gittiğini görebiliyordu. Bir süre sonra kalan Ölüm Yiyen'lerin çoğu kaçmayı tercih etti. On beş dakika kadar sonra etrafta yıkıntılardan başka bir şey kalmamıştı.
Büyücülerden biri onlara doğru koştu. Harry acıyla onun Bill Weasley olduğunu gördü. Suçlu bir şekilde önüne baktı.
"Harry, Ron, iyi misiniz?" Ron 'evet' dedi sadece.
Bill kafasını kaldırıp evinin üzerinde süzülen Karanlık İşaret'e baktı. Gözleri dehşet ve acıyla büyümüştü, zorlukla yutkunup:
"Diğerleri…" derken sesi titriyordu. Göreceklerinden korkarak bakınıyor, gözleri ailesini arıyordu. Birden yıkıntılara doğru koştu. Mr. Weasley'i gördüğünü tahmin etti Harry.
Yavaşça ayağa kalktı. Kingsley ona doğru geldi.
"Artık kalkabilirim herhalde," dedi Harry. Kingsley onayladı. "Yine de uzaklaşma Pottter," dedi. "Bitmemiş olabilir."
Harry Ron'dan biraz uzaklaşıp Ginny'ye baktı. Bir cadı onu ayıltmıştı ve o da tıpkı Bill gibi dehşetle etrafına bakınıyordu.
Lupin, Mrs. Weasley'nin yanına eğilmiş, durumuna bakıyordu. İlerde George, süt beyazı bir yüzle Fred'in yanına devrilmiş, tek eliyle kardeşini ayıltmaya çalışıyordu.
Harry Hermione'nin yanına gitti. Hâlâ baygındı, ama nefes alıp veriyordu. Onu kaldırmaya çalıştı, fakat yapamadı.
Bakanlık büyücülerinin bir kısmı etrafta gözcülük yaparken, bir kısmı yıkıntılar arasında yatanları arıyordu. Harry ise yoğun bir suçluluk hissiyle etrafı izliyordu.
