YEDİNCİ BÖLÜM

Anthea Madison

Karargâh'ta günler geçerken Harry ve arkadaşları oldukça eğleniyorlardı. Harry en çok oturup Lupin'le yaptığı konuşmaları seviyordu. Lupin onu asla zorlamıyor, sessiz kaldığında sıkıştırmıyor, ancak ustalıkla tıkanıklığının geçmesini sağlayıp konuşturmayı başarıyordu. Eskisinden daha yakın olmuşlardı şimdi. Fakat Harry, en son yakın olduğu kişinin başına gelenleri hatırlayınca hep kasılıyordu. Ama Lupin onun hislerini anlıyordu.

Bazen Ron, Hermione ve Harry ile birlikte oturup onlara eski günlerden öyküler anlatıyordu. İşte o zamanlar mutfak kahkahalara boğuluyordu.

Mr. Weasley ve Bill pek evde olamıyorlardı. Charlie zaten saldırıdan sonra gönülsüzce Romanya'ya dönmüştü. Harry onun burada kalmayı tercih ettiğini biliyordu, ancak Dumbledore'un başka ülkelerde de Yoldaşlık için çalışacak insanlara ihtiyacı vardı.

Lupin ise bazen gizemli görevler için evden ayrılıyordu. Geri döndüğünde de hiçbir şey söylemeden yine onlarla eğleniyordu. Diğer bazı Yoldaşlık üyeleri ise bir daha görünmemişti.

Aradan bir hafta geçti. Akşam yemeğine indiklerinde Dumbledore'un da onlara katılacağını öğrendiler. Yemek oldukça iyi geçti. Dumbledore'un keyfi yerindeydi. Nihayet yemek bitip herkes içeri geçerken Dumbledore seslendi, "Harry sen kal." Harry durdu. Ron ve Hermione kapıya ilerledi, ancak Dumbledore, "Siz de lütfen." diye ilave etti. Üçü birlikte merakla beklediler.

"Sizlerle konuşmak istiyorum." dedi Dumbledore arkasına yaslanırken. Gözlüğünün üstünden Ron ve Hermione'ye baktı. "Sanırım Harry size kehanetten bahsetti." İkisi huzursuzca kıpırdandılar. Ancak Dumbledore kimsenin bir şey söylemesine izin vermeden devam etti. "Önemli değil. Zaten bununla ilgili bir şey söylememe gerek yok. Kimseye söylememeniz gerektiğini biliyorsunuz." İkisi de başını salladı. Dumbledore Harry'ye döndü, "Sıra dışı olan her şeyi bilmek istiyorum Harry." Harry onayladı. "Sana saçma görünse bile." diye ekledi Dumbledore.

Harry yine onaylarken, Dumbledore biraz düşündü, dar çerçeveli gözlüğünün üstünden onları tekrar süzdü. Sonra o da başını sallayarak, "En kısa zamanda özel ders almaya başlıyorsunuz. Üçünüz de. Bu dersler okula döndüğünüzde de devam edecek."

Ron kaşlarını kaldırıp Hermione'ye baktı. Harry, "Acaba ne tür dersler-" derken, Dumbledore elini şöyle bir salladı.

"Ah! Biraz ondan biraz bundan," Gülümseyip göz kırptı. "Pratik yaptığınızı farz edin," diye ekleyerek kapıya ilerledi. Üçü birbirlerine baktılar.

"Vaay!" dedi Ron.

"Bence bu harika!" dedi Hermione gözleri parlayarak.

"Sizce kim ders verecek?" diye sordu Harry.

Ron omuzlarını silkti. "Lupin ya da Moody."

O sırada Lupin içeri girdi. Harry ona döndü: "Bize kimin ders vereceğini biliyor musun?"

Lupin ona baktı, "Ah! Demek Dumbledore söyledi. Bakacağız Harry." Gülümseyip çıktı. Yine birbirlerine bakıp heyecanla fısıldaşarak içeri geçtiler.


Ertesi akşam Dumbledore tekrar geldi, ancak bu sefer yalnız değildi. Mutfağa girdiklerinde Harry Fred'le konuşuyordu. Mr. Weasley masa başında Bill ve George'la birlikte oturuyordu. Yemeğin hazır olmasını bekliyorlardı. Kapı açıldı ve Dumbledore içeri girdi.

"Herkese iyi akşamlar!" Herkes neşeyle "Hoş geldin!" derken, yanındaki misafirini gördüler. Beline dek uzanan simsiyah saçları vardı. Uzun boyluydu. Vücudunu sımsıkı saran camgöbeği bir tulumun üzerine lacivert bir pelerin giymişti. İnanılmaz derecede açık, dumanlı mavi gözleri masadakilere odaklanmıştı.

Dumbledore, "Gel ve onlarla tanış, Anthea," dedi. "Sanırım tanıdık birilerini de görebilirsin." Anthea diye seslendiği cadı masaya doğru yürüdü. Dumbledore tanıştırmaya Weasley'lerden başladı. "Arthur Weasley ve eşi Molly... Bu en büyük oğulları Bill, diğer oğulları Ron, kızları Ginny, sonra Fred ve George Weasley, Hermione Granger ve Harry Potter..."

"Ve hanımlar beyler, bu da Anthea Madison."

Anthea Madison, tanıştırılırken herkesin elini sıktı. Sıra Harry'ye geldiğindeyse yine elini sıktı, fakat Harry'yi çok şaşırtarak yara izine değil direkt gözlerinin içine baktı ve "Memnun oldum." diyerek dikkatle bakmaya devam etti. Sağdan bir ses "Anthea?" dedi yavaşça.

Cadı döndü ve şaşkınlıkla, "Lupin," dedi, "Remus Lupin!"

"Evet" dedi Lupin gülümseyerek, ilerledi ve birbirlerine sarıldılar.

"Sen, burada ha!" dedi gülerek cadı. Dumbledore'a döndü, "Aşkolsun Profesör, niye söylemediniz?"

Dumbledore keyifle, "Sürpriz olsun istedim." dedi.

"Gerçekten de oldu," dedi Anthea, gülümseyerek Lupin'e döndü, "Hiç değişmemişsin. Kaç yıl oldu, on, yirmi, yoksa otuz mu?"

"Hâlâ berbat bir yalancısın," dedi Lupin gülerek, "Çok değiştim, ama hiç de o kadar uzun süre geçmedi."

Şakalaşmaya devam ederlerken Ron Harry'ye eğilip, "Sence o kim?" diye sordu.

Sanki Dumbledore soruyu duymuşçasına, "Anthea bir Seherbaz," dedi. "Fakat başka bir ülkedeydi, ona burada daha çok ihtiyacımız olduğuna kendisini ikna ettim." diye ekledi.

Anthea güldü: "Tabii ne demezsin!"

"Eh! Sonunda sen de burada olmayı tercih ettin." dedi Dumbledore keyifle. "Doğrusu çok minnettarım, Anthea."

Genç kadın "Eh, ne de olsa Voldemort buralarda takılıyor." dedi aynı ifadeyle. Lupin güldü. Fakat bazıları ismi duyunca istemsizce sarsıldı. Mrs. Weasley 'sofraya buyurun lütfen' deyince de herkes oturdu. Anthea Madison, Lupin'in yanına oturdu ve aralarında konuşmaya devam ettiler. Harry yemek boyunca Lupin'e baktı. Oldukça merak etmişti. Anthea yirmi yıl demişti, ama Lupin hiç de o kadar uzun değil demişti. Bildiği kadarıyla Lupin, annesi, babası ve Sirius yirmi yıl önce arkadaştılar, yani Hogwarts'tayken. Acaba Anthea da mı Hogwarts'taydı? Ailesini tanıyor olabilir miydi? Tam o anda Anthea dönüp Harry'ye baktı ve gülümsedi. Sonra dönüp Lupin'e bir şeyler söyledi ve Lupin de dönüp Harry'ye baktı. Tekrar Anthea'ya bakıp başını salladı ve 'Evet' dedi. Ne konuştuklarını merak etti Harry.

"Bir Seherbaz için fazla güzel değil mi?" diye fısıldadı Ron. Harry içinden 'evet çok güzel' diye geçirdi. Anthea Madison onlara döndü ve gülümseyerek "Teşekkür ederim." dedi. Harry de Ron da kızardılar. Harry hiç konuşmadığı halde, nasıl duyulduğunu anlamadan bakıyordu. Aklını mı okumuştu acaba? Olabilir miydi?

Yemekten sonra yaşı küçük olanlar içeri gönderilirken, diğerleri mutfakta kaldı. İçlerini çekerek yukarı çıktılar. Konu belliydi zaten; Anthea Madison. Ginny ve Hermione bile onu beğenmişlerdi. Bir süre nerede olduğu ve neden dönmüş olabileceği ile ilgili konuştular. Sonra Harry ve Ron satranç oynamak istediler ve Harry oyunu almak için aşağı indi. Aslında satranç takımı misafir odasındaydı, ama Harry merakına yenilip bir kat daha indi, giriş salonundan mutfağa yönelecekti ki, en ummadığı kişi ile karşılaştı ve son basamakta durdu.

Severus Snape elinde tuttuğu bir kâğıdı dikkatle okuyordu. Mutfak kapısı açıldı.

"Severus?"

Snape döndü. Anthea Madison içeri girmişti.

Snape şaşkınlıkla baktı ona: "Anthea?"

Anthea başını sallayıp ilerledi ve elini uzattı. Bir an duraksayan Snape uzatılan eli sıktı. Kâğıdı usulca cebine soktu. Tüm ilgisi birden Anthea'ya yönelmişti.

"Seni görmeyi beklemiyordum." dedi Anthea Madison.

Snape'in gözleri hafifçe kısıldı, "Aynı şey benim için de geçerli." dedi. Bir sessizlik oldu.

Harry bir ona bir ötekine bakıyordu. İsmiyle hitap etmişti. Arkadaş mıydılar? Yok canım daha neler! Ama el sıkışmışlardı. Sadece kibarlık olsun diye, ya da formalite. Harry düşünürken içeri Lupin girdi ve sessizlik dağıldı.

"Ah! Severus," dedi Lupin, "Dumbledore seni bekliyor." Snape başını salladı. Anthea'yı başıyla selamlayıp mutfağa girdi. Anthea Madison düşünceli bir şekilde Lupin'e döndü, "Remus, acaba-" Ancak merdivenlerin orada Harry'yi gören Lupin, elini kaldırıp onu susturdu. Anthea döndü ve yine Harry'ye gülümsedi. Lupin tekrar Anthea'ya dönüp, "Hadi biraz eski günlerden bahsedelim." deyip yukarıyı gösterdi. Mesajı alan Anthea başını salladı. Harry'nin yanından geçip yukarı çıktılar.

Harry kafası karışık bir halde basamağa çöktü. Yine bebek muamelesi görüyordu. Ve bundan artık sıkılmaya başlamıştı. Düşündü. Anthea Lupin'i tanıyordu. İyi arkadaş oldukları belliydi. Ama Snape? Kafasında evirip çevirip bir sonuç alamayınca kalktı. Tam o sırada tepesinden Ron'un sesi yükseldi:

"Satranç takımı ne kadar uzakta, Harry?"