Özet: Chloe Londra da yeni "arkadaş" ararken birisiyle tanışır.


Chloe Paris'e verdiği zarardan sonra -ki orada kendisini rezil etti- annesiyle birlikte Londraya gitti. Chloe Londraya vardığında annesiyle beraber en lüks otelde kaldılar. Neyse ki hala çok zenginlerdi -ultra bile diyebiliriz-. Chloe Londra'daki ilk günleri çok güzel geçti. Bir çok hayranıyla karşılaştı. Fotoğraf çektirdiler, imza istediler ve daha fazlası vardı. Chloe bu ilgi için mutluydu. En azından Paris'ten alabileceği bütün ilgiyi Londra da almıştı ama... yine de yeni bir arkadaşa -yeni bir köleye- ihtiyacı vardı.

Chloe sosyal medyadan bu konu hakkında paylaşım yaptı. Sonuçta yaptığı yarışma sonucu bir köle bulamamıştı. Bu yüzden bunu ikinci kez paylaşması gerekti.

Chloe oturduğu kafede Espresso içerken zengin bir kızla annesini gördü. Oradaki kızın annesi oldukça sevgi dolu bir kadına benziyordu ama oradaki kız tam tersiydi. Chloe o kızda kendisini gördü. Tek fark o kızın saçı kahverengiyken kendisinin saçı sarıydı. Kızla annesinin etrafına birkaç paparazzi geçti. Kızla annesi "Ridonculous Race" adlı bir şovda yarışmışlardı. Chloe onları izledi, oradaki anneye baktı... içinde bir burukluk hissetti.

"Annemm... neden onun gibi sevgi dolu olamadı ki..." Chloe anlık duygusallıkla kendi kendine sordu.

Chloe gözlükleri sayesinde gözlerinden göz yaşları görünmüyordu. Evet doğru duydunuz, Kraliçe Arımız oradaki anneye sahip olamadığı için ağlıyordu. Chloe kendi annesini çok seviyordu ama annesi her zaman o "Biricik Zoe'yi" sevecekti!

Daha sonrasında paparazziler gitti. Anne ve kız masaya oturdular. Chloe'nin masasına.

"Tatlım, burası dolu muydu acaba?" Oradaki anne sordu.

"Şey, hayır, burada oturabilirsin veya her neyse işte." Chloe umursamaz bir şekilde cevap verdi.

Oradaki kızın annesi Chloe'ye teşekkür etti.

"Taylor, hadi oturalım canım." Kelly söyledi.

"İyi, burada Macchiato olsa iyi olur." Taylor adlı kız söyledi.

Taylor masaya oturdu.

Taylor sarışın kıza baktı.

"Hey, sen şu "Kraliçe Arı" değil misin?" Taylor sordu.

"Evet?" Chloe kaşını kaldırarak cevapladı.

"Parisi iyi yönettin Kraliçe ama o flolbug tarafından oldukça soyuldun!" Taylor söyledi.

"Biliyorum değil mi? O flopbug ve Flopnoir benim planlarımı alt üst etti!" Chloe söyledi.

"Onlar...-?"

"Onlar Paris'in "Süper Kahramanları"" Chloe, Taylor'un annesinin sözünü keserek cevap verdi.

"Şey, aslında Paris'i ziyaret etmeyi düşünüyorduk, orada yapamadığımız birkaç alışveriş vardı." Taylor'un annesi söyledi.

"Oraya gitmeye değmez, orada değersiz eziklerden başka kimse yok!" Chloe söyledi.

"Peki ya senin en yakın arkadaşın Adrien Agreste?" Taylor'un annesi sordu.

Chloe biraz duraksadı. Adrikinds ile olan arkadaşlıkları kötü bitmişti. Fırıncı Kızına yaptığı şeylerden dolayı Adrien, Chloé île arkadaşlıklarını bitirmişti. Chloe bunu umursamamış gibi yaptı ama oldukça kırılmıştı.

O zamanlar 'Adrikinds bunu bana nasıl yapar?!' diye düşünüp durdu ama sonrasında onu da umursamadı. Eğer kendisine karşı durmak istiyorsa öyle olsundu. Chloe bir düşmana daha hayır demezdi zaten.

"Onunla artık arkadaş değiliz, farklı koşullardan dolayı arkadaşlığımızı bitirme kararı aldık." Chloe hiçbir şeymiş gibi söylemeye çalıştı ama bunu söylerken hafif bir duygusallık vardı.

"Ohh tatlımm, eminim ki onunla yeniden arkadaş olursun." Kelly -Taylor'un annesi- Chloe'ye söyledi.

Kelly Chloe'ye teselli vermek amacıyla onun omzuna dokundu.

Chloe bu hissi biliyordu. Bir zamanlar kaybetmek istemediği ama kendisi yüzünden kaybettiği bir öğretmeni hatırladı...

"Bayan Bustier..." Chloe üzüntüyle söyledi.

"Pekala, neden burası oldukça duygusal olmaya başladı? Bu çok sıkıcı!" Taylor söyledi.

Chloe kendine geldi ve başını salladı.

Duygusallık zaman kaybıdır. Bunu çok iyi biliyordu.

Kelly masadan kalktı ve Taylor'un Macchiato'sunu almaya gitti.

Taylor ve Chloe baş başa kaldılar.

"Yani, burada kendine köle bir "arkadaş" mı arıyorsun?" Taylor sordu.

"Elbette! Sabrina bana ihanet etti, elbette ki onun yerini birilerini doldurması lazım, ayrıca senin hiç kölen yok mu?" Chloe sordu.

"Hayır, benim gerçek dostlarım var. Birlikte alışverişlere gidiyoruz, dedikodu yapıyoruz ve senin de anlayacağın bazı şeyleri yapıyoruz." Taylor kıza göz kırptı.

"İğrenç ama bunu sevdim." Chloe söyledi.

"Yani istersen sana köle bulmana yardım edebilirim ama... istersen senin arkadaşın da olabilirim." Taylor söyledi.

"Arkadaş mı?" Chloe sordu.

"Ridonculous Race'te öğrendiğim bir şey varsa arkadaşlıkların iyi olduğudur. Ayrıca orada bütün erkekler kapılmış!" Taylor söyledi.

Chloe kıkırdadı ve sonrasında genelde kimseye göstermediği surat ifadesini zengin kıza takındı.

Gülümsüyordu ve bu gerçek ve samimiydi.

Chloe ve Taylor el sıkıştılar. İkisi birbirlerine telefon numaralarını verdiler.

Kelly kızların birbirleriyle anlaştıklarını görünce çok mutlu oldu.

"Sanırım Ridonculous Race, Taylor için oldukça iyi bir deneyim oldu." Kelly kendi kendine söylendi.

Kelly kızının kahvesini getirdikten sonra kız kahvesini içmeye başladı.

Chloe onlarla birkaç dakika takıldıktan sonra oradan ayrıldı.

Chloe köle arayışına çıktığı yolculukta gerçek bir arkadaş edinmişti. Kendisi gibi bir kız ama gerçek bir arkadaştı.

Chloe mutluydu ve Taylor ile birlikte o köle "arkadaşı" beraber bulacaklardır.

(The End)


Note: Pekala, TD ve MLB collabı bir fic yazdım. Chloe'nin olduğu yeri unuttuğum için birkaç araştırma yapman gerekti. Ayrıca Chloe'nin karakterini korumaya çalıştım. 1-5 sezon arası karışık gittim. Umarım onun karakterini iyi yazabilmişimdir. Ayrıca Taylor ile iyi ikili olurlardı. Her neyse, öncekinde yazmış mıydım bilmiyorum ama ailemle bir tartışma yaşamıştım. Ayrıca olduğum yerde depremler yaşandığı için pek te iyi değildi. Şuan ailemle aram iyi ve daha iyiyim :)) Her neyse, yeni hikayelerde görüşmek üzere. Sizleri sevdiğimi unutmayın :)))