21 Mart 1981
Kılkuyruk, son derece gergindi. Malfoy Malikanesinde iken hep gergin olurdu zaten. Burada, soğuk, taş duvarlar arasında olmaktan hoşlanmıyordu. Bu bir yana ev Ölüm Yiyenler ile doluydu. Aslında artık kendisi de bir Ölüm Yiyendi. Ona -acı dolu çığlıklar arasında- Karanlık İşaret'i damgalamışlardı. Daha sonra yüksek bir şak sesiyle düşüncelerinden uyandı Kılkuyruk. Malfoy'ların ev cini Dobby içeri girmişti. "Efendi Lucius, sizinle konuşmak istiyor, Dobby haber vermeye geldi." dedi Dobby ciyaklar gibi bir sesle. "Ee şey, hemen şimdi mi görüşmem gerekiyor?" diye sordu Kılkuyruk. "Efendi hemen görüşmek istiyor." dedi Dobby. Kılkuyruk bunun üzerine istemeye istemeye odadan çıktı ve soğuk,taş merdivenlerden aşağıya inip Malfoy'un karşısına çıktı. Kılkuyruk daha da gergin bir sesle, "Ef-efendim, beni çağırmışsınız." dedi. "Evet Pettigrew, seni çağırdım. Ancak seninle konuşacak olan kişi ben değilim. Seninle Karanlık Lord özel olarak konuşacak." Kılkuyruk bu laflar üzerine -eğer böyle bir şey mümkünse- daha da gerildi. Malfoy devam etti, "Karanlık Lord az sonra gelicek ve bende sizi yalnız bırakacağım." Ve gerçekten de az sonra Bembeyaz teniyle, kırmızı yılan gözlerine benzer şekilde dik bir çizgi şeklinde gözleriyle, burun yerine bir yılan burnuyla Karanlık Lord kapıdan içeri girdi. Kılkuyruk şu anda yaşamış hiç kimsenin kendisi kadar gergin olmadığını düşündü. Apaçık titriyordu. Malfoy, "Yüce Karanlık Lord, hoşgeldiniz. En iyisi isteğiniz üzere ben sizi yalnız bırakayım." dedi ve geniş odadan çıktı. Karanlık Lord soğuk ve tiz sesiyle konuştu, "Pettigrew, Lucius sana özel bir konuşma yapacağımızı söylemiştir." Kılkuyruk, "E-e-evet lo-lordum." dedi titreyerek. "Sen her ne kadar işe yaramaz olsan da Pettigrew, bizim çok işimize yaradın." dedi Karanlık Lord ve devam etti, " Dorcas Meadowes senin verdiğin bilgiler sayesinde öldürüldü." Kılkuyruk'un içini dehşet kapladı, onun yüzünden masum bir cadı öldürülmüştü. Başka kimler öldürülücekti kendisi yüzünden? Düşüncelerini soğuk,tiz ses böldü, "Ama sen şu anda çok daha özel bir konuda işe yarayacaksın Pettigrew." Kılkuyruk düşündü, acaba ne yapıcaktı? Birine işkence mi edicekti, hatta birini öldürecek miydi? Karanlık Lord devam etti, "Senden Potter'ların nerede olduğunu söylemeni istiyorum. Ev Fidelius Büyüsü ile korunuyor ve seninle aynı dönemde Hogwarts'a gitmiş Ölüm Yiyen'lerimden öğrendiğime göre sen James Potter'a yakınsın. Bu sebeple senin, Remus Lupin'in veya Sirius Black'in Sır Tutucu olabileceğini düşünüyorum, Pettigrew." Ardından Karanlık Lord bir süre sessiz kaldı. Bu sırada Kılkuyruk'un gözünün önüne Sır Tutucu seçilirken ki anılar geldi. "Sen Sır Tutucusun Pettigrew, şimdi söyle bana, Potter'ların evi nerede?" Kılkuyruk, itiraz etmenin bir anlamı olmadığını biliyordu. Karanlık Lord Zihinbend uygulamış ve Kılkuyruk'un Sır Tutucu olduğunu öğrenmişti. Eğer Sırrı açıklamazsa öldürüleceğini de biliyordu. Şimdi vermesi gereken bir karar vardı. James, Lily ve daha bir yaşını bile doldurmamış Harry'nin mi ölmesi, yoksa kendisinin mi ölmesi. Kılkuyruk kararını verdi. Kendisi ölmeyecekti. Hayır, arkadaşları için canını feda edemezdi."James ve Lily'nin evi, Godric's Hollow'da, Potter Evi'nde." dedi Kılkuyruk, yapmıştı, arkadaşlarına ihanet etmişti. Muhtemelen hepsi ölecekti. "Aferin, Pettigrew." dedi Karanlık Lord. "Aferin, işe yaramaz hayatının en işe yarar anını yaşadın."
