Özet: Disventure Camp All Stars'ın 16 bölümün son sahnesine farklı bir bakış. Riya tarafından. Fazla ağlama içerir ve fazla ağlamanın o kadar da sağlıklı olduğu söylenemez... İyi okumalar :))


Connor o parfümü nehre attığında oraya koştum. O parfümün benim için ne kadar değerli olduğunu bilemezsin.

Elbette ki güzel kokmak istiyorum ama o parfüm bana birlikte olduğumuz iyi anları da hatırlatıyor. Parfümü sudan aldıktan sonra ona baktım ve sırıttım ama o bana hayal kırıklığıyla baktı.

Neden öyle bakıyordu ki?

Connor üzgün bir şekilde yanımdan ayrıldı.

Onu hiç bu kadar hayal kırıklığına uğramış bir şekilde görmemiştim...

Onu durdurmak istedim ama... yapabildiğim sadece parfümü atmak oldu. Sonrasında sudan çıktım ve karşıya baktım. Parfüm artık bitmiş bir aşkın simgesiydi...

Kameraların açık olup olmadığına bakıyorum.

Güzel, kameralar kapalı.

Bunu görünce sevinsem de içimdeki duygular bunun aksini söylüyordu.

Yere yığıldım ve ağlamaya başladım. Madem kameralar kapalıydı, o zaman bende içimde kalan az da olsa iyi kızı serbest bırakmalıydım.

Orada parfüm için ağladığımı düşünebilirsiniz ama hayır, ağladığım şey bir ilişkinin gerçek anlamda bitmesiydi... Connor'u hayal kırıklığına uğramıştı ve ben de buna vesile olmuştum.

Diğerlerinin beni bulmasına karşı ağlamalarını hızlandırdım. Acımı ileri tuşuna basar gibi hızlandırdım.

Sonrasına acı içinde çığlık attım. Sanki orada kalbimin gerçek anlamda kırıldığını hissettim. Sanki kalp krizi geçiriyormuş gibi.

Ağlamaya devam ettim. Tıpkı bir çocuk gibi ağlıyordum. Sanki 5 yaşındayken kaybettiğim oyuncak bebeğim için ağlıyormuşum gibiydi...

Belki de hiç büyüyememiştim...

Sonrasında birileri geliyor ama ben gelen kişiyi duymuyorum.

Sonrasındaysa bana sesleniyor.

"Riya?"

Arkama bile dönmedim ama bir kız olduğundan oldukça emindim.

Gelen kız bana yaklaştı ve ona döndüm. Ally'di.

Hala ağlıyordum ve bunu durduramıyordum. Hızlı ağlamak beni daha da çok ağlatmaya sevk etmişti.

"Riya! Ne oldu? İyi misin?"

Ally bana sordu ama ben hala bebekler gibi ağlıyordum.

Ally karşıya baktı. Bir parfüm gördü.

"Hemen döneceğim."

Ally suya atladı ve parfümü aldı.

Sonrasındaysa bana parfümü verdi. Sıkıca tuttum. Küçükken kaybettiğim bebeğimi tutarcasına sıkıca tuttum.

"Geçti Riya, geçti. Ben buradayım, arkadaşın burada."

Ally bana söyledi.

Ally'in sesi çok nazikti ve çok... Tanrım... onun sesi neden beni hipnotize ediyor? Neredeyse uyuyacağım!

Uyumamaya çalışıyorum ama dengemi kaybedip yere düşüyorum ve uyuyorum.

"Riyaaa!"

Ally endişeyle söylüyor ve bana bakıyor. Uyuduğunu fark ediyor ve uyurken ki yaptığım utanç verici şeyi görüyor... Parmak emmek...

Ne zaman kendimi umutsuz hissetsem her zaman parmağımı emerim. Bu küçüklüğümden beri aşamadığım bir rahatsızlık. Bu beni biraz bebek gibi hissettiriyor ama neyse ki Connor o zamanlarda dahil beni parmak emerken görmedi.

Ally gülümsedi ve beni kucağına aldı. Sanki bir anne gibi. Beni biraz salladı, üzüntüm biraz da olsa gitmişti. Artık kendimi daha iyi hissediyordum.

Ally beni kucağında taşıyarak gitti ama oradaki söylediğim şeyi duymadı.

"Connor... çok üzgünüm... seni seviyorum ve sakın beni bırakma..."

(The End)


Note: Pekala, ep 16'yı izlerken bu sahneyi hatırladım ve çok üzüldüm. Bu yüzden burayı hafiften yeniden bir yazım yazmak istedim. Belki buna devam ederim veya bunu seri hale getirip öyle de yapabilirim. Bunu yapmayı isterim ama Total Drama Island My Way'imi yazdığım için bunu yapmam biraz zor olacak. Her neyse, ConRiya benim favorim. Bunun "proship" olduğunu biliyorum. Araştırdığıma göre büyük yaş farkı proship olduğu gösteriliyor. Umursamıyorum. Her neyse, umarım bu tatlı hikayeyi sevmişsinizdir. Başka hikayelerde görüşmek üzere, sizleri çok seviyorum :))

Note 2: Pekala bu hikaye normalde 6 nisan tarihinde yazıldı ama göndermeyi sürekli unuttuğum için bunu 4 gün sonra yayınlıyorum. Aslında dengesiz bir hayat yaşadığım için bu duruma şaşmamalıyım... bazen bir şeyi bile düzgün yapamıyorum...